ZEYTİNYAĞI

December 28th, 2006

ZEYTİNYAĞI

Zeytin MucizesiZeytinyağının yapısal olarak diğer yağlardan farkı insan sağlığı için gerekli olan yağ asitlerinden olan oleik asitten zengin oluşudur. Zeytinyağının yaklaşık üçte ikisini tekli doymamış yağ asitlerinden oleik asit oluşturur.

Zeytinyağı ayrıca, yağın yanması sırasında açığa çıkan ve kansorejen olduğu ileri sürülen zararlı maddelerin olumsuz etkilerinden koruyucu özellikler taşıyan antitoksidan maddelerden tokoferollerin (E vitamini) de kaynağıdır. E vitamininin hücre harabiyetini, yaşlanmayı geciktirici özellikleri artık biliniyor.

Zeytinyağı kolesterolün ince bağırsaktan emilmesini güçlendiren sterollerden, A vitamini ve antitoksidan özellikleri olan hidrokarbonatlardan, safra asidi salgılamasını artırıcı ve kolesterolün vücuttan atılımını kolaylaştırıcı terpenik alkoller, hücre duvarının yapı taşı olan fosfolipidlerin de kaynağıdır.

Sağlık Üzerine Etkisi.
Zeytinyağı katı ve sıvı yağlar arasında en kolay hazmedilen, mide ülserlerine karşı koruyucu özelliği olan safra kesesi ve idrar yolları hastalıklarında olumlu etkisi olan bir besindir. Büyüme ve gelişme içingerekli olan yağ asitlerinden zengin olduğu için bebek ve çocukların gelişmesinde önemli rol oynar. Vitamin ve antioksidan maddelerden zengin oluşu nedeniyle yetişkinlerde hücre harabiyetini, yani yaşlanmayı geciktirir.

Kalp-Damar Hastalıkları ve Zeytinyağı.

Zeytinyağı Mucizesi

Zeytinyağının saÄŸlık açısından çok önemli bir etkisi kalp ve damar hastalıklarından koruyucu olmasıdır. Kolesterolün ince barsaktan emilmesini dengeleyici özellikleri nedeniyle kalp-damar hastalıklarına yol açanplazma LDL seviyesinin düşük, buna karşılıkkoruyucu HDL’nin yüksek olmasını saÄŸlayarak

plazma kolesterol seviyesini kontrol altında tutar, kalp hastalıkları oluşma riskini azaltır. Son yıllarda bu konuda yapılan araştırmalar da bu bulguları desteklemektedir.

SARMISAK

December 28th, 2006

SARMISAK

Kendine özgü kokusu ve tadı nedeniyle hem sebze hem de gıdalara lezet verici olarak kullandığımız sarmısak, soÄŸan ve pırasanın da içinde yer aldığı soÄŸangiller ailesindendir. Eski Mısır ve Çin’de baÅŸlayarak uzun süredir tüm dünyada kullanılan sarmısak bol miktarda potasyum, fosfor, selenyum, A ve C vitaminleriyle kükürtlü madde içerir. Sarmısak Avrupadaki veba ve 1.Dünya Savaşındaki dizanteri salgını da dahil birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Son yıllarda yapılan araÅŸtırmalarda sarmısağın tansiyonu, kan kolesterolünü ve tribliserid düzeylerini normale indirdiÄŸi gösterilmiÅŸtir. Kan damarlarını geniÅŸletmekte ve kanın pıhtılaÅŸma yeteneÄŸini azaltmakta, böylece damar tıkanmasını önlemektedir. Kalp hastalarına 6 ila 10 gr. sarmısak suyu içirildikten sonra kalp hastalığından ölüm oranının 1 yıl içinde %50 azaldığı görülmüştür. Bu hastaların tansiyonu ve kolesterol düzeyleri düşmüş, iÅŸtahları artmış, ayrıca eklem aÄŸrıları azalmıştır. Sarmısağın Pasteur tarafından antiseptik özellikleri belirlenmiÅŸ, son yıllarda da antibiyotik, antivirüs ve antikanser maddeler içerdiÄŸi bulunmuÅŸtur. Sarmısak kanser yapıcı nitrozamin oluÅŸumunu azaltır. Kanser hücrelerinin bölünmesini durdurur, bağışıklığı artırır ve vücudu radyasyona karşı korur. Bol sarmısak yiyen kiÅŸilerde mide kanseri nadiren görülmektedir

ENGİNAR

December 28th, 2006

ENGİNAR

Enginar,insan vücudu üzerinde sayısız faydaları olan ve karaciğer üzerindeki olumlu etkileri ile karaciğerin dostu olarak bilinen bir bitkidir. Yapısında pek çok yararlı maddeyi bulundurmakla beraber, karaciğer üzerindeki olumlu etkilerinde yapraklarında yoğun olarak bulunan Cynarin adlı maddenin rolü olduğu bilinmektedir.

