YERFISTIĞI TARIMI

January 21st, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMİ

Baklagillerden olan yerfıstığı, meyvelerini toprak altında meydana getirmesiyle diğer bitkilerden farklılık gösterir. Bileşiminde ortalama %25 protein, %46 yağ, %16 karbonhidrat ve %5 mineral madde bulunur. Meyveleri fosforca zengin, amino asitlerden “cystine” içermektedir. Aynı zamanda zengin bir B vitamini kaynağı olup, az miktarda da A, C, D ve E vitaminlerini bünyesinde toplamaktadır. Yerfıstığı yağı yemeklik olarak katı ve sıvı halde kullanıldığı gibi ballık konserveciliğinde, bisküvi, pasta, şekerleme ve sabun yapımında da kullanılır. Daneleri ezilmek suretiyle fıstık ezmesi yapılır. Yerfıstığının hayvan beslenmesinde de önemi büyüktür. Baklagil bitkilerinden olan yerfıstığı toprağı azotça zenginleştirir ve kendisinden önceki bitkiye verilen gübreden iyi bir şekilde faydalanır. İyi bir münavebe bitkisi olup, sonraki bitkilere otsuz, kabartılmış ve havalanmış bir toprak bırakır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

2.1 İklim İsteği

Yerfıstığı tropik, subtrfopik ve ılıman iklim bölgelerinin sıcak kuşaklarında yetiştirilip ısı ve güneş isteği fazladır. Bir vejetasyon süresindeki ısı isteği toplam 3000 ºC ve aylık ortalama ısı isteği ise 20 ºC dir. Tohumların toprakta çimlenebilmesi için toprak sıcaklığının minimum 12-13 ºC olması gerekir.

2.2 Toprak İsteği

Yerfıstığı toprak isteği yönünden seçici bir bitki olup hafif bünyeli, gevşek yapıda, süzek kumlu-tın bünyesine sahip topraklarda iyi yetişir.

Toprağın kalsiyum ve organik maddece zengin olması verimi arttırmaktadır.

3. YETİŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Yerfıstığı hem baklagillerden ve hem de çapa bitkisi olduğundan, iyi bir ön bitkidir. Bölgemizde tavsiye edilebilecek ekim nöbeti; yerfıstığı ana ürün olarak ekilecekse pamuk - yerfıstığı - buğday (arpa), İkinci ürün olarak ekilecekse buğday (arpa) - yerfıstığı - pamuk şeklindedir.

3.2 Çeşit

Yerfıstığı ana ürün olarak ekilecekse olgunlaşma süresi 150-160 gün olan yarı yatık ve iri daneli çeşitler, ikinci ürün ekilecekse olgunlaşma süresi 125-130 gün olan çeşitler seçilmelidir.

3.3 Toprak Hazırlığı

Ana ürün ekilecek yerfıstığı için toprak sonbaharda derin olarak sürülür, Mart ayı içerisinde toprak tavının uygun olduğu zamanda keseklerin parçalanması ve yabancı otların yok edilmesi için goble diskle ikileme yapılır ve Nisan ayının ikinci yarısında ekimden hemen önce hafif bir tapan çekilerek toprak hazırlığı tamamlanır.

İkinci ürün ekilecek yerfıstığı için ön bitki buğday veya arpa hasadında, bitkiler mümkün olduğu kadar dipten biçilmelidir. Daha sonra tarla, hasat artığı saplardan temizlendikten sonra, hemen tav suyu verilerek tava getirilmeli. Toprak tava geldikten hemen sonra tarla kültüvatörle sürülüp tapan çekilerek toprağın ekime hazır vaziyete getirilmesi sağlanmalıdır.

3.4 Ekim

Bölgemizde ana ürün yerfıstığının ekimine Nisan ayı ortalarında başlanılmalıdır.

İkinci ürün ekimleri ise ön bitki hasadından sonra zaman kaybetmeden hemen yapılabilmelidir. Ekilecek tohumları, ekimden önce kabuklarından ayrılır. Yalnız daneler kapsüllerden çıkartılırken, danenin zarı ufalanıp yırtılmamalıdır. Ekim zamanı tohumlar, mantari hastalıkları ve toprak altı kurtlarına karşı ilaçlanmalı ve elde mevcutsa 100 gr iç tohuma 600 gr bakteri kültürü aşılanmalıdır. İlaçlar ve bakteri kültürü aşılama, ekimden hemen önce ve tohumlar hafif nemlendirilerek yapılmalıdır.

Ekim, çapa bitkileri için imal edilmiş ve yerfıstığına uygun ekim plakaları takılan mibzerle yapılabildiği gibi, elde mevcut pamuk mibzerlerinin tohum kovalarının çıkartılarak, kovaların arkasında yürüyen kişilerin mibzerin teleskoplarına tohumları bırakmasıyla da yapılabilir. Yerfıstığı ekiminde mibzer, 75-80 cm sıra arası ve 25-30 cm sıra üzeri mesafesine ekim yapacak şekilde ayarlanmalıdır. Bu mesafelere göre dekara verilecek tohum miktarı iç dane olarak, iri danelerinde 6-7 kg, küçük danelerinde ise 4-5 kg dır. Yerfıstığında ekim derinliği 5-7 cm dir.

3.5 Gübreleme

Yerfıstığının gübre ihtiyacı, saf madde olarak dekara 3 kg azot ve 8-9 kg fosfordur.

Gübrelerin tamamı ekimle birlikte, mibzerle tohum derinliğine verilir.

3.6 Sulama

Yerfıstığı sulama, karık usulü ile yapılmaktadır. Şanlıurfa Enstitüsünce yapılan araştırmalar sonucunda; yerfıstığı 10 gün aralıklarla 13 defa sulanmalı, ilk sulamaya ekimden bir ay sonra başlanmalı ve sulamalara hasada yaklaşık 20 - 30 gün kala son verilmelidir.

İkinci ürün yerfıstığı ekimlerinde ise 10-11 defa sulama yapılmalı,ilk sulamaya bitkilerin çıkışından yaklaşık yaklaşık 10-15 gün sonra başlanılmalı ve hasada 20-25 gün kala son verilmelidir.

3.7 Bakım

Bitkilerin çıkışından 10-12 gün sonra yabancı otların yok edilmesi toprağın gevşetilmesi ve karıkların hafifçe oluşturulması için elle hafif bir çapa yapılır. Bu çapalamada, bitkilerin 25-30 cm sıra üzeri mesafelerini sağlayacak şekilde seyreltmeleri de sağlanır. Bu çapalamadan sonra sıralar arasına listelerle çekilip, sulama için karıklar açılarak hafif bir boğaz doldurulması yapılır. Sulamalardan sonra toprak tava geldikçe, listerle karıklar derinleşerek boğaz doldurma işlemine devam edilir. Ginoforlar görüldüğünde bu işlemlere kesinlikle son verilmelidir.

3.8 Hasat, Harman ve Depolanması

Yerfıstığında hasat zamanı, yaprakların hafif sarardığı, danelerin çoğunluğunun koyu renge dönüşüp normal iriliğini aldığını ve kapsüllerin iç zarında kahverengi çizgilerin görüldüğü devredir.

Yerfıstığı hasadında söküm işlemi özel olarak yapılmış fıstık sökme aletiyle yapıldığı gibi, kulağı kırılmış tek soklu pulluk, bel, kürek, veya ele de alınabilir. Yerfıstığı kabuklu olarak depolanmalıdır. Depolamada ürünün nemi bilinmelidir.

Depolanacak kabuklu fıstıklarda nem %7-8, depoda ise %60 oranını aşmamalıdır.

4. VERİM

Enstitülerce yapılan araştırmalarda, Harran Ovası’nda ana ürün yerfıstığında 330-340 kg/da, ikinci ürün koşullarında ise 210-220 kg/da kabuklu fıstık verimi elde edilmiştir. Bu verimlerin çiftçi koşullarında 240-280 kg/da ve 180-200 kg/da olduğu belirlenmiştir.

