Arþiv: 'Endüstri Bitkileri' Kategorisi

YONCA(MEDİCAGO SATİVA)

Saturday, January 20th, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMİ

Yonca çık yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 50-80 cm dir. Derin bir kök sistemi vardır. Uygun koşullarda 8-10 metre derine gider. Etkili kök derinliği 120-180 cm dir.

Yonca önemli bir yem bitkisidir. Otlatılmaya da oldukçæ dayanıklıdır. Bu nedenle mer’aların ıslahında diÄŸer bitkilerle karışıma giren ve mer’anın kalitesini arttıran bir bitkidir. Ahır besiciliÄŸinde et ve özellikle süt verimini % 30′lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik deÄŸeri olan yoncada, içerisinde 10 kadar vitamin de vardır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

2.1 İklim İsteği

Yoncanın Alaska ve Sibirya gibi çok soğuk bölgelerde yetişen türleri olduğu gibi en sıcak bölgelerde de yetişen türleri vardır. Sıcak olan gün sayısı ne kadar fazla ise biçim sayısı ve buna bağlı olarak ot v erimi de o oranda artar.

2.2 Toprak İsteği

Yoncanın en iyi yetiÅŸtiÄŸi topraklar; tınlı, kumlu-tınlı, kumu çok fazla olmayan ve yeter derecede kireç içeren topraklardır. Taban suyu yüksek ve PH’nın 6.5 dan aÅŸağı olmaması gerekir. Yoncanın normal ürün verebilmesi için toprağın fosfor ve potas kapsamı bakımından iyi olması gerekir.

3. YETİŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Bölgemizde ekim nöbeti şekli: Buğdaygiller + 2.ürün + Yonca (5 yıl) + Pamuktur.

3.2 Çeşit

Bölgemizde Kayseri yoncası populasyonundan seleksiyon yoluyla adaptasyonu yapılmış olan elçi yoncası çeÅŸidi ekilmektedir. Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi BaÅŸkanlığı’nın 1987-1992 yılları arasında Åžanlıurfa Koruklu Tarımsal AraÅŸtırma İstasyonunda yaptırmış olduÄŸu deneme sonuçlarına göre P.5929 Y, CUF-101, Elçi ve Diabloverde gibi çeÅŸitler tavsiye edilmektedir. Bu çeÅŸitler kış aylarında da büyümelerini sürdürerek, ilkbahar büyümesine erken baÅŸlamakta ve Nisan ayı sonu-Mayıs ayı baÅŸlarında ilk biçime gelebilmektedir.

Bu çeşitlerden yılda 2,000 kg/da dolaylarında toplam kuru madde verimi elde edilmektedir. Çeşitlerden ilk ekim yılında 5 biçim, kinci ve üçüncü yıllarda 6-7 biçim alınabilmektedir.

3.3 Toprak Hazırlığı

Yoncanın derin köklü bir bitki olması nedeniyle sonbaharda derin işlenmesi gerekir. İlkbaharda ise kültivatör ve diskaro çekildikten sonra tapan geçirilerek iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır.

3.4 Ekim

Bölgemiz koÅŸullarında en uygun ekim ilkbahardır. Nisan ayının ilk yarısında ve toprakta iyi bir tav mevcut iken ekim yapılmalıdır. Ekim elle serpme olarak yapılacak ise 2-2.5 kg/da, mibzerle ekim yapılacak ise 1-1.5 kg dekara tohum kullanılmalıdır. Elle serpme ekimde tohum ince elenmiÅŸ kumla 1/1 oranında karıştırılarak atılmalıdır. Mibzerle ekimde sıra arası en az 20 cm olmalıdır. Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi BaÅŸkanlığı’nın 1993-1996 yılları arasında Åžanlıurfa Koruklu Tarımsal AraÅŸtırma İstasyonunda yaptırmış olduÄŸu “GAP Bölgesinde Yoncanın (Madicago sativa L.) Ot Verimi Yönünden En Uygun Ekim Zamanı ve Tohumluk Miktarının Saptanması” üzerine yapılan araÅŸtırmalar sonucunda; Pioneer-5929 çeÅŸidinden, sonbahar ekimlerinden yıllara göre ortalama olarak 7453-13292 kg/da arasında yeÅŸil ot, 1897-3159 kg/da kuru ot ve 463-712 kg/da arasında ise ham protein verimleri elde edilmiÅŸtir. Bu sonuçlar doÄŸrultusunda, GAP Bölgesinde sulu koÅŸullar altında, sonbahar ekimlerinde kış soÄŸuklarının yoncada yonca da fide dönemlerinde zarar vermesini önlemek amacıyla mümkün olduÄŸunca erken ekim yapılmasının ve 3 kg/da tohumluk kullanılmasının uygun olacağı söylenebilir.

