Arþiv: 'Bitki Terapi Yöntemleri' Kategorisi

LESİTİN

Thursday, December 28th, 2006

LESİTİN

Lesitin,hücrelerin zar yapısında bulunan önemli bir fosfolipiddir.Hiçbir hücre Lesitin olmadan varolamaz.Yapısında bulunan kolin ve inositol yağların sindirimi için gereklidir. Lesitin damarlarda birikmiş olan kolestrolün parçalanmasına ve atılmasına yardımcı olur. Bu özelliği ile kolestrol ve trigliserit miktarının düzenlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir.Kolin,beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesi için gerekli olan asetilkolin sentezinde gereklidir.Ayrıca Lesitin,insan vücudu için büyük önemi olan esensiyel yağ asitlerini de yapısında bulundurur.

Soya Lesitin’in kalp ve damar sağlığının korunmasında, hafızanın desteklenmesinde, dikkat dağınıklığında ve belleğin güçlenmesinde pozitif etkilerinin olduğu bilinmektedir. Yağlar üzerinde parçalayıcı etkisi olduğundan kilo kontrol yöntemlerinde kullanılabilir.

Lesitin, karaciğer hücrelerinin yenilenmesine ve karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesine,vitaminlerin bağırsaklarda emiliminin arttırılmasına,safra taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olmaktadır.

PROPOLİS

Thursday, December 28th, 2006

PROPOLİS

Propolis, arılar tarafından değişik ağaç kabukları ve bitki yapraklarından toplanarak kovanlara taşınan reçineli maddedir.Propolisin oluşumunda arıların polen ve enzim katkısı bulunmaktadır.Doğal antibiotik,antiseptik,antifungisttir.Arılar propolisi kovan içinde ölen ve dışarı atılmayan arıların izole edilmesinde kullanarak, hastalıkların yayılmasını önler. Arılar,peteği inşa ederken propolisi balmumuyla karıştırıp petek ve kovan yapımındada kullanırlar.

Propolis; %55 reçineler ve balsamlar,%30 mumlar,%3 polen,organik ve mineral maddelerden oluşur.Ayrıca yapısında amino asitler,vitaminler bulunur.Bioflavonoid içeriği akaldan kat kat fazladır.Bioflavonoidler,vitamin C’nin asimilasyonunda temel taştır.

Propolis; Bakteri ve enfeksiyonlara karşı mücadelede mükemmel bir yardımcıdır, ayrıca akyuvarların bakterileri harap etme işlemi olan fagositozu kuvvetlendirir.Sadece gripte değil,tekrarlayan çeşitli enfeksiyonlarda ve zayıflamış bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça yararlıdır.

SPİRULİNA

Thursday, December 28th, 2006

SPİRULİNA

Spirulina,alkali ortamlarda yetişen,halk arasında yosun olarak bilinen bir tür mavi-yeşil alg’dir.Algler sahip oldukları yüksek klorofil miktarı ile güneş ışığını en etkin kullanan ve enerjiye dönüştüren organizmalardır.

Spirulina tüm esensiyel amino asitleri yapısında bulunduran %65 protein oranı ile protein açısından en zengin gıdalardan biri olan soya fasulyesinden yaklaşık 2 kat fazla protein oranına sahiptir.Sadece hayvansal gıdalarda bulunan B12 vitamini içeriği oldukça yüksektir.Bu nedenle vejetaryenler tarafından B12 eksikliğini telafi etmek için kullanılabilir.İçerdiği yüksek miktardaki gama linolenik asit,beta karoten,B12 vitamini, demir ve bunların dışındaki pek çok besin öğesi Spirulina’nın asrın gıdası olarak tanımlanmasına neden olmuştur.

Spirulina’nın bağışıklık sistemini güçlendirerek vücuda zindelik verdiği,kan hücrelerinin üretimini teşvik ettiği ve kansızlık sorunu olanlarda etkili olduğu,içerdiği gama linolenik asitler sayesinde kolestrolü dengelediği,tansiyonu düzenlediği ve sağlıklı bir cilt için kullanılabileceği bilinmektedir.Spirulina tokluk hissi verir,bu nedenle kilo kontrolünde kullanılabilir ve sahip olduğu hücre duvarı yapısından dolayı sindirimi kolaydır.Zengin mineral içeriğinden dolayı menepoz döneminde destekleyici olarak değerlendirilebilir.