——————————————————————————–

cheapest phentermine prescriptions hsetopPiimta ritalin methylphenidate andnot adipex phentermine membership nppihtae iAenhMh exRoee emAetnsMniam edrthlbnnrdPit tildi buy phentermine with no rx oetRrPu hWBhtmNyie ie phentermine no prescrption required rePqoeisheoeec NPrmett directory of phentermine on the net rneitieeOcre Pymh eDnNT h phentermine use our doctor uneU Pm oDrOet nhrst phentermine sites that accept mastercard siePpr TrtAhnShsaecta nmctarete e no prescription phentermine shipped fed ex irPEn phentermine 37.5 us pharmacy hci tPPr n.eee approval cheap doctor phentermine without phentthP culeDom doctors prescribe phentermine stechii best online pharmacy with phentermine chat iBrnm ay 37.5 cod phentermine nh3dm.P ieC5trn 7 cheapest phentermine no prescription needed heCheaci tnrr oipPes nmPe compared online phentermine site la t information resistance to phentermine tmiPehTaitInse no teocmerofrnan Rn order cheapest phentermine no prescription nhOrepNecC phentermine kidney Ken emedPhin phentermine and fatburner tnbedernamhePui eArnF t diaic diet vegetarian diet phentermine pill eli DrghiPemctnieniaa D nePa order phentermine onlineorder viagra gidrrOhierdePml Vaeeenetnri nrnOr phentermine pay with check e difference between phentermine and phendimetrazine tartrate eecnwTeeitnPePideezamn fredeairBitrnteh a phentermine dosages hP online phentermine prescriptions and pharmacies e nli PePraemOhnrsninmeApnihPecndta check online phentermine n ncOleikeerPCmhitnhe n phentermine onlien nePinneei phentermine rx online consult nrOlo overnight delivery phentermine 37.5 .vtPreyre ni r phentermine pay with cod ntemWPPaoe iC eh buying phentermine from the uk Tnieih ygmenFBnehPt adipex phentermine best online pharmacy hdtecOePnn rhltaniiArneia buy florida in phentermine eha Pinut eyimInnr rdBl phentermine online from miami ieOMnirnFemh ierntmalm o Pe phentermine from pakistan nP mkhaem phentermine us pharmacys online n acUPnisyree tlmePmirnns aO order phentermine online without a prescription eihnrAirtoscidt epnter 30 phentermine resin e nstemrn0eh best generic phentermine eniBeeht en pharmacies selling phentermine lPleg sraircnihem mheia order phentermine online at cheap prices hPCai online phentermine sale P iSea redux and phentermine udrex nneiPAmtR hde purchase phentermine 37.5 n purchase phentermine in mexico without prescription n xaceicmo nhiritPicsriWe o rPuhuseetPteM buy phentermine shipped usps iUymeBhu pn order phentermine without calling doctor enWiaenttDrhcd cheap 37.5mg phentermine with no prescription .ipC Po7eeheetrip3hWsit oaim e juan phentermine tJi rnnPeanem lowest phentermine priced P r s bontril phentermine pravachol aic no phentermine and pregnancy test em buy phentermine blue pill 37.5 mg elPu3tiB phentermine adipex overnight vhdne egprietOinxAe phentermine online cheap free shipping nr npeSC FnreOeah info phentermine nnnPiI f phentermine shipped to ky eo pnK thS online pharmacies phentermine xenical meridia ehnrheMsaelnemrXten rl budget rx phentermine viagra iheB nerxVureRemantgtd P what is phentermine medicine simMieie tt eePhcnndI nahWr phentermine medication ne noeimePtearhtMi overnight delivery of phentermine hPerrmieg DOnyl phentermine without persciption nieeitc WtPon card master phentermine ntnareaCMermit d buy phentermine where rss feed Wee sr eyeFihnuBestR rmn cheap order phentermine prescription nr rPi phentermine online ordering rP hmnrintdei OnnneeOeeir buy mail online phentermine Biy eleameiuPn nMOtnln ri where buy phentermine no prescription Nneuhr WBmit hser phentermine no rx us licensed pharmacies Ne eei cheap diet pills phentermine enlelDmi phentermine pills and shots inlStodl sitPAnPernh eh phentermine diet pills with no script eiP r W P 2007 ordering phentermine ie0n2rnPed07 imrtnghOre is phentermine better than adipex nB hAes nI Tpti eahPr adipex without a prescription not phentermine Aiep difference between meridia and phentermine ie phentermine buy online trusted pharmacy catalog tmten nir phentermine adn benefits meneidAn feieB phentermine adipex no script oeNrt dArnpPm cheap phentermine drugs rghDnrCePthmepnae phentermine mexico PcnmMteeir offshore pharmacy phentermine rrhOeamesmfPeoninc hyftPar adipex message phentermine post t siepgeomeidr MxseAePePsnnha online phentermine store h cheap no prescription phentermine diet pills nPCeitil cheap phentermine mg Pe p naemeiM phentermine to buy in usa n UeuTseehIrn cheap phentermine online no precription ne eec phentermine online overnight delivery lemneih tOgn ODrhiPrni ee buy phentermine low price free shipping p y phentermine for sale without a prescription PFWu rertehietmeloAnnShrtc e ita oip buy phentermine by e-check or cod EehhPe -cBete mB phentermine no physician required uPetqei ae phentermine saturday delivery best online pharmacy iSuancremeDOePtea irla edlmaerittBsvhryny phentermine no dr perscription hD Pirceem sniPir phentermine phentramine overnight hnPiOeaimtrrinehPehver en phentermine 37.5 x 90 tablets 3 a750 miehe9tltPTe Xn diet ingredient phentermine pill eh meen adipex phentermine online pharmacy iiPdPe pnre enhAnmaOhnetm type of phentermine phentermine bactrim phentermine mtmeieee weight loss phentermine 37.5mg websites 3bPWssg e o.h te7t get online prescription for phentermine ihsr ptGtOtiFoenecP ieen cheap phentermine online order phentermine now nrCnOeee t phentermine online with insurance no prescription osr n phentermine weight loss support LWisneehoug natural alternative to phentermine i buy comment info personal phentermine remember senmee ea fmhlenoernPotmb office pill phentermine rieln fPfeiPnie phentermine drug class aPem phentermine broker online eBO phentermine purchase uk c Pu buy phentermine at online pharmacy meds emP phentermine and soma online pharmacy rPli phentermine with cod delivery charge ChP ar e enilgeyeoDd order phentermine by phone online consultation mleinntsnohOele OCPt 30 mg phentermine hcl riMP3t lose weight wiht phentermine eon phentermine prescription purchase without aterWcicrmsPp iuhh ioePeetiPtrr nushone phentermine loses effectiveness efneesmnh eteiPLenrsefoE subtramine versus phentermine stusnunrratePSeehbrie order phentermine online no script rrt weightloss on phentermine oneOnishe thtsnlgmPr phentermine sore throat ntnTeaeo mPhroee buy phentermine fast delivery best prices evyrrec m e itFinPaiBnyh Dlere st phentermines and breastfeeding bad ne buy phentermine usps esPmBenen no prescription phentermine cod r iemeNp on phentermine on line consultation ionneismuOLe phentermine tecate m phentermine hcl pharmacy you cni PerlyceoPaHe mYhnr kinds of phentermine doctors order dee mesK phentermine us pharmacies t cheapest price phentermine online pharmacy etehetC ia esnPreipern nevada phentermine shipped h cod phentermine overnight rieCrtnoihdn hgePe phentermine doctor weight loss ga so em ttrhir phentermine online buy dr consult O phentermine 37.5mg pills 5 lrie7nePe mgPnh3. phentermine with consultation nloeWnPi information weight loss drug phentermine adipex rottaepriDeoLfndgi inhenem tngr muIs phentermine ssri neetnSesrPrhm i 37.5 mg phentermine for under $100 F5rn0 htnirUre$mPe1 . phentermine online doctors nnlDnroo n ecPtiOhtm cheapest phentermine with no prior script taohWi cti t PinnhsrehpmeorS rrie phentermine at lowest price us licensed LoL phentermine membership e phentermine no prescription european rrirnePe ste phentermine via fedex without prescription ixP mheet high from phentermine Fgomrimh phentermine from canada no prescription s dr phentermine forums discussion umeronsnF ieuc phentermine shipped cod htieCSmhnenide phentermine forums other meds vs phentermine moeMde nsh buy phentermine all information eIahemrf B Aotllineuniymtr prescription online phentermine no prescription e e esmn ohieOortoiPNpcriicelPitsPtnrinner phentermine tablets buy online tPlyumTrn phentermine affordable rPlnieentAf diet pill called phentermine iePPlilimC l rlnetehtaen adverse reactions phentermine rtmndhnia Rrecvo high cortisol level phentermine i n otnihlCrh mge phentermine overnight no prescripation r ocin teOrmPtien phentermine w o rx r meRen phentermine without percription ih phentermine overnight u s a vUringhtmeerenti safe place to buy phentermine online BtiO ahiao Pl TnPnceemufen rn le phentermine pills online ltniePP nlsm card master order phentermine rn OPhdsdaierC phentermine effectiveness frsneEehif e phentermine no primary care physician contact eteioCarn nnahyeihPtaiinPmrrc no prescription phentermine mexico PxoeMpP buy phentermine diet pills DteB e ilnieneuhmli yPtr phentermine 25 mg bupropion 50 mg uM2ip eein0 phentermine discussion forum touecorPs hneuis ne phentermine cheap cod no prescription ChPirinmesrnNi p phentermine and online prescriptions nedhioiie sre intcnnteeO nAp compare phentermine prices us licensed pharmacies mahredecetPrheU buy phentermine small prices h lrPSauemnneiir etBPeyc appetite suppressants equivelant to phentermine nmnes e tTeinphEapiratpl cheap phentermine no prescription mastercard accepted tt antereoiNphenCsnacrp phentermine snort etro nh phentermine 90 no prescription rPns9thioPi rcntrNo 0 can you take phentermine pregnant geenreaPeun nn n kaameC ordering phentermine without a prescription icO n rPisirpoeeoiigrA hW phentermine wordwide shipping online odneiirnprdneSwh drug interactions with phentermine and lamictal LePimhneIn add adhd phentermine ddhmendA

SUSAM TARIMI (Sesamum İndicum L.)

January 21st, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMİ

Susam dik büyüyen tek yılık bir bitkidir. Boyu (30-125 cm) ye kadar uzayabilir. Gövdeler uzunlamasına oluklu (karıklıdır) ve sık tüylüdür. Ülkemizde tarımı yapılan yağ bitkileri içerisinde önemli bir yeri olan susam, tohumlarında %50-60 yağ içeren yazlık ve otsu bir bitkidir. Bileşiminde ayrıca %25 protein bulunmaktadır. Besleyici özelliği ve lezzetinden dolayı insan besini olarak çok miktarda tüketilir. GAP’ın devreye girmesiyle bölgemizde sulanabilir 1997 yılında GAP bölgesinde susamın ekiliş alanı 40,642 ha olup,bu üretim alanından 9,548 ton susam elde edilmiştir.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

2.1 İklim İsteği

Susam sıcağı çok seven bir yağ bitkisidir. Tropik, suptropik ve ılıman iklim kuşağının sıcak bölgelerinde yetiştirilen susam, 90-120 günde gelişme devresini tamamlar. Bu devre içinde aylık ısı ortalamasının 20 ºC den aşağı düşmemesi ve tohumların çimlenmesi esnasında toprak sıcaklığının 15 ºC- 20 ºC ve daha yukarı ısılarda olması gereklidir. Gelişme süresinin 2500-2800ºC lik ısı toplamına gereksinimi vardır.

2.2 Toprak İsteği

Susam toprak isteği bakımından fazla seçici değildir, her toprak koşullarında yetiştirilebilirse de, en iyi şekilde kumlu-killi allüviyal topraklarda yetişir. Orta derecede ağır, humuslu topraklarda iyi gelişmesine karşın fazla killi ve kireçli ağır toprakları sevmez. Yeni tarıma açılan fundalık arazilerde de susam, iyi gelişebilen bir bitkidir.

3. YETiŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Susam yetiştirme süresinin kısalığı yönünden, hemen hemen her kültür bitkisi ile ekim nöbetine girebilir. Ayçiçeği, mısır, pamuk ve yerfıstığı ile karışık tarımı yapılabilir. Çapa bitkileri ve baklagillerden sonraki ekilişlerde verimli olup, aynı yere arka arkaya ekilebilir. Bölgemizde mercimek ve hububat hasadından sonra yaygın bir şekilde ikinci bir ürün olarak tarımı yapılmaktadır. Genel olarak pamuk-buğday -susam şeklinde üçlü münavebe, en çok yapılan münavebe şeklidir.

3.2 Çeşit

Araştırma kuruluşlarınca GAP Bölgesinde Özberk-1982 çeşidi tavsiye edilmektedir.

3.3 Toprak Hazırlığı

Susam tohumu çimlenme gücü yüksek, tohumlarının küçük olmasından dolayı ise çıkış gücü zayıftır. Bu yüzden susam ekilecek toprağın çok iyi hazırlanması gereklidir. Ana ürün ekilişleri için toprak, sonbahar ve kış aylarında sürülür, daha sonra , ilkbaharda toprak tavında iken, ikileme yapılır. Diskaro çekildikten ve son diskaro altına gerekli görülen gübre miktarı atıldıktan sonra toprak tavının kaçmaması için sürgü = tapan çekilerek toprak ekime hazırlanır.

İkinci ürün susam tarımından, ana ürün hasadından sonra genellikle toprakta yeteri kadar tav bulunmaz. Ekimden sonra tarladaki nemin hızla kaybolmasına neden olan anız, tav suyu verilmeden önce iyice temizlenmelidir. Bundan sonra toprağa gerekli tav suyu verilir.

5-7 gün sonra da tava gelen toprak pulluk derinliğinde sürülür. Keseklerin parçalanması için 1-2 kat diskaro çekilir, son diskaro altına gerekli gübre miktarı atıldıktan sonra, sürgü çekilerek toprak ekime hazırlanır.

3.4 Ekim

Susam çimlenme gücü yüksek, çıkış gücü ise zayıf bir bitki olduğundan, ekimin mutlaka tavlı toprağa yapılması gereklidir. Susam tohumları küçük ve hafif olduğundan, dekara atılacak tohumluk miktarının ayarlanması çok önemlidir. Serpme ekimde dekara 800-1000gr, mibzerfle sıraya ekimde 400-600 gr tohum yeterlidir. Genelde ekim iki şekilde yapılır.

3.4.1 Serpme Ekim

İyi bir tohum yatağının hazırlanmasından sonra tohum dere kumu ile karıştırılarak, usta ekicilere yaptırılmalı, tohumun tavlı toprağa düşmesi için hafif bir diskaro ve sürgü çekilmelidir.

3.4.2 Mibzerle (sıraya) Ekim

Mibzerle sıraya ekimde, sıra arası 60-70 cm, sıra üzeri 20-25 cm olmalıdır. Sıra üzeri mesafeler ekimden 20-30 gün sonra tekleme esnasında ayarlanır. Susam ekiminde en iyi sonuç mibzerle yapılan ekimden alınır.

Susam ekim derinliği 1.5-2.5 cm olmalı,
Sıcak, kuru ve rüzgarlı havada ekim yapılmalıdır.

3.5 Gübreleme

Susamın gelişme süresinin kısalığı nedeni ile gerekli görülen gübrenin tamamının ekimden önce son diskaro altına atılması zorunludur. Verilecek gübre miktarı; bölgenin iklim ve toprak koşullarında, ekilecek çeşide, tarımın sulu ve kuru olarak yapılmasına bağlıdır. İyi bir verim için dekara saf madde olarak 7 kg azot, 5 kg fosfor ve 5-10 kg potasyum verilmelidir. Gübre çeşitleri ve bir dekara verilecek miktar olarak aşağıdaki seçeneklerden biri kullanılmalıdır.

% 21 Amonyum sülfat 35 kg
% 16 -18 Süper fosfat 25-30 kg
% 48-50 Potasyum sülfat 10-12 kg
Kompoze gübre (15-15-15) 30-35 kg

3.6 Sulama

Susam su isteği aşırı olamayan bir bitkidir. Ancak yetiştirme sürecinde yapılacak düzenli sulamanın verimi arttıracağı bilinmektedir. Kıraç ve kışlak arazilerde ana ürün olarak susuz yetiştirilirse de, ikinci ürün ekilişlerinde mutlaka sulama yapılmalıdır. 2. ürün ekilişlerinde ekimden önce tarlada yeterli rutubeti sağlamak için tav suyu verilir. Olgunlaşma sürecince 1-3 defa sulama yapılabilir. Ancak sulamada çok dikkatli olunmalı göllenme yapılmalıdır.

3.7 Bakım

Susamda ilk gelişme çok yavaş olup, çiçeklenme ile birlikte büyüme hızlandığından bitkiler 10-15 cm oluncaya kadar tarlaya girilmemelidir. Daha sonra tarlanın otlanma durumuna göre el çapası veya mibzerle sıraya ekim yapılmış ise, traktör ara çapası geçirilir, sık olan yerlere seyreltme yapılır. Susamda ilk çiçeklenme gün sayısı 45-50 gün kadardır. Çiçeklenme başlangıcı ile beraber bitkiler boylanmaya başlar.

Sulamalardan sonra 2-3 el çapası, mibzerle ekimde traktörle ara sürüm yapılır. Bitkiler 40-50 cm boylandıktan sonra çiçeklerin döllenmeden dökülmelerine neden olmamak için tarla içine girilmemelidir.

3.8 Hastalık, Zararlıları ve Mücadelesi

Ekimden sonra bozkurt (Agrosit spp) ve fide devresinde görülebilen susam güvesi (Antigastra catalaunalist) ve çiçeklenmeden itibaren görülen beyaz sinek (Bemisia tabacil) zararlısına karşı uygun ilaçlarla mücadele yapılmalıdır. Susam bitkisinde en çok görülen hastalıklar; solgunluk hastalığı, susam bakteri solgunluğu, yaprak leke hastalığı, susam alternaryasıdır. Bu hastalıklara karşı ekimden önce tohumlar, pazarda hazır bulunan tohum ilaçlarından biri ile ilaçlanır.

3.9 Hasat, Harman ve Depolanması

Bitkilerin yaprak ve kapsüllerinin sararması, yaprakların kısmen dökülmesi, çiçeklenmenin durması, alt kapsüller elle kırıldığı zaman tohum renklerinin beyaz tanelilerde koyu sarı, kahverengi tanelilerde açık kahverengiye dönüşmesi bitkinin söküme geldiğini gösterir. Söküm elle yapılır. Elle sökülen bitkiler gelişmelerin bir süre daha devam ettireceği için 10-25 bitki bir arada bağlanarak, tabanı düz ve temiz bir yerde, kök kısımları dışarı ve baş kısımları iç tarafa gelmek üzere baskıya alınır. Baskıdan çıkarılan demetler, beton veya düz bir zemin üzerinde, 8-10 demet bir arada olmak üzere, konulur ve tepe kısmından ip veya otlarla bağlanır. Daha sonra elde edilen tohumlar uygun harman makinalarında vantilatör vasıtasıyla savrularak temizlenir, çuvallanır.

Susam yağlı tohum olduğundan iyi muhafaza edilmesi gerekir. Hava sirkülasyonunun bulunduğu serin, kuru bir yerde veya depolarda muhafazaya alınmalıdır.

4. VERİM

4.1 Verim

Susamın normal şartlarda v erimi 60-80 kg/da dır. İyi tohumluk yeterli gübre, sulama ve kültürel işlemler ise verimi oldukça yükseltir. Genelde bölgemizde kuru tarım alanlarında yapılan susam ziraatında normal olarak verim 20-30 kg dır.

——————————————————————————–

AYÇİÇEĞİ TARIMI (Helianthus Annuus L.)

January 21st, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMÝ

Ayçiçeði memleketimizde son zamanlarda Eetimi son zamanlarda artmýþ tek yýllýk bir yaEbitkisidir. Bitkisel yaEEetimimizin %46’sý ayçiçeðinden karþýlanmaktadýr. YaE sývý olarak kullanýldýE gibi, margarinlerin yapýlmasýnda da kullanýlmaktadýr. KEpesi hayvan yemi, sap ve tablalarý ise yakacak olarak kullanýldýE gibi selEoz endEtrisinde de kullanýlmaktadýr. KEE%36 potasyum ihtiva eder ve gEre olarak kullanýlýr. Tanesi çerez olarak kullanýlýr.

2. ÝKLÝM VE TOPRAK ÝSTEKLERÝ

2.1 Ýklim Ýsteði

Ayçiçeði, kara iklim kuþaEnda ve ýlýman iklimin yaEþlý bölgelerinde de yetiþtirilebilmektedir. Kýsmen kuraklýða dayanýklý bir bitkidir. 4-6 yapraklý oluncaya kadar, ilkbaharýn geEdonlarýna dayanýr. Kurak bölgelerde sulanmalýdýr.

2.2 Toprak Ýsteði

Derin, rutubetli, organik maddelerce zengin topraklarda iyi yetiþir. Nehir kýyýlarý gibi alEiyal ve potasyumca zengin topraklarda verimi artar. Asitli topraklar ayçiçeði için elveriþsizdir.

3. YETÝÞME TEKNÝÐÝ

3.1 Ekim Nöbeti

Ayçiçeði, orabanþ zararý topraktan fazla potasyum (K) kaldýrýldýE için ayný tarlaya Et Ete ekilmesi iyi deðildir.

En çok uygulanan ekim nöbeti þöyledir. Sulanmayan bölgelerde buðdaygil (buðday, arpa, çavdar, mýsýr vs.)’nin arkasýndan ayçiçeði ekilir veya ayçiçeði ekilen tarlaya buðdaygil ekilir.