İlkbahar ekimlerinden, yıllara göre ortalama olarak 6177-13255 kg/da yeşil ot verimi, 1517-3205 kg/da kuru ot verimi ve 380-702 kg/da arasında ise ham protein verimleri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; GAP Bölgesi sulu koşullarında, Mart ayında yapılan ekimlerde 3 kg/da tohumluk kullanılmasının uygun olacağı, bunun yanında Nisan ayı başlarında yapılacak ekimlerde ise 2 kg/da fazla tohumluk kullanılmasının gereksiz olacağı izlenimi edinilmiştir.

Yonca tohumları ekimden önce bakteri kültürü ile aşılanmalıdır. 100 kg yonca tohumuna 1 kg bakteri kültürü karıştırılmalıdır.

3.5 Gübreleme

Yoncaya ekimle birlikte 4 kg N ve 23 kg P2O5 verilmelidir. Yani 15 kg %26 lık A.nitrat veya 20 kg %21 lik Amonyum sülfat ile 50 kg %42-44 lük triple süper fosfat gübresi diskarfo çekilmeden önce toprağa serpme olarak atılır.
Azotlu gübre yalnız ilk yıl verilir. Fosforlu gübre ise her yıl sıra arasına banta verilerek çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.
Şanlıurfa Araştırma Enstitüsünün yaptığı bir çalışmada 4 yılı P2O5 ihtiyacı olan 92 kg/da fosforu ekimle birlikte bir defada verilebileceği belirlenmiştir.

3.6 Sulama

Bir yılda 6-8 kez biçim yapılabilmekte ve yıllık su tüketimi sıcak yörelerde 2500 mm ye kadar varmaktadır. Nisan,Mayıs ve Eylül aylarında 15 gün arayla, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ise 10 günde bir sulanmalıdır. Her sulamada toprağın 0-120 cm si tarla kapasitesine getirilecek şekilde su verilmelidir. Yonca sulamasında dikkat edilecek önemli bir husus her biçimden sonra mutlaka sulanmalıdır. Sulamalar uzun tava veya yağmurlama metoduyla yapılmalıdır.

3.7 Bakım

Temiz bir yonca tarlasına sahip olmanın en doğru yolu temiz ve küskütsüz tohum ekmek ve tarlayı ekimden önce yabancı otlardan temizlemektir. İlk yıl yoncanın gelişmesi için gerektikçe çapa yapılmalıdır. Diğer yıllarda ise tarlanın yabancı otlardan temizlenmesine özen gösterilmelidir.

3.8 Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi

Yoncanın en önemli hastalık etmeni virüstür. Virüsten sakınmak için en etkili önlem, sertifikalı tohum, daha önceden virüsle bulaşık olmayan toprak ve temiz sulama suyu kullanılmalıdır.

Yoncanın en önemli iki zararlısı yaprak biti (Püseron) ve yonca hortumlu böceğidir. Yoncanın en büyük düşmanı küsküt otudur. Küsküt, ince sarı sülükleri ile yoncanın gövdesini sararak besinini alır,zayıf düşmesine yol açar. Küsküt görüldüğü zaman tohum bağlamadan yonca biraz dipten biçilmeli veya küsküt az ise elle toplanıp yakılmalıdır.

3.9 Hasat, Harman ve Depolanması

Otu için yetiştirilen yoncanın en uygun biçim zamanı %10 çiçeklenme devresidir. Biçim yüksekliği 8-10 cm olmalıdır. Son biçim daha yüksekten yapılmalıdır. Biçimden sonra yoncanın hayvanlarda şişkinlik yapmaması için güneşte 1-2 gün soldurularak verilmesi gerekir.

Yoncanın depolanıp saklanacak ise fazla kurutulmadan ve balyalanarak saklanmalıdır. Yonca fazla kurutulursa hem yaprakların dökülmesi hem de A vitamini kaybına yol açar.
Yonca sılajı da yapılabilir. %25-50 çiçeklenme döneminde biçilip silolanmalıdır.