GİNKGO BİLOBA

Thursday, December 28th, 2006

GİNKGO BİLOBA

ginko bilobaDünyanın yaşayan en eski ağaçlarından olan ve 200 milyon yıldan beri varlığını sürdüren Ginkgo Biloba’nın kan dolaşımı ve merkezi sinir sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu ve güçlü bir antioksidan olduğu bilinmektedir.

Vücudun tükettiği oksijen ve enerjinin önemli bir kısmı beyin tarafından kullanılır. Sağlıksız beslenme,düzensiz uyku ,aşırı yorgunluk beynin fonksiyonlarını yerine getirmesini engeller ve bellek problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Yapılan araştırmalarda Ginkgo Biloba’nın beyine giden kan dolaşımını arttırarak beyin hücrelerine glukoz ve oksijen iletimini desteklediği ortaya konulmuştur.

Ginkgo Biloba’nın güçlü bir antioksidan olduğu bilinmektedir.Bu antioksidan etkinin, Ginkgo’nun yapısında bulunan Flavon Glikozitleri ‘nden, bellek üzerindeki olumlu etkilerinin ise Terpen Laktonları ‘ndan kaynaklandığı bilinmektedir.

Ginkgo Biloba,özellikle yaşlılıkla ortaya çıkan hafıza problemlerinde, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon sorunlarında,dolaşım bozukluğundan kaynaklanan kardiyovasküler rahatsızlıkların ortaya çıkma sürecinin geciktirilmesinde destekleyici olarak kullanılabilir.

Ayrıca Ginkgo Biloba Alzheimer hastalığının başlangıcında,hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.Antioksidan etkisi nedeniyle göz retinasını,serbest radikal hasarlardan korur.

ARI SÜTÜ

Thursday, December 28th, 2006

ARI SÜTÜ

Arı sütü,genç işçi arıların başlarının iki yanında bulunan bir çift bezden salgılanarak ağız boşluğuna bırakılan jel kıvamında bir maddedir.Arı sütü’nün hammaddesi nektar ve polendir. Aminoasit,mineral madde ve özelllikle B grubu vitaminlerini ihtiva eden bu madde gerçek bir güç kaynağıdır.Bütün arı lavraları 1-2 gün,ana arı yetiştirilecek lavralar ise lavra dönemleri boyunca arı sütü ile beslenirler.Tesadüfen seçilen işçi arı lavralarının sadece arı sütü ile beslenmesinden 16 gün sonra işçi arının iki kat büyüklüğünde ana arılar meydana gelir.Normal bal arısının ömrü yazın 1,5-2 ay, kışın ise en fazla 5-6 ay olduğu halde ana arının ömrü 4-6 yıldır.Ana arının ömrünün bu kadar fazla olmasının tek nedeni Arı Sütü ile beslenmesidir.

Yapılan araştırmalarda arı sütünün sahip olduğu zengin besin öğeleri ile özellile hücre yenilenmesi üzerinde etkilerinin olduğu ortaya konmuştur.Vücuda dinçlik ve zindelik sağladığı ve çeşitli hastalıklara karşı direnç kazandırdığı,zihinsel ve bedensel yorgunluğun giderilmesine yardımcı olduğu,yapısında bulunan hormonlar ile hormanal sistemi uyardığı, cinsel fonksiyonları düzenlediği,ciltteki kırışıklık ve sivilcelerin giderilmesine katkıda bulunduğu,sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkisi olduğu bilinmektedir.Arı Sütü’nün yapısında bulunan bir yağ asidi olan 10-hidroksi-2-dekanoik asit’in anti bakteriyel etkisi bulunmaktadır.Ayrıca sinir sistemi için büyük önem taşıyan ve sinir uyarılarının iletilmesinde rolü olan asetilkolin maddesini içermektedir.

GİNSENG

Thursday, December 28th, 2006

GİNSENG

Ginseng,Çin Tıbbı’nda yüzlerce yıldır kullanılan ve vücudun farklı sistemleri üzerinde olumlu etkileri olan bir kök bitkisidir.Ana vatanı Uzak Doğu olan Ginseng,bugün Çin,Japonya,Kore,Amerika,Sibirya ve Kanada’da farklı türlerde yetiştirilmektedir.