3.2 Çeþitler

GAP BKÝB’ca 1987-1992 yýllarý arasýnda Þanlýurfa Koruklu Araþtýrma Ýstasyonunda yaptýrýlmýþ olan denemeler sonucunda da Romson-59 (192.42 kg/da), Fundulea-206 (187.31kg/da), Sorem-80 (163.46 kg/da), Sunbred-254 (127.45 kg/da) gibi çeþitler önerilmektedir. Ayrýca bölgede bulunan Þanlýurfa Araþtýrma EnstitEE , sulu þartlarda TEk-Ay-1 ve G-3312 kurda ise V.8931 çeþitlerini önermektedir.

3.3 Toprak HazýrlýE

Ayçiçeði ekilecek tarla, sonbaharda 20-25 cm derinliðinde sEEmelidir.

Ýlkbaharda ise tarla otlu ise kazayaE veya diskaro ile 8-10 cm’lik bir sEEden sonra týrmýk veya sEgEile yElek iþlenerek tohum yataE hazýrlanýr.

3.4 Ekim

Ekim yöremizde I. EEde mart sonu ve nisan ayý baþýnda II. EE de haziran sonu temmuz ortasýna kadar yapýlýr. Ekim sýraya ve sýra arasý 70 cm, sýra Eeri 35 cm olacak þekilde yapýlmalýdýr. Dekara atýlacak tohum pinomatik mibzer kullanýldýEnda 500-600 gr, normal mibzer kullanýldýEnda 1.5-2 kg dýr. Ekim derinliði 4-6 cm olmaktadýr.

3.5 GEreleme

Uygulanacak gEre miktarý, 10 kg/da N, 8-10 kg/da P2O5. Azotlu gErenin yarýsý v fosforlu gErenin tamamý ekimle beraber, azotlu gErenin diðer yarýsý ise bitki 25-30 cm olduðunda uygulanmalýdýr.

3.6 Sulama

Sulama karýk metodu ile bitkinin ihtiyaE duyduðu zamanlarda yapýlmalýdýr. Bitki tabla teþekkElE çiçeklenme ve sE olumu devresinde suya oldukça duyarlýdýr. Bu devrelerde dikkat edilerek bitki 15-20 cm olduktan sonra 8 gEde bir sulanmalýdýr.

3.7 Bakým

Çapa, bitki 5-6 yapraklý (10-15 cm boylandýEnda) fazla derine inmeden uygulanýr ve ayný anda tekleme yapýlýr.

Çapa, bitki 25-30 cm olduðunda uygulanýr. Bu dönemde azotlu gErenin ikinci yarýsý uygulanarak boðaz doldurulmasý yapýlýr.

Çapa, ise çiçeklenmeden önce yapýlýr.

3.8 Hastalýklarý, Zararlýlarý ve MEadelesi

3.8.1 Hastalýklarý ve MEadelesi

Mildiyo (Plasmopara Halsedii): Sýcak ve rutubetli havalarda görEE. Bitkinin yapraklarýna arýz olur. Verim ve kaliteyi dEEE. Sýra Eerinde sýk bitki bulundurmamak gerekir.

Gri KE: Çiçeklenme devresinde zarar veren mantari bir hastalýktýr. Tablalarda gri ve siyah kE þeklinde lekeler meydana getirir. Olgunlaþmýþ tohumlarý çürEE. KElE tablalar kesip yakýlmalý, hasat ve harmaný yaEþlý mevsime býrakmamak gerekir.

3.8.2 Zararlýlarý ve MEadelesi

Orabanþ: Köklerin geliþtiði sýrada çimlenir. Kökler Eerine tutunarak beslenir. Demet halinde mor çiçekleri vardýr. Orabanþa dayanýklý çeþitler kullanýlmalýdýr.

Kuþlar (SýErcýklar, Serçeler, Kargalar): Ekilmiþ tohumlar ile yeni Ekmýþ filizlere zarar verirler. Serçeler sE olgunluðundaki daneleri yerler.

Hasat, Harman ve Saklanmasý

Hasat elle (býçak, orak vs.) veya biçerdöverle yapýlýr. En uygun hasat zamaný; tabla Eerindeki sarý çiçeklerin (Steril çiçekler) kuruyarak dökEmesi, saplarýn alttan itibaren 2/3 kýsmýndaki yapraklarýn kurumuþ olmasý, tabla arkasýnýn sarý-kahverengi bir renk almasý tabla ortasýna yakýn danelerin olgunlaþarak sertleþmesi ve tabii rengini almýþ olmasý en uygun hasat zamanýný gösterir.

Ayçiçeði olgunlaþýp hasat edildiðinde %15-20 arasýnda nem ihtiva eder.

Serilerek kurutulur. Daha sonra elle veya batozla daneler ayrýlýr. Daneler kalburdan geçirilir. Geçirme iþleminde tabla parçalarýnýn kalmamasýna özen gösterilmeli.

4. VERÝM

Kuru koþullarda ayçiçeði 100-150 kg/da, sulu koþullarda ise 250-400 kg/da EE alýnabilir. Dane miktarýna yakýn kurutulmuþ tabla, 2-3 katý kadar kuru sap ve kök elde edilir.

——————————————————————————–

SUSAM TARIMI (Sesamum İndicum L.)

January 21st, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMİ

Susam dik büyüyen tek yılık bir bitkidir. Boyu (30-125 cm) ye kadar uzayabilir. Gövdeler uzunlamasına oluklu (karıklıdır) ve sık tüylüdür. Ülkemizde tarımı yapılan yağ bitkileri içerisinde önemli bir yeri olan susam, tohumlarında %50-60 yağ içeren yazlık ve otsu bir bitkidir. Bileşiminde ayrıca %25 protein bulunmaktadır. Besleyici özelliği ve lezzetinden dolayı insan besini olarak çok miktarda tüketilir. GAP’ın devreye girmesiyle bölgemizde sulanabilir 1997 yılında GAP bölgesinde susamın ekiliş alanı 40,642 ha olup,bu üretim alanından 9,548 ton susam elde edilmiştir.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ

2.1 İklim İsteği

Susam sıcağı çok seven bir yağ bitkisidir. Tropik, suptropik ve ılıman iklim kuşağının sıcak bölgelerinde yetiştirilen susam, 90-120 günde gelişme devresini tamamlar. Bu devre içinde aylık ısı ortalamasının 20 ºC den aşağı düşmemesi ve tohumların çimlenmesi esnasında toprak sıcaklığının 15 ºC- 20 ºC ve daha yukarı ısılarda olması gereklidir. Gelişme süresinin 2500-2800ºC lik ısı toplamına gereksinimi vardır.

2.2 Toprak İsteği

Susam toprak isteği bakımından fazla seçici değildir, her toprak koşullarında yetiştirilebilirse de, en iyi şekilde kumlu-killi allüviyal topraklarda yetişir. Orta derecede ağır, humuslu topraklarda iyi gelişmesine karşın fazla killi ve kireçli ağır toprakları sevmez. Yeni tarıma açılan fundalık arazilerde de susam, iyi gelişebilen bir bitkidir.

3. YETiŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Susam yetiştirme süresinin kısalığı yönünden, hemen hemen her kültür bitkisi ile ekim nöbetine girebilir. Ayçiçeği, mısır, pamuk ve yerfıstığı ile karışık tarımı yapılabilir. Çapa bitkileri ve baklagillerden sonraki ekilişlerde verimli olup, aynı yere arka arkaya ekilebilir. Bölgemizde mercimek ve hububat hasadından sonra yaygın bir şekilde ikinci bir ürün olarak tarımı yapılmaktadır. Genel olarak pamuk-buğday -susam şeklinde üçlü münavebe, en çok yapılan münavebe şeklidir.

3.2 Çeşit

Araştırma kuruluşlarınca GAP Bölgesinde Özberk-1982 çeşidi tavsiye edilmektedir.

3.3 Toprak Hazırlığı

Susam tohumu çimlenme gücü yüksek, tohumlarının küçük olmasından dolayı ise çıkış gücü zayıftır. Bu yüzden susam ekilecek toprağın çok iyi hazırlanması gereklidir. Ana ürün ekilişleri için toprak, sonbahar ve kış aylarında sürülür, daha sonra , ilkbaharda toprak tavında iken, ikileme yapılır. Diskaro çekildikten ve son diskaro altına gerekli görülen gübre miktarı atıldıktan sonra toprak tavının kaçmaması için sürgü = tapan çekilerek toprak ekime hazırlanır.

İkinci ürün susam tarımından, ana ürün hasadından sonra genellikle toprakta yeteri kadar tav bulunmaz. Ekimden sonra tarladaki nemin hızla kaybolmasına neden olan anız, tav suyu verilmeden önce iyice temizlenmelidir. Bundan sonra toprağa gerekli tav suyu verilir.

5-7 gün sonra da tava gelen toprak pulluk derinliğinde sürülür. Keseklerin parçalanması için 1-2 kat diskaro çekilir, son diskaro altına gerekli gübre miktarı atıldıktan sonra, sürgü çekilerek toprak ekime hazırlanır.

3.4 Ekim

Susam çimlenme gücü yüksek, çıkış gücü ise zayıf bir bitki olduğundan, ekimin mutlaka tavlı toprağa yapılması gereklidir. Susam tohumları küçük ve hafif olduğundan, dekara atılacak tohumluk miktarının ayarlanması çok önemlidir. Serpme ekimde dekara 800-1000gr, mibzerfle sıraya ekimde 400-600 gr tohum yeterlidir. Genelde ekim iki şekilde yapılır.

3.4.1 Serpme Ekim

İyi bir tohum yatağının hazırlanmasından sonra tohum dere kumu ile karıştırılarak, usta ekicilere yaptırılmalı, tohumun tavlı toprağa düşmesi için hafif bir diskaro ve sürgü çekilmelidir.

3.4.2 Mibzerle (sıraya) Ekim

Mibzerle sıraya ekimde, sıra arası 60-70 cm, sıra üzeri 20-25 cm olmalıdır. Sıra üzeri mesafeler ekimden 20-30 gün sonra tekleme esnasında ayarlanır. Susam ekiminde en iyi sonuç mibzerle yapılan ekimden alınır.