4. VERİM VE MALİYET

Bölgemizde biçim sayısı 6-8 kez olabilmektedir. Ortalama dekara yaş ot verimi 10-12 ton, kuru ot verimi ise 1.8-2.2 tona yaklaşmaktadır.

KOLZA

Saturday, January 20th, 2007

ÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE SİSTEMLERİ

Kışlık olarak yetiştirilecek kolzanın üretimi hububat üretiminden çok farklı değildir. Sonbaharda iyi hazırlanmış tavlı bir tohum yatağı hazırlayarak mümkün olduğunca erken ekim yapmak ve iyi bir yabancıot mücadelesi ile kolza üretimini gerçekleştirmek mümkündür. Yalnız yazlık olarak üretilecek kolza da sulama ve gerektiğinde yabancıot mücadelesini tekrarlamak gerekecektir. Ancak ülkemiz şartlarında yazlık olarak kolza yetiştirmek çok marjinal alanlar dışında pek ekonomik olmayacaktır. Dolayısı ile burada bahsedilen üretim tekniği kışlık kolza içindir.

İklim ve Toprak İstekleri:

Kolza, verimli ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç göstermektedir. GüneÅŸli günler ve soÄŸuk geceler kolza yetiÅŸmesi için oldukça uygundur; hasat zamanında havanın kuru olması gerekmektedir. Kolzanın 300 ile 2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 oC arasında yıllık ortalama sıcaklığa, ve 4.2 ile 8.2 arasına pH’a toleranslı olduÄŸu bildirilmektedir.

Çeşit Seçimi:

Çeşit seçimi genellikle yetişme (vejetasyon) peryodunun uzunluğu ile belirlenmektedir. Vernelizasyon ihtiyacı değişiklik gösteren ve olgunlaşması uzun süren kışlık çeşitlerin tersine, yazlık çeşitler vernelizasyon ihtiyacı göstermeyen kısa olgunlaşma peryoduna sahiptir. İklim ve çiftçilik sistemlerindeki büyük farklılıklardan dolayı çeşitler genellikle özel olarak ıslah edildikleri bölgelerde en iyi adaptasyon göstermektedirler.

Toprak işleme ve Tohum Yatağı Hazırlığı:

Kolza, geleneksel hububat tarımında kullanılan toprak işleme aletlerinin dışında özel bir alete ihtiyaç göstermez. Tohum yatağı hazırlanması başarılı bir Kolza üretimi için oldukça önemlidir. Geniş yapraklı yabancı otlara karşı en iyi savunma hızlı çimlenme, çıkış ve büyümeyle elde edilmektedir. Homojen yüzeysel bir ekim çimlenmeyi hızlandırmakta ve ürünün yabancı otlarla mücadele yeteneğini arttırmaktadır. Maksimum sürüm derinliği genellikle 10 ila 13 cm (4-5 inç) arasında değişmektedir. Killi veya killi kumlu gibi ince tekstürlü toprakları açmak, karların erimesine veya yağmur sularının süzülmesine izin vermek amacıyla derin İşleme yapılabilir. 15 ila 18 cm den daha derin işlemenin büyük bir değeri yoktur ve sadece dikkate değer bir şekilde daha fazla masrafa sebep olmaktadır.

Ekim:

Kolza tohumu küçük olduğundan sonbahar toprak sürümü ve sıkı bir tohum yatağının hazırlanması arzu edilmektedir. Ekimden önce toprağın bastırılması sıkı ve düzgün bir tohum yatağı hazırlığına yardım eder. Tohumlar çok küçük olduğundan kolza tohumunun yayılabilmesi için tohumun yarı yarıya kırık tohumla karıştırılması önerilir; hektara 10 kg tohum için mibzerin hektara 20 kg karışık tohum olacak şekilde kalibrasyonu yapılmalıdır. Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha az olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden çıkış yapabilmektedir. Ekim derinliği çıkan fidelerin sayısını ve gelişmesini büyük ölçüde etkilemektedir. Kolza tohumu çimlenme için yeterli neme ulaşmak için gereğinden daha derin ekilmemelidir. 12 ile 25 mm derinlikte, sıkı, nemli, ve ılık tohum yatağına ekilen Kolza tohumları yüksek bir çıkış yüzdesiyle birlikte hızlı bir çimlenme göstermektedirler. Kolza ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10 0C olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. 10 derecenin üzerindeki toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı, hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi sağlamaktadır. Sıkı bir şekilde bastırılmış tohum yatağı tohum için mükemmel bir nem ve oksijen sağlamaktadır. Bu yüzden ekimden sonra tohum yatağı kadar kadar bastırılmalıdır.