Ginseng,bilinen en etkin adaptojenlerdendir,vücudun strese karşı direnç kazanmasını sağladığı, fiziksel ve mental dayanıklılığı arttırdığı bilinmektedir.Ginseng ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmış ve bu araştırmalarda pek çok olumlu etkilerin olduğu belirlenmiştir.Bu olumlu etkilerin,yapısında bulunan çeşitli kimyasal bileşenlerin yanında esas olarak Ginsenosit ‘lerden kaynaklandığı bilinmektedir.

Dolaşım sistemi üzerindeki etkileri sonucu;özellikle yoğun iş temposu altında çalışan kişilerde dayanıklılığın ve sporcularda performansın arttırılmasında,vücuda enerji kazandırılmasında,cinsel aktivitenin arttırılmasında kullanılabileceği bilinmektedir. Ayrıca, erkek üreme sistemini güçlendirici etkisi vardır.

Yapılan araştırmalar; Ginseng’in merkezi sinir sistemini de olumlu yönde etkilediğini, özellikle orta yaşlı kişilerde konsantrasyon ve hafıza problemlerinin giderilmesinde pozitif etkilerinin olduğunu göstermektedir.

POLEN NEDİR?

Thursday, December 28th, 2006

POLEN NEDİR?

Bitkiler, bilindiği gibi yeterince hareket edip, yer değiştiremiyen canlılardır. Bitkilerin büyük çoğunluğu nesillerini devam ettirebilmek için tohum yaparlar. Tohumlar toprağa düşüp veya dikilip aynı cins bitki olarak yeniden doğarlar. Tohumdan hemen önce açan çiçeklerin ortasındaki erkek üreme organlarının başcık kısmında, çiçeğin genel görünüşünden ayrı ancak bitkinin tüm kalıtsal özelliklerini taşıyan toz şeklinde hücreler kümesi vardır. Bitki cinsine göre, bu erkek üreme hücresi tozcuklar, ya aynı çiçeğin içine veya başka bir yerdeki aynı cins çiçeğin içine rüzgar sinek, böcek, karınca, kelebek, arı veya insan eli gibi vasıtalarla girerek çiçeğin dişi organında döllenmeyi sağlayarak cinslerinin devamınıda sağlamış olurlar.

Polen işte bu çiçek üreme hücreleridir. Bitkilerin çiçekleri dönemleri bitince polenler de kaybolurlar.

Okullardaki derslerde öğretilen polen budur. Ancak 1960 ‘lı yıllardan itibaren İsveç’li bilim adamları bu çiçek üreme organlarının çok yüksek bir besin ve ilaç olduğunu keşfedip dünyaya duyurmasından sonra polen botanik yönden öğretildiği kadar tıbbi yönden de bilim adamlarına ve kullanıcılara tüm özellikleriyle tanıtılmaya ve dünyaa bilinçli kesim tüketiciler tarafından yoğun şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

POLEN VİTAMİNLER VE MİNERALLER DEPOSUDUR
Polenin analizleri dünyanın ünlü labaratuarlarında yapılıyor.CNRS dünyaca tanınmış bir araştırma örğütü CNRS araştırma uzmanlarından Armond PONS’un kitabında, polenin bütün vitaminleri taşıdığı açıklanıyor

Polende tüm vitaminler ve diğer cevhelerin insan yaşamı için en ideal oranlarda bulunması başka üstün bir özelliktir. Başka pek çok besinde bulunabilen vitaminler az, üreme, gelişme, düşünme, güç verme ve uzun ömür sağlaması gibi en önemli görevleri yerine getirmeyi sağlayan ve seçkin, az besinlerde bulunan vitamin ve diğerleri kat kat fazladır. A ve C vitaminleri az, B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminleri, bilindiği gibi “uzun ömür vitaminleri” dir. Dış etkenlere karşı hücreyi, bağışıklık sistemini uyararak korur, sürekli hücre yeniler, hemoglobini çoğaltarak hücreye bol oksijen gelmesini sağlar.