Susam ekim derinliği 1.5-2.5 cm olmalı,
Sıcak, kuru ve rüzgarlı havada ekim yapılmalıdır.

3.5 Gübreleme

Susamın gelişme süresinin kısalığı nedeni ile gerekli görülen gübrenin tamamının ekimden önce son diskaro altına atılması zorunludur. Verilecek gübre miktarı; bölgenin iklim ve toprak koşullarında, ekilecek çeşide, tarımın sulu ve kuru olarak yapılmasına bağlıdır. İyi bir verim için dekara saf madde olarak 7 kg azot, 5 kg fosfor ve 5-10 kg potasyum verilmelidir. Gübre çeşitleri ve bir dekara verilecek miktar olarak aşağıdaki seçeneklerden biri kullanılmalıdır.

% 21 Amonyum sülfat 35 kg
% 16 -18 Süper fosfat 25-30 kg
% 48-50 Potasyum sülfat 10-12 kg
Kompoze gübre (15-15-15) 30-35 kg

3.6 Sulama

Susam su isteği aşırı olamayan bir bitkidir. Ancak yetiştirme sürecinde yapılacak düzenli sulamanın verimi arttıracağı bilinmektedir. Kıraç ve kışlak arazilerde ana ürün olarak susuz yetiştirilirse de, ikinci ürün ekilişlerinde mutlaka sulama yapılmalıdır. 2. ürün ekilişlerinde ekimden önce tarlada yeterli rutubeti sağlamak için tav suyu verilir. Olgunlaşma sürecince 1-3 defa sulama yapılabilir. Ancak sulamada çok dikkatli olunmalı göllenme yapılmalıdır.

3.7 Bakım

Susamda ilk gelişme çok yavaş olup, çiçeklenme ile birlikte büyüme hızlandığından bitkiler 10-15 cm oluncaya kadar tarlaya girilmemelidir. Daha sonra tarlanın otlanma durumuna göre el çapası veya mibzerle sıraya ekim yapılmış ise, traktör ara çapası geçirilir, sık olan yerlere seyreltme yapılır. Susamda ilk çiçeklenme gün sayısı 45-50 gün kadardır. Çiçeklenme başlangıcı ile beraber bitkiler boylanmaya başlar.

Sulamalardan sonra 2-3 el çapası, mibzerle ekimde traktörle ara sürüm yapılır. Bitkiler 40-50 cm boylandıktan sonra çiçeklerin döllenmeden dökülmelerine neden olmamak için tarla içine girilmemelidir.

3.8 Hastalık, Zararlıları ve Mücadelesi

Ekimden sonra bozkurt (Agrosit spp) ve fide devresinde görülebilen susam güvesi (Antigastra catalaunalist) ve çiçeklenmeden itibaren görülen beyaz sinek (Bemisia tabacil) zararlısına karşı uygun ilaçlarla mücadele yapılmalıdır. Susam bitkisinde en çok görülen hastalıklar; solgunluk hastalığı, susam bakteri solgunluğu, yaprak leke hastalığı, susam alternaryasıdır. Bu hastalıklara karşı ekimden önce tohumlar, pazarda hazır bulunan tohum ilaçlarından biri ile ilaçlanır.

3.9 Hasat, Harman ve Depolanması

Bitkilerin yaprak ve kapsüllerinin sararması, yaprakların kısmen dökülmesi, çiçeklenmenin durması, alt kapsüller elle kırıldığı zaman tohum renklerinin beyaz tanelilerde koyu sarı, kahverengi tanelilerde açık kahverengiye dönüşmesi bitkinin söküme geldiğini gösterir. Söküm elle yapılır. Elle sökülen bitkiler gelişmelerin bir süre daha devam ettireceği için 10-25 bitki bir arada bağlanarak, tabanı düz ve temiz bir yerde, kök kısımları dışarı ve baş kısımları iç tarafa gelmek üzere baskıya alınır. Baskıdan çıkarılan demetler, beton veya düz bir zemin üzerinde, 8-10 demet bir arada olmak üzere, konulur ve tepe kısmından ip veya otlarla bağlanır. Daha sonra elde edilen tohumlar uygun harman makinalarında vantilatör vasıtasıyla savrularak temizlenir, çuvallanır.

Susam yağlı tohum olduğundan iyi muhafaza edilmesi gerekir. Hava sirkülasyonunun bulunduğu serin, kuru bir yerde veya depolarda muhafazaya alınmalıdır.

4. VERİM

4.1 Verim

Susamın normal şartlarda v erimi 60-80 kg/da dır. İyi tohumluk yeterli gübre, sulama ve kültürel işlemler ise verimi oldukça yükseltir. Genelde bölgemizde kuru tarım alanlarında yapılan susam ziraatında normal olarak verim 20-30 kg dır.

——————————————————————————–

SİLO YEM BİTKİLERİ VE SİLAJ

January 20th, 2007

1. Giriş

Yıllardan beri her fırsatta yem kaynaklarının yetersizliği nedeni ile hayvansal üretimde istenilen düzeye ulaşılamamasından şikayet edilmektedir. Yapılan çalışmalar ve gösterilen gayretler de bu konudaki arayışı sergilemektedir. En önemli kaba yem kaynağımız çayır meralar, aşırı ve zamansız otlatma nedeni ile elden çıkma aşamasına gelmiştir. Bu alanlarımızdaki otlatma yoğunluğunu azaltmak amacıyla yem bitkileri tarımına ağırlık verilmiştir. hayvansal üretimi artırma yolunda verim potansiyelleri düşük olan yerli ırklarımız giderek azalmıştır. Bunun yanında kültür ırkı ithali yoğunluk kazanmıştır. Ne yazık ki gösterilen tüm bu gayretlere rağmen hayvansal üretimde arzu edilen seviyeye ulaşılamamıştır. Ülkemiz hayvan varlığımıza baktığımızda, özellikle Ege ve Marmara bölgelerindeki mevcut hayvanların %90’nının kültür ırkı ve melezi olduğu görülmektedir. Ancak söz konusu bölgelerin çayır mera, yem bitkileri alanı ve üretimleri incelendiğinde ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu görülmektedir. Hayvanların toplam kaba yem ihtiyacı ülke düzeyinde ele alındığında, çayır mera ve yem bitkilerinden sağlanan bölümün % 25.98, tarla tarımı artıklarından karşılanan bölümün ise % 43.51 düzeyinde olduğu bildirilmektedir. Yüksek verimli kültür ırklarından maksimum verimin alınabilmesi iyi bir besleme ile mümkündür.

Ülke düzeyinde mevcut hayvanların tümü kültür ırkı olsa da mevcut kaba yem üretimimiz karşısında alacağımız verim yine değişmeyecektir. Üreticilerimiz kaba yem sıkıntısının yaşandığı dönemlerde genelde hayvanlarını zorunlu olarak, besin maddesi içeriği düşük tahıl samanı ile beslemektedir. Bunun yanında taze ve suca zengin, karbonhidrat içeriği yüksek yem bitkilerinin parçalandıktan sonra havasız ortamda belirli bir süre bekletildikten sonra elde edilen ve silaj adı verilen kaba yem de tercih edilmeye başlanmıştır. Silaj, besin maddelerindeki değer kaybını en aza indiren su içeriği yüksek kaba yem özelliği ile tarımı ileri ülkelerde yoğun olarak kullanılmaktadır.

Ülkemizde ise gerek alışkanlıklar gerekse bilgi eksikliği dolayısı ile silaja gereken önem verilmemiştir. Aslında bu uygulama milattan önceye dayanmakta dır.18.yy sonlarında tüm Orta ve Kuzey Avrupa’da geniş uygulama alanı bulmuştur. İlk çalışmalar 1862’de Almanya, 1877’de Fransa ve 1883’te Amerika’da yapılmıştır. Silaj konusunda birçok ülkede yapılan araştırmalar ile günümüze kadar gelinmiştir.

Silajın sağladığı yararları özetlemek gerekirse; Kaba yemlerin silo edilerek saklanmasında, kurutularak yığın yapılmasına oranla daha az iş gücüne gereksinim duyulur. Ayrıca kış döneminde ihtiyaç duyulan kabayem daha az bir emekle elde edilebilir. Kurutma problemi bulunan Karadeniz Bölgesi gibi yörelerde silaj uygun bir depolama yöntemidir.. Kısa süreli güneşli, açık ve rüzgarlı ortamlar besleme değeri yüksek silaj eldesi için yeterlidir. Bu uygulama ile yem ve hayvansal ürün kaybı da önlenmektedir. Yeşil yemlerin bulunmadığı özellikle kış aylarında, hayvanların suca zengin ve kaliteli yem ihtiyacı karşılanmaktadır. Yapay kurutma yöntemi dışındaki diğer muhafaza yöntemlerine göre yemlerin fermantasyon yolu ile saklanması besin maddelerindeki kaybı önler.

Örneğin, yaprak içeriği fazla yonca ve üçgül gibi türlerin kurutularak depolanmasında besin maddeleri kaybı artmaktadır. Silo yemi yapımında ise kurutma kayıpları en aza indirilir. Kuru ot eldesinde % 15-30 olan kuru madde kaybı, silo yeminde % 5’e, % 25-35 düzeyindeki sindirilebilir protein kaybı ise % 5’e düşmektedir. Aynı şekilde nişasta değerindeki kayıp kuru otta % 50’ye kadar çıkarken, silo yeminde en fazla % 10 olmaktadır. Fermantasyon sonucu yemlerin taze yumuşak yapısının korunması güzel kokuya sahip olması dolayısı ile hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir. Taze olarak yedirildiğinde hayvanlara zararlı etkisi olan bazı türler, silaj yapımından sonra bu özelliklerini kaybederler. Söz konusu farklı türlerin tohumları da fermantasyon sonunda çimlenme özelliklerini kaybettikleri için yabancı ot yayılımı da önlenir. Silaj uygulamaları ile birim alanda daha fazla yem muhafaza edilmektedir. 1 ton kuru ot için 14 m3 gerekli iken, aynı miktar otun silolanmasında 1.5 m3′lük hacim yeterli olmaktadır Kısa vejetasyon süresine sahip olan silaj bitkilerinin hasadından sonra tarlaya bir diğer ürünün ekimine olanak sağlanır. Bir yılda birden fazla ürün alma şansı elde edilir. Uzun yıllar değer kaybetmeden saklanabilmesi, bazı yıllar yaşanan doğal afetler sonucu meydana gelebilecek yem sıkıntısında güvence kaynağını oluşturmaktadır. Silajın provitamin A içeriği de oldukça fazladır.