Birim Alandaki Bitki Sıklığı (Tohum Miktarı):

Kolza verime çok az etkisi olan, nispeten deÄŸiÅŸik oranlarda deÄŸiÅŸen ekim yoÄŸunluÄŸuna veya bitki populasyonuna oldukça esnek bir üründür. Yapılan araÅŸtırmalar m2 ye 60 ile 200 bitki saÄŸlayan ekim yoÄŸunluÄŸunun hem Kolza hem de Brassica rapa da verim bakımından benzer sonuçlar verdiÄŸini göstermiÅŸtir. m2 de 200 den fazla bitki sayısının verimi az miktarda azalttığı bulunmuÅŸtur. m2 deki bitki populasyonunun 60′ın altına düşmesi verimde çok büyük bir azalmaya neden olmaktadır. İyi bir ekim sıralardaki boÅŸlukları minimize etmeli ve m2 de 80 ile 180 arsında bitki populasyonu saÄŸlamaya çaba gösterilmelidir. 15 cm lik mibzer sıra arası metre başına 12-27 bitki çıkışına ihtiyaç göstermektedir. Kolzanın bir kilogramında ortalama 250 000 tohum bulunmaktadır. Tohum miktarı ve çimlenme yüzdesi birim alandan mümkün olan maksimum bitki sayısını belirler.

Ekim Zamanı:

Kışlık kolzada erken ekimler daha yüksek verim vermektedir. Bunun belli başlı sebebi kışa rozet dönemi denilen 4-5 yapraklı dönemde girebilmesidir. Daha geç ekimlerde soğuk zararı görülebilir. Çok erken ekimlerde ise havanın iyi gitmesi durumunda bitkiler zamansız sapa kalkarak zararlanabilirler. Ekim zamanına şu faktörler etki edebilirler:

Bölgedeki donsuz periyot

Ekilecek çeşit ve olgunlaşması için gerekli gün sayısı

Kültürel işlemler

Tarlada işlemlere başlamayı belirleyen ilkbahardaki hava durumu

Tohum yatağı özelliği (nem, sıcaklık)

Toprak yapısı ve eğim

Çeşidin toprak sıcaklığına olan tepkisi

Yabancı ot durumu ve planlanan kontrol metodu

Çiftlik büyüklüğü ve ekipman

vii. Gerekli Besin Elementleri (Gübreleme):

Kolza da en başarılı gübreleme programı topraktaki mevcut besin elementlerinin durumuna bağlı olarak belirlenendir. Kolza, nitrojen ve fosfat gübrelemesine iyi tepki vermektedir. Genellikle dekara 10 kg saf azotun yarısı erken ilkbaharda kullanılmalıdır. Fosfor olarak ise dekara 8 kg yararlı gerekmektedir. Toprak tahlili neticesinde toprakta bu miktardan daha az seviyede fosfor bulunduğu takdirde aradaki fark kadar gübre ekimden önce toprağa verilmelidir. Kolza kükürtü çok sever. Bu nedenle kullanılacak gübrelerin sülfat formunda olmaları verimde olumlu etki yaratacaktır. Gübreyle direk temas tohumlarda zarar meydana getirdiğinden mibzerde hem tohum hem de gübrenin aynı tüpe boşaltıldığı durumlarda düşük miktarda gübre kullanılmalıdır.