Karaciğer, toksik maddelerden vücudu arındıran organlardan biridir. Karaciğerin bu fonksiyonu zamanla alkol kullanımı, çeşitli ilaçların etkisi, sigara, endüstriyel atıklar vb. Çevresel faktörler, bazı kronik rahatsızlıklar nedeniyle azalır. Araştırmalar Enginar’ın, karaciğer hücrelerinin yenilenmesini teşvik ettiğini ve antioksidan etki gösterdiğini ortaya koymuştur.

Enginar’ın, karaciğerdeki safra üretimini arttırdığı ve safra kesesinin düzenli çalışmasına yardım ettiği, sindirim sistemi şikayetlerine karşı etkili olduğu, kandaki kolestrol, LDL ve trigliserit miktarlarının düşürülmesine yardımcı olduğu bilinmektedir.

LESİTİN

December 28th, 2006

LESİTİN

Lesitin,hücrelerin zar yapısında bulunan önemli bir fosfolipiddir.Hiçbir hücre Lesitin olmadan varolamaz.Yapısında bulunan kolin ve inositol yağların sindirimi için gereklidir. Lesitin damarlarda birikmiş olan kolestrolün parçalanmasına ve atılmasına yardımcı olur. Bu özelliği ile kolestrol ve trigliserit miktarının düzenlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir.Kolin,beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesi için gerekli olan asetilkolin sentezinde gereklidir.Ayrıca Lesitin,insan vücudu için büyük önemi olan esensiyel yağ asitlerini de yapısında bulundurur.

Soya Lesitin’in kalp ve damar sağlığının korunmasında, hafızanın desteklenmesinde, dikkat dağınıklığında ve belleğin güçlenmesinde pozitif etkilerinin olduğu bilinmektedir. Yağlar üzerinde parçalayıcı etkisi olduğundan kilo kontrol yöntemlerinde kullanılabilir.

Lesitin, karaciğer hücrelerinin yenilenmesine ve karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesine,vitaminlerin bağırsaklarda emiliminin arttırılmasına,safra taşı oluşumunun önlenmesine yardımcı olmaktadır.

PROPOLİS

December 28th, 2006

PROPOLİS

Propolis, arılar tarafından değişik ağaç kabukları ve bitki yapraklarından toplanarak kovanlara taşınan reçineli maddedir.Propolisin oluşumunda arıların polen ve enzim katkısı bulunmaktadır.Doğal antibiotik,antiseptik,antifungisttir.Arılar propolisi kovan içinde ölen ve dışarı atılmayan arıların izole edilmesinde kullanarak, hastalıkların yayılmasını önler. Arılar,peteği inşa ederken propolisi balmumuyla karıştırıp petek ve kovan yapımındada kullanırlar.

Propolis; %55 reçineler ve balsamlar,%30 mumlar,%3 polen,organik ve mineral maddelerden oluşur.Ayrıca yapısında amino asitler,vitaminler bulunur.Bioflavonoid içeriği akaldan kat kat fazladır.Bioflavonoidler,vitamin C’nin asimilasyonunda temel taştır.

Propolis; Bakteri ve enfeksiyonlara karşı mücadelede mükemmel bir yardımcıdır, ayrıca akyuvarların bakterileri harap etme işlemi olan fagositozu kuvvetlendirir.Sadece gripte değil,tekrarlayan çeşitli enfeksiyonlarda ve zayıflamış bağışıklık sistemini güçlendirmede oldukça yararlıdır.

SPİRULİNA

December 28th, 2006

SPİRULİNA

Spirulina,alkali ortamlarda yetişen,halk arasında yosun olarak bilinen bir tür mavi-yeşil alg’dir.Algler sahip oldukları yüksek klorofil miktarı ile güneş ışığını en etkin kullanan ve enerjiye dönüştüren organizmalardır.