Bugün bilinçli hayvancılık yapılan işletmelerde silo yemi, hayvanların kış beslenmesinde verimliliği güvence altına alan önemli bir uygulamadır

2. Silaj Yapımında Kullanılan Bitkiler

Her türlü yeşil yemden silaj yapmak mümkündür. Fakat bu amaçla en fazla kullanılan bitkiler mısır, sorgum, sudanotu, sorgum-sudanotu melezi, fiğ-tahıl karışımları, İtalyan çimi, arpa, buğday hasılları, ayçiçeği vb bitkilerdir. Silaj üretimi amacı ile çoğunlukla tercih edilen bitkiler yanında yonca, yanında doğal çayırlardan da yararlanmak mümkündür. Baklagil yem bitkilerinde protein oranı fazla, karbonhidrat içeriği az olduğu için, silolanmaları sırasında karbonhidratça zengin katkı maddelerine gerek vardır. Örneğin patates, şeker pancarı yaprağı, şeker endüstri artığı posaları, hayvan pancarı yaprakları ve konserve sanayi artıkları da silolanarak hayvan beslenmesinde kullanılabilir. Ülkemizde silaj yapımında kullanılabilecek türlere ilişkin bilgiler tür bazında özetlenmeye çalışılmıştır.

2.1. Mısır

Çok yönlü kulanım alanına sahip mısırın son yıllarda yeşil yem ve silaj üretimi amacı ile ekim alanı artmıştır. Birim alan veriminin yüksekliği, silaj yapımına uygunluğu ve elde edilen silajın besleme değerinin yüksekliği gibi nedenlerle tercih edilen türler arasındadır. Mısır, sıcak iklim bitkisi olması dolayısıyla baharın son haftası ile yaz başlangıcında ekilir. Ekimden önce diğer türlerde olduğu gibi tohum canlılığının bilinmesi gerekir. Ekimde sıra arası 50-60 cm, ekim normu 6-8 kg/da olarak hesaplanır, ekim derinliği 4-7cm’dir.

Ülkemizde kıyı ve geçit iklime sahip yörelerde tahıl (buğday, arpa) hasadından sonra mısır, silo yemi amacıyla ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir. Bunun yanında ikinci ürün tarımına uygun olmayan Doğu Anadolu bölgesinde erkenci mısır çeşitleri kullanılarak silaj yapılması mümkündür. Silaj üretimi için ülkemizde yeterli sayıda mısır çeşidi bulunmamakla birlikte Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilmiş olan Ada, Sapanca ve Arifiye çeşitleri silaj üretimi için önerilmektedir. Bununla birlikte ülkemizde ticari olarak üretimine izin verilen ve daha çok tane mısır verimine uygun olan çok sayıda mısır çeşidi silaj üretimi için kullanılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer önemli konu, silaj üretimi amacıyla yetiştirilecek mısırın vejetasyon süresidir. Ekilen çeşidin hasat zamanında koçan bağlamış olması verim ve kalite bakımından çok önemlidir. Çünkü yapılan bir çok çalışmada mısırda yeşil aksam veriminin %50’si ve besleme değerinin %70’i koçanlardan elde edilmektedir. Özellikle ikinci ürün tarımının yapıldığı geçit bölgelerinde vejetasyon süresi kıyı bölgelerine göre daha sınırlı olduğu için hasat zamanında yanlış çeşidin ekimi nedeni ile bir çoğu koçan bağlamadan silaj yapımı için biçilmektedir. Koçanın içermiş olduğu karbonhidrat miktarı fermantasyonun istenilen düzeyde olmasını sağlamaktadır. Aksi durumda kalitesi düşük silo yemi elde edilmekte ve silo yeminden beklenen fayda sağlanmaktadır. Bu nedenle bölge düzeyinde önerilecek çeşitlerin en az 2 yıl boyunca denemeleri yapılarak silajlık özellikleri belirlenme lidir.Silajlık mısır üretiminde dikkat edilmesi gereken önemli nokta, üretim yapılacak bölgenin I. veya II. ürün tarımı olanaklarına göre çeşit seçiminin yapılması gerekir. Silajlık olarak ekimi yapılacak mısır çeşitlerinin özellikleri;

-Uzun boylu olmalı
-Yaprak sayısı ve yaprak oranı fazla olmalı
-Bitkide tane bağlayan koçan ağırlığı yüksek olmalı
-Silaj kalitesine olumsuz etkisi nedeni sap çapının fazla kalın olmaması
-II. ürün olarak ekilen bölgelerde erkenci özellikte olması istenir.

Mısırın silolanmasında katkı maddesine gerek duyulmaz. Fermente özelliği nedeniyle proteince zengin ve tek başına silolanmayan bitkilerin silajının yapımında katkı maddesi olarak kullanılır. Özellikle baklagil yem bitkileri ile yapılan silajda %25-50 oranında mısır karışıma dahil olabilir. Mısır depolanacağı yere yayılmadan önce parçalanması gerekir. Parçalanma ne kadar fazla olursa silolamada başarı o denli yüksek olur. Karışım olarak düşünüldüğünde kesinlikle birlikte parçalama yoluna gidilmelidir. Süt olum devresinde yapılan biçimlerde protein oranı ve kuru maddenin sindirilebilirliği yüksek düzeydedir. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda hamur olum döneminde yapılan biçimlerde protein oranının düşmesine karşılık verim, kuru maddenin sindirilebilirliği ve hayvanlar tarafından tüketimin arttığı görülmüştür. Mısırda, en uygun biçim zamanı nem oranı %65-70’e düştüğü dönemdir. Bu nem oranı, bitki maksimum kuru tane ağırlığına ulaşmasından 2-3 hafta öncesinde elde edilmektedir. Tüm bitkide nem % 65 olduğunda koçan nemi % 48, tane nemi de % 44 dolayındadır. Tanenin verime katkısı %35-40, düzeyindedir. Eğer mısır erken biçilirse siloda sızıntı kayıpları yükselir, fermantasyon düzenli sürmez. Çok geç biçildiğinde de tam sıkışma sağlanamayacağı için siloda bol oksijen kalır. Oksijenli (Aerob) fermantasyon uzun süre devam eder. Mısır silajının kalitesini çeşit, hasat zamanı, koçan oranı, parça boyutu, silonun şekli, doldurma süresi, sıkıştırma derecesi gibi özellikler belirlemektedir. Bunların birinde meydana gelebilecek olumsuzluk ürünün kalitesini düşürecektir.

Silajın besin değeri karışımdaki türlere, orana, kuru madde ve besin maddeleri içeriğine göre az veya çok farklılık göstermektedir. Baklagil ilavesi dışında mısır silajının protein içeriği üre vb. bileşiklerin ilavesi ile (% 0.5) problem olmamaktadır. Atılacak miktarın iyi ayarlanması gerekir. Fazla olması durumunda hayvanlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmektedir. Mısırda organik madde sindirim derecesi % 66-72 ve ham proteinin % 54-68 arasında değişim gösterir. Vejetasyon dönemine bağlı olarak organik madde içeriği artar. Kuru madde içindeki azotsuz öz madde miktarı yükselirken ham kül, ham protein ve ham selüloz miktarı düşer. Besin maddeleri oldukça yüksektir. N içeriğinin artırmak için vejetasyon dönemi içinde azotlu gübre miktarını artırmakla mümkün değildir. Fazla gübrelemede bitkideki nitrat birikimi de yükselir. Bu durumda silajın olgunlaşması döneminde bazı bakterilerin asimilasyonu ve denitrifikasyonu aracılığı ile silajın nitrat içeriği düşer. Bazı durumda yemde yine bir miktar nitrat ve nitrit kalabilir.

Besin maddelerinde kaybı önlemek için sıkıştırma ve izolasyonun çok dikkatli yapılması gerekir. Olgunlaştıktan sonra silajın bozulmasını önlemek için alındığı bölümün dar olması istenir.

2.2. Sorgum Tür ve Melezleri

Morfolojik yapı olarak mısıra benzeyen sorgum, insanoğlunun ilk kültüre aldığı bitkilerdendir. Son yüzyıla kadar insan beslenmesinde önemli rol oynayan sorgum, tarım ve hayvancılığı gelişmiş ülkelerde tamamen hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır. Kısa boylu tane tipi çeşitler tane üretimi amacıyla yetiştirilmektedir. Sorgumun süt olum döneminde %16 kadar olan suda eriyebilir karbonhidrat oranı, sert hamur olum döneminde %5’in altına inmektedir. Bu nedenle sorgum ile yapılacak silajlarda bitkinin süt olum döneminde biçilmesi, iyi bir laktik asit üretimi için, önerilmektedir. süt olum döneminde yapılan sorgum silajında da kuru madde ve özellikle proteinin oranı uygun düzeydedir . Lezzetli oluşu nedeni ile hayvanlar tarafından sevilerek yenir.

Melez sorgumun erken hasat edilmesi sonucu yapılan silajda kalite düşer. Nitelikli silaj eldesi için hamur olum dönemi tercih edilmelidir. Erken gelişme döneminden sonraki dönemde silaj kalitesinde bir artış elde edilir. Ancak silolamadan önce parçalanmış olması gerekir. Silajın hazırlık aşamasında havasız ortamın oluşturulması gerekir. Olumsuz koşullar sonucunda sıcaklık 60° C’ye yükselir. Bu durumda kuru maddenin sindirim derecesi %64’ten %50’ye; ham protein %55’ten %44’e azotsuz öz maddelerin %71’den %64’e düştüğü belirlenmiştir. Sorgum silajı beslenen hayvanlarda, aynı yemin yeşil olarak tüketilmesi ile yaşanan HCN zehirlenmesi meydana gelmez. Mısır silajına oranla daha az besleme değerine sahiptir.