Hasat:

Harnuplar aynı zamanda olgunlaştığı ve kolayca dağılma gösterir. Kuru ve olgun tohumlar doğrudan biçer döğerle hasat edilebilir. Ürünü biçmek için en iyisi tohumlar tamamen olgunlaşana kadar beklemek ve bitkilerin nemli olduğu bulutlu havalarda hasat etmektir. Böylece dağılma azalacaktır

Münavebe:

Kolza üretimi için gerekli toprak işleme: ekim sistemi, toprak zonları ve toprak tiplerine göre değişiklik göstermektedir. Kullanılacak sistem toprağın nemine, yabancı otlara, önceki ürüne, tarladaki bitki artıklarına, zararlı ve hastalıklara, toprağın kayganlığına, gübre dağılımına ve kullanılabilecek mevcut makine durumuna bağlı olmaktadır. Tek başına bütün kriterleri sağlayan bir sistem yoktur. Bir lokasyonda başarılı olan bir uygulama diğer bir lokasyonda başarısız olabilmektedir. Bu nedenle başarılı bir sistem:

Tohuma çimlenme, çıkış, kök ve bitki gelişimi için uygun bir çevre ,

Su alımını, depolamasını ve hareketini kolaylaştıran bir toprak yapısı,

Ekim veya çıkış döneminde tarlada daha henüz yeşil bir vejetasyon gelişmenin olmadığı dönemde yabancı ot kontrolünü,

Tarımsal kimyasalların uygun derinlikte yer almasını,

Bitki artıklarının tarlaya uygulanacak olan gübre veya herbisitlerle herhangi bir etkileşiminin olmamasını,

Zararlı ve bitki hastalıklarının kontrolünü,

Herhangi bir toprak erozyonu olmamasını sağlamalıdır.

Kolza tahıllar, keten, mısır, patates, ve şeker pancarından sonra ekilebilir, fakat hardaldan ve ayçiçeğinden sonra ekilmemelidir.

Pamuk

Saturday, January 20th, 2007

Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.

Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.

Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.

Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.

Yaygın Çeşitleri

Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.

Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.

Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.

Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.

Ekolojik İstekleri

Toprak İstekleri

Pamuk bitkisi her türlü toprakta yetişebilen bir bitki olmakla birlikte,yüksek verim ve kaliteye ulaşabilmek için toprağın derin profilli ve alüviyal olması gerekir. Derin, kumlu -killi su tutma yeteneği yüksek geçirgenliği, işlenmesi ve sulanması kolay topraklar pamuk tarımı için ideal topraklardır.

İklim İstekleri

Pamuk tarımında en önemli iklim faktörlerinin başında sıcaklık, gün ışığı, yağış ve oransal nem gelmektedir. Yıllık ortalama sıcaklığın 19 oC, yaz ayları sıcaklığı ise 25 oC olması gerekir. Sıcaklık tarak oluşmasından önce 20 oC, çiçeklenme döneminde 25 oC, kozaların gelişme döneminde ise 30-32 oC olmalıdır. Hasat döneminde kozaların iyi açılabilmesi için sıcaklığın azalması (15 oC’ye kadar) istenir.

YetiÅŸtirme TekniÄŸi

Toprak Hazırlığı

Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir. Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için Subsoiler adı verilen aletler kullanılır. Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması işlemleri izler. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir. Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir. Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.

Ekim

Yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için genetik saflığı yüksek tohum kullanımı çok önemlidir. İyi bir tohumlukta aranan özelliklerin başlıcaları şunlardır.

- Tohumluk çiğit iri, dolgun, büyüklüğü, biçimi ve rengi yeknesak olmalıdır. İçinde fazla çıplak, yeşil ve esmer, seyrek havlı çiğit bulunmamalıdır.

- Selektörlermiş ve iyi temizlenmiş olmalıdır. İçinde boş ve kırık çekirdek yaprak gibi yabancı maddeler olmamalıdır.

- Tohumlar kuru ve sert olmalıdır.

- Çimlenme gücü %80 ve daha fazla olmalıdır.

- Pembe kurta karşı sterilize edilmiş veya Sawgin çırçır fabrikasında çırçırlanmış olmalıdır.

Pamuğun ekim zamanı iklim koşullarına göre belirlenir. Ekim için toprak sıcaklığının 15 oC’nin üstünde olması gereklidir. Bölgelere göre ve yıldan yıla ekim zamanı değişiklik göstermekle birlikte, Çukurova Bölgesinde 25 Mart-30 Nisan, Ege Bölgesinde ve Antalya yöresinde 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri genellikle en uygun ekim zamanıdır.

Ekim işlemi elle serpme şeklinde ya da mibzerle sıraya yapılır. Ekim derinliği toprak koşullarına bağlı olmakla birlikte genellikle 3-4 cm’dir. Tohumun çimlenmesi normal koşullarda 5 ila 10 gün içinde gerçekleşir. Erken çimlenme sağlamak için tohum ekimden birkaç saat önce ıslatılmalıdır. Yetersiz çimlenme görülmesi durumunda hemen ikinci bir ekim yapılması önerilir.