Spirulina tüm esensiyel amino asitleri yapısında bulunduran %65 protein oranı ile protein açısından en zengin gıdalardan biri olan soya fasulyesinden yaklaşık 2 kat fazla protein oranına sahiptir.Sadece hayvansal gıdalarda bulunan B12 vitamini içeriği oldukça yüksektir.Bu nedenle vejetaryenler tarafından B12 eksikliğini telafi etmek için kullanılabilir.İçerdiği yüksek miktardaki gama linolenik asit,beta karoten,B12 vitamini, demir ve bunların dışındaki pek çok besin öğesi Spirulina’nın asrın gıdası olarak tanımlanmasına neden olmuştur.

Spirulina’nın bağışıklık sistemini güçlendirerek vücuda zindelik verdiği,kan hücrelerinin üretimini teşvik ettiği ve kansızlık sorunu olanlarda etkili olduğu,içerdiği gama linolenik asitler sayesinde kolestrolü dengelediği,tansiyonu düzenlediği ve sağlıklı bir cilt için kullanılabileceği bilinmektedir.Spirulina tokluk hissi verir,bu nedenle kilo kontrolünde kullanılabilir ve sahip olduğu hücre duvarı yapısından dolayı sindirimi kolaydır.Zengin mineral içeriğinden dolayı menepoz döneminde destekleyici olarak değerlendirilebilir.

GİNKGO BİLOBA

December 28th, 2006

GİNKGO BİLOBA

ginko bilobaDünyanın yaÅŸayan en eski aÄŸaçlarından olan ve 200 milyon yıldan beri varlığını sürdüren Ginkgo Biloba’nın kan dolaşımı ve merkezi sinir sistemi üzerinde olumlu etkileri olduÄŸu ve güçlü bir antioksidan olduÄŸu bilinmektedir.

Vücudun tükettiÄŸi oksijen ve enerjinin önemli bir kısmı beyin tarafından kullanılır. SaÄŸlıksız beslenme,düzensiz uyku ,aşırı yorgunluk beynin fonksiyonlarını yerine getirmesini engeller ve bellek problemlerinin ortaya çıkmasına neden olur. Yapılan araÅŸtırmalarda Ginkgo Biloba’nın beyine giden kan dolaşımını arttırarak beyin hücrelerine glukoz ve oksijen iletimini desteklediÄŸi ortaya konulmuÅŸtur.

Ginkgo Biloba’nın güçlü bir antioksidan olduÄŸu bilinmektedir.Bu antioksidan etkinin, Ginkgo’nun yapısında bulunan Flavon Glikozitleri ‘nden, bellek üzerindeki olumlu etkilerinin ise Terpen Laktonları ‘ndan kaynaklandığı bilinmektedir.

Ginkgo Biloba,özellikle yaşlılıkla ortaya çıkan hafıza problemlerinde, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon sorunlarında,dolaşım bozukluğundan kaynaklanan kardiyovasküler rahatsızlıkların ortaya çıkma sürecinin geciktirilmesinde destekleyici olarak kullanılabilir.

Ayrıca Ginkgo Biloba Alzheimer hastalığının başlangıcında,hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.Antioksidan etkisi nedeniyle göz retinasını,serbest radikal hasarlardan korur.

ARI SÜTÜ

December 28th, 2006

ARI SÜTÜ

Arı sütü,genç işçi arıların başlarının iki yanında bulunan bir çift bezden salgılanarak ağız boşluğuna bırakılan jel kıvamında bir maddedir.Arı sütü’nün hammaddesi nektar ve polendir. Aminoasit,mineral madde ve özelllikle B grubu vitaminlerini ihtiva eden bu madde gerçek bir güç kaynağıdır.Bütün arı lavraları 1-2 gün,ana arı yetiştirilecek lavralar ise lavra dönemleri boyunca arı sütü ile beslenirler.Tesadüfen seçilen işçi arı lavralarının sadece arı sütü ile beslenmesinden 16 gün sonra işçi arının iki kat büyüklüğünde ana arılar meydana gelir.Normal bal arısının ömrü yazın 1,5-2 ay, kışın ise en fazla 5-6 ay olduğu halde ana arının ömrü 4-6 yıldır.Ana arının ömrünün bu kadar fazla olmasının tek nedeni Arı Sütü ile beslenmesidir.