Polen araştırmanlarından bilim adamı Alain Callas’ın bir analizi şöyle:
100 gram karışık çiçek polenin de 500-900 mg. B1 ve 2760 mg. B5 vitaminleri vardır. Yani, günde alınacak 1 gram polen, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor demektir.

Polenlerde ortalama olarak %20-30 protein %45 serbest amino asitler, %25-30 doğal şekerler ve selüloz bulunmaktadır. Hiç bir bitkide bulunmayan süt şekeri LAKTOZ, polende bulunmaktadır. Sindirim fermentleri olan nişasta ve fosforu, büyümeyi sağlayan ve hızlandıran, hücre metabolizmasını uyaran yararlı hormonları, nükleik asitleri taşımaktadır. Tam 22 çeşit amino asit bulunan polene karşı bu çeşit, temel besinimiz olan sütte 17′dir.

Polendeki tüm vitaminler, A,B(1-2-3-4-5-6-7-8-9-12),C,D,E,H,P,PP’dir.

Polende 22 çeşit amoni asit, 27 çeşit madensel tuz, doğal hormon, enzim, coenzim, pigment, karbonitrat ve fermentler vardır.

Polendeki H vitaminin varlığı, Rus araştırıcı deviatrin ve Joirich tarfından açıklanmıştır. Bu vitamin gelişmeyi kolaylaştırır. Deri ve göz iltihaplarını önler.

Polende rutinde vardır. Ayrıca kara buğday, sedef otu ve frenk üzümünde rutin tesbit edilmişti. Rutin, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.

Chauvin ve Lenormand’ın araştırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiğide gün ışığına çıkarılmıştır.

Grecean ve Enciu’nun bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin, Staphylocoscus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis’e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerinin engellediği tespit edilmiştir.

Prof.Dr.M.Mihri Memoğlu ve Dr.Kadriye Sorkun’a göre polen, Metbolizmamız için çok değerli temel maddeleri içerir. Organizmamız için çok değerli temel maddeleri içerir. Organizmamızı zinde tutmak ve dengeli beslenmek için vücudun ihtiyacı olan eksik maddeleri tamamlamak ve korumak açılarından yaşamsal önem taşımaktadır.

Polende bulunan başlıca amino asitler Cystine, Histidin, Trytoptan, Methionin, Phenylalanin, Thereonin, Arginin, İzoleucin, Leuoin, Lysin, Valin, Glutamin’dir. Polende bulunan başlıca asitler, Pantethenic, Linoleik, Ascorbik ve Arachidonik’di. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise polende varlığı tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bununan iz elementler, alimünyum, nikel, titanyum ve çinkodur.

Uzun yaşam vitaminleri olan B’lere gelince:
1 Gram (Dörtte bir çay kaşığı) polendeki 8 mg. B1 vitamini şu besinler sağlayabilir.

70gr bira mayası, 3kg. Karaciğer, 8 tam kepekli ekmek, 40 beyaz ekmek, 20kg. elma veya domates.

1gr. polendeki 5 Mg. B2 vitaminini şu besinler sağlayabilir.

50grr. bira mayası, 15 kepekli ekmek, 74 beyaz ekmek, 6kg. portakal, 12kg. domates, 16kg. elma

1gr. polendeki 27 Mg. B5 vitamini (Pantotenik asit) şu besinler bulundurur.

35gr. bira mayası, 13kg. sığır eti, 25kg. kabuklu buğday, 95lt. süt

BİLİM ADAMLARINA GÖRE POLEN VE POLENİN FAYDALARI
Fransız Pr.Dr. Robert Toucguet 5 ayrı dilde 26 kitap yazmış bir bilim adamıdır. “100 yıl dinç yaşamak”(Pour vivre cink fois vingt ans) isimli kitabında polenin faydalarını şu şekilde anlatıyor;

“Polen harika besinlerin en üstünüdür. Kimyasal analizler polende, vitaminler, proteinler, yağ, şeker, mineral, hormon, büyütücü faktör, pigment vs. bulunduğunu gösteriyor. Bu canlı ve dengeli besin beyni ve vücudu yorgun uyuşuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaşama neşesi veriyor. Büyüme faktörleriyle cılız ve yorgun çocukların hızlı gelişmesini sağlıyor. Kansızlarda, bir ay süre ile hergün bir kahve kaşığı polen yedikten sonra yapılan labaratuar denemeleri, kandaki kırmızı küreciklerin, milimetre küpte, beşyüz bin arttığını gösteriyor.