Sorgum türleri birbirleri arasında kolayca melezlenebilmekte ve yüksek verimli döller vermektedir. Bu nedenle sorgum tür ve çeşitleri arasında büyük bir genetik varyasyon görülmektedir. Sorgum (Sorgum bicolor (L.) Moench) ile Sudanotu (S. sudanense (Piper) Stapf)’nun melezlenmesi sonucu sorgum-sudanotu melezleri elde edilmiştir. Sudanotundan daha verimli olan arası melezler, ekim alanı ve kullanım bakımından büyük gelişim göstermiştir. Sorgum tür ve melezleri ülkemizde birinci ve ikinci ürün olarak otlatma, yeşil ve kuru ot üretimi yanında silo yemi amacıyla da yetiştirilebilmektedir. Ekim normu 1-3 kg/da, sıra arası 30-40 cm. dir.

Fosforca fakir topraklarda 5-10 kg/da P2O5, sulanan yerlerde ekimle beraber 5-6 kg/da azot, Amonyum sülfat, 30-40 cm boylandığında yine aynı miktarda azot amonyum nitrat halinde atılmalıdır. Ayrıca her biçimden sonra 4 kg/da amonyum nitrat atılmalıdır. Kıraç bölgelerde sadece 4 kg/da N vermek yeterlidir. Çok biçimli olan bu bitkilerden değişik bölge şartlarında 6-15 ton/da arasında yeşil yem elde etmek mümkündür.Sorgum tür ve melezlerinde silolama tekniği mısırla hemen hemen aynıdır. Mısırın silolanmasında yonca, üçgül vb. baklagil bitkileri kullanılabildiği gibi sorgum silajına da bu bitkiler 1/2 veya 1/3 oranında ilave edilebilir. Sudanotu diğer sorgum türlerine göre daha erken kabalaştığı için parçalama ve silolama işlemleri dikkatli bir şekilde yerine getirilmelidir. Ülkemizde Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde silaj üretimi amacıyla geliştirilen kocadarı (Rox, Early Sumac) ve sudanotu (Gözde-80, Aksu-78) çeşitleri bulunmaktadır. Bunun yanında özel tohumculuk firmalarının üretim izni aldığı veya ithal ettiği sorgum-sudanotu melez (P.988, N2 Grazer, vb) çeşitleri bulunmaktadır.

2.3. Fiğ-Tahıl Karışımları

Fiğ türlerinin tarımı oldukça yaygındır. Yarı tropik iklim kuşağından, karasal iklimin hüküm sürdüğü alanlara; serin ve nemli bölgelerden yarı kurak bölgelere kadar geniş alanda tarımı yapılmaktadır. Ülkemizde değişik ekolojilerde fiğ türleri tohum ve kuru ot üretimi amacıyla yaygın olarak yetiştirilmektedir. Fiğ türleri koca fiğ dışında gövdelerinin zayıf olması nedeniyle kolayca yatarlar. Yatan fiğ zor biçildiği gibi bitkilerin alt kısımlarında çürümeler başlar. Bu nedenle kaliteli ot üretimi için fiğin tahıllarla karışık yetiştirilmesi önerilir. Böylece bitkiler tahıllara sarılarak dik olarak gelişir. Biçim daha kolay olacağı gibi, otun verim ve kalitesi de artmaktadır.

Macar fiği+arpa karışımında %50 çiçeklenme döneminde yapılan biçimde en yüksek verimin 10 kg/da ekim normu, 20 cm sıra arası 60/40 ve 20/80 karışımından sağlanmaktadır.

Fiğlerde protein oranı yüksek, fakat karbonhidrat içeriği düşüktür. Bu sebeple tek olarak silaj üretimi amacı ile yetiştirilmemektedir. Fermantasyonun arzulanan seviyede devam etmesi için tahıllarla (Arpa, yulaf, tritikale, buğday) karışık yetiştirilmesi gereklidir. Karışık yetiştirmede fiğ-tahıl karışım oranları tür, çeşit ve ekolojik bölgelere göre belirlenmelidir.

Ege, Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimizde pamuk yetiştirilen alanlarda fiğ yalın veya tahıllarla karışık kışlık ara ürün olarak yetiştirilmektedir. Fiğ-tahıl karışımlarından silaj yapmak için fiğin tam çiçeklenme döneminde hasat edilmesi gerekir. Fakat ana ürün olan pamuk ekimini geciktirmemek için bazı yıllar fiğ-tahıl karışımı daha erken biçilir. Bu durumda nem oranı yüksek ve kuru madde oranı düşük olan yemin silolanmasında soldurma yapılamadığı durumlarda silaj kalitesinde kayıpları yükselir.

2.4. Şeker Pancarı Yaprağı

Şeker pancarı yaprağı, pancar hasadı sonrası geriye kalan başlı artıklardır. Baş oranı elde edilen yeşil artığın yaklaşık 1/3-1/4 dolayındadır. Modern şeker pancarı hasat makinalarının kullanımı ile yaprakta kalan baş oranını azaltmak mümkündür. Şeker pancarı yaprağının silolanmasında ve yem değerinin artırılmasında toprakla olan kirlenme önemli rol oynamaktadır. Yaprak ne kadar toprakla fazla kirlenirse yemin toprak bakterileriyle bulaşma yoğunluğu o derece artar ve fermantasyonun seyri olumsuz yönde etkilenir. Bu nedenle silolanacak materyalin elden geldiği ölçüde temiz olmasına dikkat edilmelidir.

Pancar yaprağı silo yemi hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir, fakat tek taraflı olarak yedirildiğinde okzalik asit içerdiğinden ishale neden olur. Bu yüzden kuru ot ile birlikte hayvanlara verilmesi gereklidir. Şekerpancarı yaprağının silolanmasında parçalama olumlu bir etkiye sahiptir. Parçalama özellikle baş oranının çok az olması durumunda daha etkin bir rol oynar. Katkı maddesi, materyalin kirli olduğu durumda kullanılabilir. Genel olarak pancar yaprağı protein içeriği yüksek diğer yemlerle ve mısırla birlikte de silolanabilir. Şeker pancarı yapraklarının silolanmasında pörsütme yapılmamalıdır. Çünkü pörsütmede zedelenmiş ve kopmuş yapraklar çürümeye başlar ve sağlam yaprakları da etkileyebilir. Yine pörsütmede daha fazla besin kaybı ortaya çıkabilir ve istenilen kalitede yem elde edilmez. Pörsütme esnasında yağmur altında kalmış otlar kesinlikle siloya doldurulmamalıdır.

2.5. Ayçiçeği

Silaj yapımının ekonomik anlamda hayvancılık yapmak için şart olmasıyla birlikte değişik ihtiyaçlara cevap verecek bitki alternatifleri de gündeme gelmiştir. Ülkemizin farklı ekolojik bölgeye sahiptir. Sulu tarımın uygulanmadığı yörelerde ikinci ürün yetiştirme şansı bulunmamaktadır.Bu özelliğe sahip yerlerde kısa sürede silajlık biçime gelen ve kurağa toleransı nedeniyle ayçiçeği, alternatif silaj bitkisi olarak değerlendirilebilir. Vejetasyon süresinin kısa olduğu Doğu Anadolu Bölgemizde tahıl hasadından sonra silajlık olarak yetiştirilebilir.

Ayçiçeği silajı özellikle süt hayvanlarının beslenmesinde önemli bir yemdir. Yapılan değişik araştırmalarda ayçiçeği silo yemi ile yemlemeden sonra süt yağında önemli bir yükselme görülmektedir. Siloya doldurulmadan önce vejetatif aksamı iyi gelişen ayçiçeği çeşitlerinin çiçeklenme döneminde biçilerek 0.5-1.0 cm uzunluğunda parçalanması fermantasyonun seyrinin güvence altına almada önemli bir işlemdir. Silo yemi tadının daha iyi duruma gelmesi ve 1/3 oranında üçgül, yonca, mısır ve şeker pancarı yaprağı ile karıştırılarak silolanabilir.

2.6. Tarımsal Sanayi Artıkları

Ülkemizde tarıma dayalı gıda sanayinin geliştiği değişik bölgelerde domates, bezelye, elma ve arpa posaları silaj yapılarak değerlendirilmesi mümkündür. Örneğin Bursa ilimizde 1995 yılı istatistiklerine göre toplam silaj üretiminin % 37’si gıda sanayi artıklarının değerlendirilmesiyle elde edilmektedir.

3. Silaj Yapımı

3.1. Silaj Yapımında Kullanılan Alet ve Ekipmanlar

3.1.1 Silaj Makinaları

Silaj yapımında kullanılan en önemli ekipman silaj makinesidir. Kaliteli silaj elde etmek için amaca uygun makine seçilmelidir. Silaj makinaları kullanıldıkları bitki tür ve amaca göre farklılık gösterir. Gelişmiş bitki yapısına sahip mısır, sorgum ve ayçiçeği gibi bitkilerde sıraya biçen silaj makinaları kullanılır. Bunlar bir, iki veya üç sıra biçecek şekilde tipte olabilir. Ülkemizde yaygın olan ve üretilen bir sıralı mısır silaj makineleridir. Bir sıralı makinalarla ortalama 1.5 da/saat alan hasat edilebilmektedir. Fiğ-tahıl karışımları veya çayır otları için ise vurmalı tip (Ot silaj makineleri) makinalar kullanılır. Bu tip makinalar bitkiyi hemen biçip parçalayarak silaj romörkuna vermeleri dolayısı ile soldurma yapmaya imkan vermez. Biçim dönemlerinde %15-20 kuru madde içeren çayır otları ve benzeri yem bitkilerinden kaliteli silaj yapmak için biçimden sonra 12 veya 24 saat soldurularak kuru madde oranının yükseltilmesi gerekmektedir. Bazı ot silaj makinalarında biçilen otun suyunu uçurmak için örseleyici ve koşullandırıcı denilen ilave bir düzenekte bulunur.