Yapılan araştırmalarda arı sütünün sahip olduğu zengin besin öğeleri ile özellile hücre yenilenmesi üzerinde etkilerinin olduğu ortaya konmuştur.Vücuda dinçlik ve zindelik sağladığı ve çeşitli hastalıklara karşı direnç kazandırdığı,zihinsel ve bedensel yorgunluğun giderilmesine yardımcı olduğu,yapısında bulunan hormonlar ile hormanal sistemi uyardığı, cinsel fonksiyonları düzenlediği,ciltteki kırışıklık ve sivilcelerin giderilmesine katkıda bulunduğu,sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkisi olduğu bilinmektedir.Arı Sütü’nün yapısında bulunan bir yağ asidi olan 10-hidroksi-2-dekanoik asit’in anti bakteriyel etkisi bulunmaktadır.Ayrıca sinir sistemi için büyük önem taşıyan ve sinir uyarılarının iletilmesinde rolü olan asetilkolin maddesini içermektedir.

GİNSENG

December 28th, 2006

GİNSENG

Ginseng,Çin Tıbbı’nda yüzlerce yıldır kullanılan ve vücudun farklı sistemleri üzerinde olumlu etkileri olan bir kök bitkisidir.Ana vatanı Uzak Doğu olan Ginseng,bugün Çin,Japonya,Kore,Amerika,Sibirya ve Kanada’da farklı türlerde yetiştirilmektedir.

Ginseng,bilinen en etkin adaptojenlerdendir,vücudun strese karşı direnç kazanmasını sağladığı, fiziksel ve mental dayanıklılığı arttırdığı bilinmektedir.Ginseng ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmış ve bu araştırmalarda pek çok olumlu etkilerin olduğu belirlenmiştir.Bu olumlu etkilerin,yapısında bulunan çeşitli kimyasal bileşenlerin yanında esas olarak Ginsenosit ‘lerden kaynaklandığı bilinmektedir.

Dolaşım sistemi üzerindeki etkileri sonucu;özellikle yoğun iş temposu altında çalışan kişilerde dayanıklılığın ve sporcularda performansın arttırılmasında,vücuda enerji kazandırılmasında,cinsel aktivitenin arttırılmasında kullanılabileceği bilinmektedir. Ayrıca, erkek üreme sistemini güçlendirici etkisi vardır.

Yapılan araştırmalar; Ginseng’in merkezi sinir sistemini de olumlu yönde etkilediğini, özellikle orta yaşlı kişilerde konsantrasyon ve hafıza problemlerinin giderilmesinde pozitif etkilerinin olduğunu göstermektedir.

POLEN NEDİR?

December 28th, 2006

POLEN NEDİR?

Bitkiler, bilindiği gibi yeterince hareket edip, yer değiştiremiyen canlılardır. Bitkilerin büyük çoğunluğu nesillerini devam ettirebilmek için tohum yaparlar. Tohumlar toprağa düşüp veya dikilip aynı cins bitki olarak yeniden doğarlar. Tohumdan hemen önce açan çiçeklerin ortasındaki erkek üreme organlarının başcık kısmında, çiçeğin genel görünüşünden ayrı ancak bitkinin tüm kalıtsal özelliklerini taşıyan toz şeklinde hücreler kümesi vardır. Bitki cinsine göre, bu erkek üreme hücresi tozcuklar, ya aynı çiçeğin içine veya başka bir yerdeki aynı cins çiçeğin içine rüzgar sinek, böcek, karınca, kelebek, arı veya insan eli gibi vasıtalarla girerek çiçeğin dişi organında döllenmeyi sağlayarak cinslerinin devamınıda sağlamış olurlar.

Polen işte bu çiçek üreme hücreleridir. Bitkilerin çiçekleri dönemleri bitince polenler de kaybolurlar.

Okullardaki derslerde öğretilen polen budur. Ancak 1960 ‘lı yıllardan itibaren İsveç’li bilim adamları bu çiçek üreme organlarının çok yüksek bir besin ve ilaç olduÄŸunu keÅŸfedip dünyaya duyurmasından sonra polen botanik yönden öğretildiÄŸi kadar tıbbi yönden de bilim adamlarına ve kullanıcılara tüm özellikleriyle tanıtılmaya ve dünyaa bilinçli kesim tüketiciler tarafından yoÄŸun ÅŸekilde kullanılmaya baÅŸlanmıştır.