Hafif laksatif, yani barsak çalıştırıcısıdır. İç zehirlenmeleri önleyicidir. Sabah, öğle ve akşam bol vitamin almak için polen yiyiniz. Ilık süt, çay, kahve yada suya karıştırılır veya doğrudan yenilir. Günlük normal miktar bir çay kaşığıdır. Aşırı yorgunluk, zayıflık, hastalık, kansızlık, yavaş gelişme gibi durumlarda dozu artırınız. Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiştir. Son araştırmalar erken ihtiyarlamadan koruduğunu gösteriyor. Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaşamak istiyorsanız poleni hemen her gün yiyiniz.”

Sağlık ve beslenme konularında 30 dan fazla kitap yazmış olan fransız Dr.Raymond Dextreit, “Le miel et pollen” (Bal ve polen ) isimli kitabında polenin faydalarını şöyle açıklıyor:

“Değişik labaratuarlarda, özellikle Rusya vitaminler enstitüsünde birçok kez yapılan analizlere göre polen, vitan ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir. Prof.Joiriche, Dr.Chauvin ve Alain Caillas’ın yaptıkları polen analizleri göz önüne alınırsa, en başta sinir dengesi kurmaya yaradığı anlaşılır. Beyin yorgunluğu ve düşünsel bunalım sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü tükenmiş ve uyuşuk insanlar, her gün yedikleri 2 kaşık polen le gerçek bir sağlık verici, sakinleştirici ilaç bulabiliyorlar.

Şişmanlık ve zayıflık, ishal ve peklik gibi karşıt durumlarda dengeye getirici, sağlık kazandırıcı bir etki yapar. Salgı bezlerini ve hormanla sistemi uyarır. Polit, ince bağırsak ilthabı ve bağırsak kokuşmasında faydalıdır. Özellikle kolibasillere mikroplara öldürücü ve üremeyi durdurucu etkisi denenmiştir.

BAL

Thursday, December 28th, 2006

BAL

Saf BalHerbalium Doğal Ürünler Merkezi’miz için özel bal üretimi yapılmaktadır. Balımızda yapay şeker, naftalin, glikoz kalıntısı kesinlikle bulunmamaktadır. Satışa sunduğumuz bal çeşitli çiçeklerin bulunduğu egsoz gazlarından uzak yayla ortamındaki arı kovanlarından sağlanmaktadır.

Bal tüm tarih boyunca çok rağbet gören, ”kralların yiyeceği” olarak adlandırılan, herkesin yemesini önerdiğim doğal bir besindir. Faydaları sayılmayacak kadar fazladır.

Antibiyotik, iltihap giderici, kanser önleyici, balgam söktürücü, alerji giderici, kansızlık giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici, hücre yenileyici özellikleri vardır.

Arı kovanlarının bulunduğu ortamdaki çiçek türlerine göre de şifa özellikleri değişebilmektedir.

Bazı diyetisyenler balı basit bir karbonhidrat gibi göstermesine rağmen hiç de öyle değildir.

Balın içeriğinde birçok enzimler, organik asitler, esterler, antibiyotik etkenler, eser elementler, proteinler, karbonhidratlar, hormonlar ve mikrop öldürücü bileşikler bulunur.

450 gr bal ortalama 1333 kalori (toz şeker 1748 kalori içerir), 1.4 gr protein, 23 mg kalsiyum, 73 mg fosfor, 4.1 mg demir, 1 mg niasin ve 16 mg C vitamini ve A vitamini, beta karoten, bütün B vitaminleri, D vitamini, E vitamini, K vitamini, magnezyum, sülfür, klor, potasyum, iyot, sodyum, bakır, mangan, yüksek miktarda hidrojen peroksit ve formik asit içerir.

Bal 75 den fazla değişik bileşik içerir. Balın içeriğindeki bazı maddeler öyle karmaşıktır ki daha tam olarak belirlenmeleri mümkün olmamıştır.