Bakım

Pamuk yetiştiriciliğinde bakım işleri seyreltme, çapalama ve uç almadır. Bitkinin iyi gelişmesini ve çabuk olgunlaşmasını sağlamak için seyreltme işleminin yapılması gerekir. Bitkiler henüz 4 yapraklı iken (yaklaşık 10 cm) 5-6 cm ara ile hafif bir seyreltme (tekleme) yapılır. Genellikle ilk seyreltme ilk çapa, ikinci (tam) seyreltme ise ikinci çapa ile birlikte yapılmalıdır. Ekimden sonra görülen yabancı otların elle veya kazayağı ile çapalanarak yok edilmesi gerekir. Çapalama sayısı tarladaki yabancı ot durumuna göre değişir. Kozalar açmaya başladıktan sonra bitkinin tepesinden 10-15 cm kısmının kırılmasına uç alma işlemi denir. Bu işlem geç ekilmiş veya fazla sulanmış tarlalarda uygulanır. Vegetatif gelişmesi normal olan bitkilerde uç almaya gerek yoktur.

Sulama

Pamuk bitkisinin su ihtiyacı 400 ila 600 mm’dir. Pamuk yetiştirilen ülkelerde (bölgelerde) yıllık yağış miktarı genellikle yetersiz olduğundan, pamuk bitkisinin iyi gelişmesi için gereken su miktarı sulama yoluyla verilmelidir. Sulama pamuk üretiminde verimi etkileyen faktörlerin başında gelir. Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna bakarak saptanır. Sulama aralığı ve sulama sayısı, yetiştirilen pamuk çeşidine, toprak özelliklerine, taban suyu yüksekliğine, yağış miktarı ve dağılımına, vegetasyon dönemindeki sıcaklık ve havanın bağıl nemine bağlı olarak değişir. Ülkemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında genellikle 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur. Sulama yöntemi olarak salma sulama, alttan sızdırma ve yağmurlama sulama yöntemleri kullanılabilir.

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

Pamuk tarımında en çok karşılaşılan başlıca hastalık ve zararlılar şunlardır .

Hastalıklar :

- Pamuk solgunluk hastalığı (Fusarium Wilt, Verticillium Wilt)

- Fide kök çürüklüğü (Sore Shin)

- Köşeli yaprak lekesi hastalığı

- Antraknoz

Zararlılar :

- Toprak kurtları (Agrotis spp)

- Pamuk yaprak biti (Aphis gossypii)

- Yaprak piresi (Empoasca spp.)

- Pamuk piresi (Lygus spp.)

- Beyaz sinek (Bemisia tabaci)

- Kırmızı örümcek (Tetranychus spp.)

- Pembe kurt (Pectinophora gossypiella)

- YeÅŸil kurt ( Heliothis armigera)

- Pamuk yaprak kurdu (Prodenia litura)

- Dikenli kurt (Earias insulana)

- Çizgili yaprak kurdu /Karadrina(Laphigma exiqua)

Pamuk yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlıların olumsuz etkileri iklim koşulları ve uygulanan tarımsal mücadele ile yakından ilgilidir. Yüksek bağıl nem ve sıcaklık, hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle Çukurova ve Antalya’da 8-10 kez ilaçlama yapmak zorunluluğu ortaya çıkar.

Gübreleme

Pamuk bitkisi topraktan fazla besin maddesi kaldıran bir bitki değildir. Bitki topraktan birinci derece besin maddeleri olan N, P, Ka (Azot, fosfor, potas) yanında ikinci derece besin maddeleri olan kalsiyum, magnezyum, kükürt ve sodyum ile minor elementler adı verilen bor, demir, mangenez, çinko, kurşun gibi besin maddeleri kaldırır.

Azotlu gübreler bitkinin vegetatif gelişmesini (dal ve yaprak ) sağlar. Fosforlu gübreler çiçek ve koza sayısının artmasına koza iriliğine ve erken olgunlaşmasına etki eder. Potaslı gübreler ise; azotlu gübreler kadar olmasada bitkinin vegetatif gelişmesini hızlandırır ve çiçeklenme dönemini uzatır. Fazla uygulanan potas pamukta olgunlaşmayı geciktirir.

Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı iklim ve toprak koşullarının yanısıra sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir. Bununla birlikte ülkemizde uygulanacak gübre çeşit ve miktarları genel olarak şöyledir:

Azotlu gübreler: Dekara 8 -10 kg saf azot (35-50 kg amonyum sülfat)

Fosforlu gübreler: Dekara 4-5 kg saf fosfor (25-30 kg süper fosfat)

Potaslı gübreler: Ülkemiz toprakları potas bakımından zengin olduğundan potaslı gübrelemeye gerek yoktur.

Hasat Harman

Kozaların olgunlaşması ile birlikte pamuk hasadına başlanır. Hasadın başlama tarihi, yörenin iklim koşullarına, ekim tarihine ve sulama koşullarına göre değişir. Hasat, Ege ve Antalya bölgelerinde genellikle 15 Eylülden itibaren başlayıp Kasım sonu veya Aralık ortasına kadar sürer. Çukurova bölgesinde ise Ağustos sonlarında başlayıp Kasım başına dek devam eder.

Pamuk hasatı ülkemizde genellikle 2-3 kez ve elle toplanarak yapılır. Birinci elde toplanan pamuk iyi kalite özelliklerine sahiptir. Son yıllarda makina ile hasata da rastlanmaktadır. Makina ile pamuk hasatı iş gücü ücretinin pahalı olduğu ülkelerde (bölgelerde) tercih edilen bir yöntemdir.

Pamuk Ekonomisi

Dünya Piyasası

Pamuk sahip olduğu özellikleri nedeniyle sentetik elyaf üretim ve kullanımında son yıllarda görülen gelişmelere rağmen dünyadaki stratejik önemini korumaktadır. Günümüzde yaklaşık 330 milyon dekar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve 50 milyon tonun üzerinde kütlü (20 milyon ton lif) pamuk üretilmektedir (Çizelge 1)

Çizelge 1. Dünya Kütlü Pamuk Ekim Alanı, Üretimi ve Verimi

Yıllar
Ekim Alanı

(1000 da)
Üretim

(1000 ton)
Verim

(kg/da)

1994
317.490
54.020
170,1

1995
340.140
57.244
168,3

1996
346.446
56.347
162,6

1997
336.658
56.379
167,5

1998
330.836
51.802
156,6

Kaynak: FAO

Üretim daha çok Asya kıtasında yoğunlaşmıştır. Ardından Amerika ve Afrika kıtaları gelmektedir. Başlıca üretici ülkeler Çin, ABD, Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Özbekistan’dır.

Pamuk uluslararası tarım üünleri ticaretinda önemli bir ürün konumundadır. Son yıllarda 5,5-6,0 milyon ton lif pamuk dünya ticaretine konu olmaktadır. Bu ticaretin parasal karşılığı ise 10 milyar dolardır (Çizelge 2)

Çizelge 2. Dünya Lif Pamuk İhracatı

Yıllar
Miktar (ton)
DeÄŸer (1000 $)

1994
6.193.904
8.349.614

1995
5.867.640
10.248.079

1996
5.963.108
10.172.082

1997
5.677.341
9.274.224

1998
5.582.379
8.194.244

Kaynak: FAO

Türkiye Piyasası

Türkiye sahip olduğu uygun ekolojik koşullar nedeniyle önemli bir pamuk üreticisi ülkedir. Ülkemizde yaklaşık 750 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve yılda 850 bin ton lif (2,1 milyon ton kütlü) pamuk üretilmektedir. Ekim alanı ve üretim miktarı iklim koşullarının yanısıra pazar koşullarına (yurt içi ve yurt dışı fiyatlar, ürün bedellerinin ödenmesi vb.) bağlı olarak yıldan yıla dalgalanma göstermektedir (Çizelge 3). Türkiye’de lif pamuk verimi hektara 1150 kg civarında olup, Dünya ortalamasının (550-600 kg) çok üzerinde bulunmaktadır.