POLEN VİTAMİNLER VE MİNERALLER DEPOSUDUR
Polenin analizleri dünyanın ünlü labaratuarlarında yapılıyor.CNRS dünyaca tanınmış bir araÅŸtırma örğütü CNRS araÅŸtırma uzmanlarından Armond PONS’un kitabında, polenin bütün vitaminleri taşıdığı açıklanıyor

Polende tüm vitaminler ve diÄŸer cevhelerin insan yaÅŸamı için en ideal oranlarda bulunması baÅŸka üstün bir özelliktir. BaÅŸka pek çok besinde bulunabilen vitaminler az, üreme, geliÅŸme, düşünme, güç verme ve uzun ömür saÄŸlaması gibi en önemli görevleri yerine getirmeyi saÄŸlayan ve seçkin, az besinlerde bulunan vitamin ve diÄŸerleri kat kat fazladır. A ve C vitaminleri az, B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminleri, bilindiÄŸi gibi “uzun ömür vitaminleri” dir. Dış etkenlere karşı hücreyi, bağışıklık sistemini uyararak korur, sürekli hücre yeniler, hemoglobini çoÄŸaltarak hücreye bol oksijen gelmesini saÄŸlar.

Polen araÅŸtırmanlarından bilim adamı Alain Callas’ın bir analizi şöyle:
100 gram karışık çiçek polenin de 500-900 mg. B1 ve 2760 mg. B5 vitaminleri vardır. Yani, günde alınacak 1 gram polen, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor demektir.

Polenlerde ortalama olarak %20-30 protein %45 serbest amino asitler, %25-30 doÄŸal ÅŸekerler ve selüloz bulunmaktadır. Hiç bir bitkide bulunmayan süt ÅŸekeri LAKTOZ, polende bulunmaktadır. Sindirim fermentleri olan niÅŸasta ve fosforu, büyümeyi saÄŸlayan ve hızlandıran, hücre metabolizmasını uyaran yararlı hormonları, nükleik asitleri taşımaktadır. Tam 22 çeÅŸit amino asit bulunan polene karşı bu çeÅŸit, temel besinimiz olan sütte 17′dir.

Polendeki tüm vitaminler, A,B(1-2-3-4-5-6-7-8-9-12),C,D,E,H,P,PP’dir.

Polende 22 çeşit amoni asit, 27 çeşit madensel tuz, doğal hormon, enzim, coenzim, pigment, karbonitrat ve fermentler vardır.

Polendeki H vitaminin varlığı, Rus araştırıcı deviatrin ve Joirich tarfından açıklanmıştır. Bu vitamin gelişmeyi kolaylaştırır. Deri ve göz iltihaplarını önler.

Polende rutinde vardır. Ayrıca kara buğday, sedef otu ve frenk üzümünde rutin tesbit edilmişti. Rutin, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.

Chauvin ve Lenormand’ın araÅŸtırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiÄŸide gün ışığına çıkarılmıştır.

Grecean ve Enciu’nun bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin, Staphylocoscus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis’e karşı etkili olduÄŸu ve bunların üremelerinin engellediÄŸi tespit edilmiÅŸtir.

Prof.Dr.M.Mihri MemoÄŸlu ve Dr.Kadriye Sorkun’a göre polen, Metbolizmamız için çok deÄŸerli temel maddeleri içerir. Organizmamız için çok deÄŸerli temel maddeleri içerir. Organizmamızı zinde tutmak ve dengeli beslenmek için vücudun ihtiyacı olan eksik maddeleri tamamlamak ve korumak açılarından yaÅŸamsal önem taşımaktadır.

Polende bulunan baÅŸlıca amino asitler Cystine, Histidin, Trytoptan, Methionin, Phenylalanin, Thereonin, Arginin, İzoleucin, Leuoin, Lysin, Valin, Glutamin’dir. Polende bulunan baÅŸlıca asitler, Pantethenic, Linoleik, Ascorbik ve Arachidonik’di. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise polende varlığı tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bununan iz elementler, alimünyum, nikel, titanyum ve çinkodur.