Yapılan bir araştırmada 58 çocuklu bir grupta 29 çocuğa her gün 2 çorba kaşığı bal verilmiş ve diğer 29 çocuğa verilmemiş. Hepsine aynı diyet, çalışma ve istirahat programı uygulanmış. Hepsi aynı yaş ve sağlık konumuna sahipmiş. Bir yıl sonra bal alan çocukların hemoglobin miktarında %8.5 oranında fazlalık ve görünümünde diğer çocuklara göre daha fazla gelişim görülmüştür.

Bal solunum yolu hastalıklarında da çok etkilidir. Bulgaristan da 17.862 hasta üzerinde yapılan bir araştırmada balın kronik bronşit, bronşial astım, kronik ve alerji rinit ve sinüzitte iyileştirici bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Soğuk algınlıkları, grip ve solunum yolu enfeksiyonları ve bağışıklık sistemi zayıflığında da kullanılır. Haricen yanık tedavisinde de kullanılabilir.

Şeker gibi bir hastalığınız yoksa hergün 1 kaşık bal yemenizi tavsiye ederim.

Bazı yörelerde arılar bazı zehirli bitkilerin çiçeklerinden bal yaparlar. Örnek olarak doğu Karadeniz bölgesindeki deli balı verebiliriz. Bu balı çok yiyen kişilerde zehirlenme belirtileri olur.

PEKMEZLER

Thursday, December 28th, 2006

PEKMEZLER

PEKMEZİN BESİN İÇERİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞINA FAYDALARI

Pekmez, yüksek şeker içeriği nedeniyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Ayrıca, mineralleri yoğun olarak içermektedir. Pekmez özellikle günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılamaktadır. Mineral miktarının fazla ve emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin, tüberkilozlu hastaların, iyileşme dönemindeki kişilerin diyetinde yer alması önerilmektedir.
Pekmezin çok iyi kaynak olduğu besin öğelerinden biri de kromdur. Dokuların krom içeriği hamilelikte, malnütrisyonda ve yaşla büyük ölçüde azalmaktadır. Krom, glikoz toleransa faktörünün yapısında bulunur. Ve insülün kullanımı ile glikoz metabolizmasını etkiler. Rafinasyon işlemi sonucunda gıdalardaki krom miktarının büyük ölçüde azaldığı göz önüne alınırsa pekmezdeki kromun önemi daha da belirginleşmektedir.

ÜZÜM PEKMEZİ

*

Vücuttaki kanı arttırır
*

Enerji verir
*

İştah açar
*

Hamilelikta ve bebek gelişiminde çok faydalıdır
*

Mideyi, bağırsakları, böbrekleri kuvvetlendirir
*

Damar sertliğine iyi gelir
*

Kan dolaşımını rahatlatır

DUT PEKMEZİ

*

Kan eksikliği bulunan hastalarda çok büyük faydalar sağlar.
*

Mide hastalıklarında özellikle, ülser hastalığına iyi gelir.
*

Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır.
*

Soğuğa karşı vücut direncini arttırıcı özelliğe sahiptir.
*

Sporcular için bir enerji deposudur.
*

Bebeklerin büyümesinde ve gelişmesine yardımcı olur.
*

Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur.
*

Gargara halinde ağız ve boğaz hastalıklarında etkilidir.
*

Çocuklarda sıklıkla rastlanan pamukçukta da yaygın olarak kullanılır

KEÇİ BOYNUZU (HARNUP) PEKMEZİ

*

Kolestrolü düşürür ve tansiyonu dengeler
*

Kalbi takviye eder
*

Cinsel gücü ve sperm sayısını artırıcı özelliği kesinlik kazanmıştır.
*

Vücudu güçlendirip dinamize eder
*

Kansızlığa birebirdir
*

Dişleri besler Kemikleri güçlendirir
*

Bağırsakları çalıştırır
*

Çocuklar ve hamile bayanlar için faydalıdır
*

Potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, bakır, çinko içerir
*

akciğer rahatsızlıklarında da kullanılır.

ANDIZ PEKMEZİ

Andız pekmezi ise bronşit, öksürük, sarılık, kaşıntı, egzama, mide bulantısı, akciğer, karaciğere faydalı bir pekmezdir.Bütün pekmez cinslerinde olduğu gibi kan yapıcıdır ve enerji verir.