Çizelge 3. Türkiye’de Pamuk Ekim Alanı, Üretimi ve Verimi

Yıllar
Ekiliş Alanı

(ha)
Lif Üretimi

(ton)
Lif Verimi

(kg/ha)

1994
581.491
628.286
1.080

1995
756.694
851.487
1.125

1996
743.775
784.047
1.054

1997
721.723
831.672
1.152

1998
757.275
858.248
1.133

Kaynak. DİE

Ülkemizde pamuk üretimi Çukurova, Ege, Güneydoğo Anadolu bölgeleri ile Antalya yöresinde yoğun olarak yapılmaktadır. 1980’li yıllara gelinceye kadar toplam pamuk üretiminin yaklaşık yarısının üretildiği Çukurova bölgesinin önemi son yıllarda azalmaktadır. Bölgede aşırı kimyasal madde madde kullanımı ve ekim nöbeti uygulanmaması sonucu ortaya çıkan ekolojik sorunlar ve buna bağlı oluşan yüksek üretim maliyetleri nedeniyle üreticiler pamuğun yerine başta mısır olmak üzere diğer ürünleri tercih etmektedir. Buna karşılık Güneydoğu Anadolu bölgesinde sulama olanaklarının artmasıyla birlikte pamuk ekim alanları sürekli genişlemektedir. Bu gelişmeye paralel olarak bölgenin Türkiye toplam üretimindeki payı % 40’a yükselmiştir.

Türkiya’de tekstil sanayiinin talebi ve pamuk üretim miktarına bağlı olarak pamuk ithalat ve ihracatı yapılmaktadır. 1997 ve 1998 yıllarında yaklaşık 350-400 bin ton lif pamuk ithal edilmiştir. Aynı yıllarda ihracat miktarı ise oldukça düşük miktarlarda gerçekleşmiştir (Çizelge 4).

Çizelge 4. Türkiye Lif Pamuk Dış Ticareti

Yıllar
İthalat
İhracat

Miktar

(ton)
DeÄŸer

(1000 $)
Miktar

(ton)
DeÄŸer

(1000 $)

1994
147.059
238.970
27.150
31.365

1995
182.702
381.199
3.614
7.388

1996
166.785
299.793
77.372
125.990

1997
356.915
628.662
38.646
60.025

Kaynak: DİE

Pamuk ülkemizde tekstil ve yağ sanayiinin önemli bir hammaddesi olması yanında, harp sanayii için de önemli bir üründür. Tohumu (çiğit) bitkisel yağ üretiminde kullanıldıktan sonra, arta kalan küspesi yüksek protein içeriği dolayısıyla hayvan yemi olarak büyük önem taşımaktadır. Pamuk üretimi ile yaklaşık 200.000 üreticinin ilgili olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye’de pamuk üretiminin büyük bölümü özel sektör (tüccarlar ve çırçır fabrikaları) tarafından satın alınmaktadır. Pazarlama organizasyonunda yer alan diğer önemli bir kuruluş Tarım Satış Kooperatifleridir. Birliklerin piyasadaki pazar payları yıldan yıla değişmekle birlikte son yıllarda % 13-24 arasında seyretmiştir. Pamuk alımı yapan birlikler TARİŞ, ÇUKOBİRLİK, GÜNEYDOĞU BİRLİK ve ANT BİRLİK’dir. Birliklerin pamuk alımları kendi adlarına olabildiği gibi, hükümet tarafından görevlendirilmeleri durumunda destekleme alımı şeklinde de olabilmektedir.

Ülke ekonomisindeki stratejik önemi nedeniyle ülkemizde pamuk üretimi çok eskilerden beri teşvik edilmektedir. Bu bağlamda 1966/67 sezonunda pamuk destekleme kapsamına alınarak taban fiyat uygulanmasına başlanmıştır. Böylece piyasa fiyatının belirlenen taban fiyatın altına inmesi engellenmeye çalışılmıştır. Ancak uygulamada ortaya çıkan çeşitli sorunlar ve Avrupa Birliği Ortak Tarm Politikasına uyum dikkate alınarak, 1993/94 sezonunda “prim sistemi“ uygulamasına başlanmıştır. Bu sistemde üreticilerin eline geçmesi istenen bir Hedef Fiyat ile bu fiyatın altında bir Müdahale Fiyatı belirlenmekte ve bu iki fiyat arasındaki fark üreticilere prim olarak ödenmektedir.

(*)Bu bölümde yeralan üretim tekniğiyle ilgili bilgiler büyük ölçüde aşağıda belirtilen kaynak kitaptan yararlanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak Adı:Prof. Dr. Oktay GENCER, Genel Tarla Bitkileri, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ders Kitabı No:42, Adana.