Uzun yaÅŸam vitaminleri olan B’lere gelince:
1 Gram (Dörtte bir çay kaşığı) polendeki 8 mg. B1 vitamini şu besinler sağlayabilir.

70gr bira mayası, 3kg. Karaciğer, 8 tam kepekli ekmek, 40 beyaz ekmek, 20kg. elma veya domates.

1gr. polendeki 5 Mg. B2 vitaminini ÅŸu besinler saÄŸlayabilir.

50grr. bira mayası, 15 kepekli ekmek, 74 beyaz ekmek, 6kg. portakal, 12kg. domates, 16kg. elma

1gr. polendeki 27 Mg. B5 vitamini (Pantotenik asit) ÅŸu besinler bulundurur.

35gr. bira mayası, 13kg. sığır eti, 25kg. kabuklu buğday, 95lt. süt

BİLİM ADAMLARINA GÖRE POLEN VE POLENİN FAYDALARI
Fransız Pr.Dr. Robert Toucguet 5 ayrı dilde 26 kitap yazmış bir bilim adamıdır. “100 yıl dinç yaÅŸamak”(Pour vivre cink fois vingt ans) isimli kitabında polenin faydalarını ÅŸu ÅŸekilde anlatıyor;

“Polen harika besinlerin en üstünüdür. Kimyasal analizler polende, vitaminler, proteinler, yaÄŸ, ÅŸeker, mineral, hormon, büyütücü faktör, pigment vs. bulunduÄŸunu gösteriyor. Bu canlı ve dengeli besin beyni ve vücudu yorgun uyuÅŸuk insanlara bir kaç günde canlılık ve yaÅŸama neÅŸesi veriyor. Büyüme faktörleriyle cılız ve yorgun çocukların hızlı geliÅŸmesini saÄŸlıyor. Kansızlarda, bir ay süre ile hergün bir kahve kaşığı polen yedikten sonra yapılan labaratuar denemeleri, kandaki kırmızı küreciklerin, milimetre küpte, beÅŸyüz bin arttığını gösteriyor.

Hafif laksatif, yani barsak çalıştırıcısıdır. İç zehirlenmeleri önleyicidir. Sabah, öğle ve akÅŸam bol vitamin almak için polen yiyiniz. Ilık süt, çay, kahve yada suya karıştırılır veya doÄŸrudan yenilir. Günlük normal miktar bir çay kaşığıdır. Aşırı yorgunluk, zayıflık, hastalık, kansızlık, yavaÅŸ geliÅŸme gibi durumlarda dozu artırınız. Hiç bir yan etkisi tespit edilmemiÅŸtir. Son araÅŸtırmalar erken ihtiyarlamadan koruduÄŸunu gösteriyor. Siz, 60 yaşından sonra 40 yıl daha dinç yaÅŸamak istiyorsanız poleni hemen her gün yiyiniz.”

SaÄŸlık ve beslenme konularında 30 dan fazla kitap yazmış olan fransız Dr.Raymond Dextreit, “Le miel et pollen” (Bal ve polen ) isimli kitabında polenin faydalarını şöyle açıklıyor:

“DeÄŸiÅŸik labaratuarlarda, özellikle Rusya vitaminler enstitüsünde birçok kez yapılan analizlere göre polen, vitan ve ferment gibi canlı cevherlerden yana çok zengindir. Prof.Joiriche, Dr.Chauvin ve Alain Caillas’ın yaptıkları polen analizleri göz önüne alınırsa, en baÅŸta sinir dengesi kurmaya yaradığı anlaşılır. Beyin yorgunluÄŸu ve düşünsel bunalım sonucu ortaya çıkan, zayıf sinirli, gücü tükenmiÅŸ ve uyuÅŸuk insanlar, her gün yedikleri 2 kaşık polen le gerçek bir saÄŸlık verici, sakinleÅŸtirici ilaç bulabiliyorlar.

Şişmanlık ve zayıflık, ishal ve peklik gibi karşıt durumlarda dengeye getirici, sağlık kazandırıcı bir etki yapar. Salgı bezlerini ve hormanla sistemi uyarır. Polit, ince bağırsak ilthabı ve bağırsak kokuşmasında faydalıdır. Özellikle kolibasillere mikroplara öldürücü ve üremeyi durdurucu etkisi denenmiştir.