SABUNLAR

Thursday, December 28th, 2006

SABUNLAR

DEFNE SABUNU (DAPHNE SOAP)

Doğal SabunYetiştiği Yer : Türkiye’nin güneyi ve Akdeniz ülkeleri
Kullanılan Kısmı : Meyveleri toplandıktan sonra yağları alınır ve sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : Kepeklere karşı korur,antiseptik oluşu sayesinde derideki bir çok hastalığa,egzama ve mantara iyi gelir.Varisleri rahatlatmada, ergenlik sivilcelerine, saç diplerindeki yara ve tahrişlere karşı çok etkilidir.Derideki gözenekleri açar ve rahatlatır. Doğal kokusu ve antiseptik oluşundan dolayı evde dolaplarınızda kullandığınızda haşere barınmasını engeller.
ÇAY SABUNU (TEA SOAP)

Yetiştiği Yer : Türkiye,Çin,Japonya,Singapur,Endonezya
Kullanılan Kısmı : Kurutulur demlenir,öğütülür ve sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : Gözaltı morluklarına,cilt sarkmasına,romatizmaya,cilt kaşıntılarına iyi gelir.Bedeni rahatlatıcı özelliği sayesinde bütün insanlar çaydan faydalanırlar.

FINDIK SABUNU (HAZELNUT SOAP)

Yetişiği Yer : Türkiye
Kullanılan Kısmı : Fındık Yağı
Sağlık Açısından Özelliği : Fındık bol miktarda B1,B2 ve C vitamini içerir. B1 vitamini sinirlerin kuvvetlenmesine, B2 vitamini yenilen yemeklerin tam bir gıda olmasına ve C vitamini ağır hastalıkların gelmesini önlemeye yarar.Bunun dışında fındıkta miligram hesabıyla Kükürt yüzde 98, Fosfor yüzde 300, Potasyum 600, Magnezyum 150 ve kalsiyum 200′dür. Fındık,içerdiği bu maddeler sayesinde cildi kuvvetlendirir,esnekliğini,yumuşaklığını arttırır ve cilde hafif pembelik verir.

GÜL SABUNU (ROSE SOAP)

Yetiştiği Yer : Türkiye,Bulgaristan,Fas,Fransa
Kullanılan Kısmı : Çiçeğinden elde edilen esans
Sağlık Açısından Özelliği : Cildi yumuşatır ve cilde hoş bir koku verir.

ISIRGAN SABUNU (NETTLE SOAP)

Yetiştiği Yer : Dünyanın ılıman bölgelerinde yetişir.
Kullanılan Kısmı : Isırgan otu kurutularak dinlendirilir ve öğütülüp sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : Vücut ısısını dengeler,egzamaya karşı çok etkilidir,sedef hastalığında doktorlar tarafından tavsiye edilir,selülit ve kırışıklığa karşı etkilidir,tüylerinde bulunan formik asit ile tüm bitkide histamin,klorofil,asetilkolin,demir ve C vitamini güçlü bir besin kaynağı olarak deriyi besler,tonik özelliği bedeni güçlendirir,ısırgan sabunu romatizmaya ve siyatik ağrılara karşı etkilidir,saç ve tırnakların ana maddesi olan keratini güçlendirerek saç dökülmesini ve tırnak kırılmalarını önler.

KEKİK SABUNU (THYME SOAP)

Yetiştiği Yer : Akdeniz ülkeleri ve Avrupa
Kullanılan Kısmı : Yaprağı ve çiçeği kurutulur öğütülüp sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği: Cildi uyarır,kan sirkülasyonunu dengeler,sedef hastalığına iyi gelmektedir,kekikte bulunan thymol dezenfektandır.

KINA SABUNU (HENNA SOAP)

Yetiştiği Yer : Hindistan,Kuzey Afrika,Arabistan,Pakistan,İran Seylan
Kullanılan Kısmı : Çiçekleri kurutulur öğütülüp sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : Saçlara doğal kızıllık verir,deriyi kuvvetlendirir, ayak hastalıklarında,mantar,egzama ve cilt kaşıntılarında kullanılmaktadır.

LAVANTA SABUNU (LAVENDER SOAP)

Yetiştiği Yer : Türkiye ve tüm Akdeniz ülkeleri
Kullanılan Kısmı : Çiçek tomurcuğu kurutulur,öğütülüp sabunlaştırılır
Sağlık Açısından Özelliği : Bedeni rahatlatır,Zona hastalığı tedavisinde merhem gibi kullanılır.Yanıklara ve sivilcelere, doku çürümelerinde canlılık kazandırır.

PAPATYA SABUNU (CAMOMILE SOAP)

Yetiştiği Yer : Türkiye,Uzak Doğu ve bütün kırsal alanlar
Kullanılan Kısmı : Çiçekleri kurutulur,öğütülüp sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : İltihap giderici,mantara ve egzamaya,selülit tedavisinde kullanılır,cilt parlaklığı içinse sabunlandıktan bir iki dakika sonra durulanın. Vücudunuz muhteşem bir parlaklık kazanacaktır.

SUSAM SABUNU (SESAME SOAP)

Yetiştiği Yer : Hindistan,Çin,Türkiye,Mısır,Meksika,Brezilya,Arjantin ve Yunanistan
Kullanılan Kısmı : Susam yağı
Sağlık Açısından Özelliği : Susam yağının cildi ve kirpikleri parlatıcı ve canlandırıcı özelliği vardır.Cilde esneklik ve yumuşaklık kazandırır.Susam yağının cilt tarafından en kolay absorbe edilen yağlardan biri olduğu bilinmektedir.

TARÇIN SABUNU (CINNAMON SOAP)

Yetiştiği Yer : Hindistan,Seylan,Çin,Java
Kullanılan Kısmı : Kabukları toplandıktan sonra öğütülür ve sabunlaştırılır
Sağlık Açısından Özelliği : Beden ısısını hafif yükseltir,şişkinliklere ve yaralara karşı etkili, çok terleyenler gün aşırı kullanmalıdır,kasları yumuşatır ve diriltir ayrıca çay olarak çok tüketilen bir baharattır.

YOSUN SABUNU (SEA WEED SOAP)

Yetiştiği Yer : Deniz ve okyanuslarda
Kullanılan Kısmı : Deniz yosunu (Mineral açısından zengin yosun kullanılmaktadır)
Sağlık Açısından Özelliği : Yosun sabunu selülit için birebirdir.Cilde duruluk ve ferahlık verir,denizden aldığı mineraller deriyi dinlendirir ve parlaklık kazandırır,yosun tuz içerdiğinden antiseptik özellik taşır,bakterilere karşı koruyucudur,yosun sabunu ile banyo yapıldığında ölü deriyi yok eder.Yosunlar yüksek miktarda protein,mineral ve vitamin ihtiva ederler,kalsiyum,fosfor ve iyot açısından zengindirler. Yosunlar A.C.B1.B2.B6.B12.E gibi vitaminleri bünyesinde bulundurur.

1.

vitamini cildin dengelenmesinde
2.

vitamini tenin parlamasında
3.

vitamini kolajen özümlenmesinde etkilidir
4.

vitamini kolajen ve ilastin lifletirir oluşumunda yer alır ve cildin yaşlanmasını önler.

ZEYTİNYAĞI SABUNU (OLIVE OIL SOAP)

Yetiştiği Yer : Türkiye,İtalya,İspanya ve tüm Akdeniz ülkeleri
Kullanılan Kısmı : Ananevi yöntem ve el imalatıyla,tanelerinden elde edilmiş saf zeytinyağı sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : Zeytinyağının sayılamayacak kadar çok yararı ve özelliği vardır,yüzyıllardır insanlar banyoda vücutlarına kullanırlar, cildi korur besler ve cilt hastalıklarına çok iyi gelmektedir.Ergenlik sivilceleri için birebirdir, deriyi besler ve kırışıklıkları önler,selülit için tavsiye edilir, cilt çatlaklarına engeller.Zeytinyağlı sabun,vücuda çok önemli katkılar yapar.

KARANFİL SABUNU (CLOVE SOAP)

Yetiştiği yer : Madagaskar,Molluk Adaları ve Hindistan
Kullanılan Kısmı : Kabukları toplandıktan sonra öğütülür ve sabunlaştırılır.
Sağlık Açısından Özelliği : Cilt sarkmasını ve kırışmasını önler,ergenlik sivilcelerine ve cilt çatlaklarına karşı etkilidir.Ayrıca metabolizmayı düzenler.