3.1.2. Silaj Makinalarına Yardımcı Ekipmanlar

Traktör

Silaj makinaları yapılacak hasat ve parçalama işleminde bitkinin üretim alanına bağlı olmak üzere en az üç traktör gereklidir. Traktörlerden birisi silaj makinasına bağlanır. Diğeri doldurulmuş romörkleri silaj deposuna getirip-götürmek için kullanılır. Diğeri ise siloya getirilen yemin iyi sıkışması ve içinde hava kalmaması için sürekli çiğneme işlemini sürdürür.

Farklı silaj makinaları için 65-70 beygir gücündeki traktörler yeterlidir. Silaj makinasının traktör kuyruk miline bağlantı şaftı, kullanılacak traktöre uyumlu olmalıdır. Çiğneme işi için ise genellikle en ağır traktör tipleri kullanılmalıdır. Çiğneme esnasında şoförün dikkatli olması, hızlı ve sert hareketlerden kaçınmalıdır. Silajın depolanması esnasında yapılacak bir ihmal silaj kalitesini olumsuz yönde etkiler.

-Romörk

Silaj yapımında silaj makinaları yanında onu tamamlayan diğer önemli bir ekipmanda silaj romörku olmaktadır. Silaj romörkleri toplayıcı düzenli, silajı arkadan veya yandan boşaltabilme düzenine sahip özel romörk olabileceği gibi, ülkemizde yaygın olarak kullanılan 4 tekerlekli tercihen yandan devirmeli tip romörk bu iş için kullanılabilir. Ancak mevcut romörklerin silajda kullanımı sırasında biçilen yeşil yemlerin rüzgardan dışarı savrulup meydana gelebilecek kaybın önlenmesi için romörkun arkası ve iki yanı tel kafes veya tahtadan yapılan ilave yan kapaklarla yükseltilir. Bu ekler aynı zamanda daha fazla biçilmiş daha fazla ürünün taşınmasını da sağlar. Silaj yapımı sırasında silaj makinasının boş beklememesi için en az iki romörkle çalışılması ve birinin daima yedekte beklemesi zorunludur. Biçim yapan silaj makinası sayısı birden fazla olduğunda veya silaj deposunun biçim yapılan tarlaya uzak olduğu durumlarda ihtiyaç duyulan romörk sayısı artırılabilir.

4. Silo

4.1. Siloların Genel Özellikleri

Silo yerinin ve tipinin belirlenmesi silaj yapmaya karar veren yetiştiricinin atacağı ilk adımlardan birisidir. Silonun ahıra yakın olması, silo yeminin kolayca boşaltılması ve alınmasına elverişli olmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken diğer bir hususta; silo kaba yeminin, ahıra ve yerleşim yerlerine hakim rüzgarlarla taşınmasına engel olacak şekilde silonun yerleştirilmesidir. İşletmedeki hayvan sayısına göre silo hacmi belirlenir. Genellikle yetişkin bir sığıra günde 20-30 kg silaj verildiği düşünülerek, işletmedeki hayvan sayısına göre hacim belirlenir ve bundan sonra uygun silo tipi seçilir. Toprak altı silolarında taban suyu seviyesi üst toprak seviyesinden en az 2 m derinde olmalı ve silo derinliği de buna göre ayarlanmalıdır. Ayrıca sızan sular bir pompa aracılığı ile çekilmelidir. Yüzeysel siloların yeri de her yıl değiştirilmelidir. Silo yapımında kullanılan yapı malzemesi yemin kalitesini bozmayacak ve suyu emebilecek özellikte olmalıdır. Sızan sular uygun bir şekilde şerbet çukuru adı verilen fazla derin olmayan kuyularda toplanmalıdır. Genel olarak ülkemizde toprak üstü plastik örtülü silolar ve yüzeysel beton, prefabrik beton veya taş örgülü silolar bulunmaktadır. Silo tiplerinin belirlenmesinde çiftçi imkanları, teknik bilgi, hayvan sayısı ve ekonomik düzey önemli yer tutmaktadır.

4.2. Toprak Üstü Plastik Örtülü Silolar

Basit ve düşük maliyetle yapılabilecek silo tipleridir. Plastik siloların çok değişken olan kapasiteleri ve işletmedeki sayıları; hayvan sayısı ekiliş alanı, üretim miktarı gibi faktörlere bağlıdır. Silaj yapımına yeni başlayan üreticilere tavsiye edilir. Yapımı için ahıra yakın, su tutmayan, düz ve sert bir zemin seçilir. Bu amaçla 4-5 m genişlikte ve depolanacak ürün miktarına uygun uzunlukta bir alan silo için yeterlidir.

Yüksekliği bir traktörün rahatça çiğneme ve sıkıştırma yapabileceği şekilde 1-2 m olmalıdır. Uygun zemin özelliğine sahip alana 5-10 cm kalınlığında sap-saman serilmelidir. Silonun üzeri biçim ve çiğneme işi bittikten sonra kaliteli, kolay yırtılmayan tek parça plastik örtü ile tamamen kaplanır. Örtünün kenarları biraz daha uzatılarak üzeri 10-15 cm kalınlıkta toprak tabakasıyla kaplanır. Toprak tabakası silo üzerine örtülen toprak siloya basınç yaparak silo içindeki havanın dışarı çıkmasına yardımcı olur. Ayrıca silaj ve plastik örtüyü dış etkenlerden korur. Silonun doldurulma işlemi tamamlandıktan sonra yağışlı günlerde silo tabanını sulardan korumak için silo etrafında 25-30 cm derinliğinde drenaj kanalı kazılmalıdır. Silaj olgunluğuna doğru üründe 1/3 oranında çökme görülür. Depolanacak ürün miktarı çökme oranı dikkate alınarak hesaplanmalıdır.

4.3. Yüzeysel Beton, Prefabrik Beton veya Taş Örgülü Silolar

Yatırım maliyeti yüksek olmasına karşın silaj kalitesini artırması ve işçilik kolaylığı sağlayan zemin üstü beton silolar entansif süt sığırcılığı işletmeleri için idealdir. İşletme hacmine bağlı olarak kapasite sayıları değişir. İki tarafı kapalı veya üç tarafı kapalı tipleri vardır. Silo iç yüzeyinin çok düzgün ve şaplı sıvalı olması istenir. Yapımında siloyu doldurma esnasında alet ve ekipmanların rahat çalışmasını sağlayacak şekilde planlanmalıdır. Üç tarafı kapalı olanlarda arkada veya yanlarda boşaltma rampa ve platformları bulunmalıdır. Silolar yan devirmeli çift dingilli romörkle boşaltma yapmaya uygun olmalıdır. Silo zemini öne veya ortada yapılan bir drenaj kanalına doğru % 1-2 meyilli olmalı, silo suları silo önünde yapılacak bir kanalla tahliye edilmeli, silonun önünde su birikmesine izin verilmemelidir. Silo tabanı ve duvarlar asitlere dayanıklı, yapıya sahip olmalıdır.

Beton silolarda genişlik bir traktörün rahat çiğneme yapabilmesi için genişlik en az 3-5 m, uzunluk ise 10-20 m olabilir. Hayvanların silo yemini kendi kendilerine yemelerine imkan veren sistemler dışında, çok geniş silolar, özellikle küçük işletmeler için tavsiye edilmez. Her gün silonun önünde en az 5-10 cm’lik bir kısmını yedirilmesi gerektiğinden ön yüzeyin genişliği silaj kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Silo boyutlarını hesaplarken silo yemi, tüketecek hayvan sayısı, günlük yedirilecek silo yemi, silo yemi yedirilecek gün sayısı ve tarlada üreteceğimiz yem miktarı dikkate alınmalıdır. Mevcut değerlere göre silo boyutları belirlenir. Bunun yanında bir işletmede büyük silo yerine küçük boyutta bir kaç tane silo yapmak daha uygun olabilir.

4.4. Kule Tipi Yüksek Silolar

Prefabrik beton veya galvaniz metalden yapılabilir. Yükleme, boşaltma elektrik motoru veya traktör kuyruk milinden güç alan bir sistemle gerçekleşir. 300-2000 ton kapasitede olabilir. Ülkemizde sayıları çok az olup, tesis maliyeti oldukça yüksektir. Fakat çok büyük hacimli süt sığırcılığı yapan işletmeler için önerilebilir.

4.5. Silonun Doldurulması

Silaj yapılacak ürün önce temiz ve üstün nitelikte olması gerekir. Toprak, çakıl ve kum gibi yabancı maddelerden arınmış olmalıdır. Depolanacak ürünün temizliği fermantasyonu olumlu yönde etkiler. Materyalin parça büyüklüğü de silolama da önemlidir. Araştırmalar başlangıç yemlerinde parça büyüklüğünün büyükbaş hayvan grubu için 10-20 mm, küçükbaş hayvanlar için ise 10 mm’den daha küçük olması gerektiği belirtilmektedir. Bu yüzden hasat öncesi söz konusu ayarın kontrol edilmesi gerekir.

Doldurma işleminin bir iki gün içerisinde tamamlanmasında büyük yarar vardır. Bunun için işletmede o gün her işin geriye bırakılarak bütün işgücünün silonun doldurulmasında kullanılması gerekir. Buna rağmen işlem devam ediyor ise silonun doldurulan kısmı iyice kapatılarak bekletilmeli, üstü hiçbir zaman açık bırakılmamalıdır. Yemin siloya dolumu esnasında yem materyalinin durumuna göre belli aralıklarla katkı maddeleri kullanılabilir. Yüzeysel beton silolarda doldurma işlemi 80-100 cm yükseklikten yapılmalıdır. Doldurma aşamasında sıkıştırma işlemine özen gösterilmelidir.

Sıkıştırma ile ortamdaki hava uzaklaştırıldığı gibi, süt asidi bakterilerinin etkinlikte bulunacağı 30ºC lik Ortam ısısının sağlanmasına çalışılır. Sıkıştırma derecesi siloda ortam sıcaklığını etkileyen faktörler arasında bulunmaktadır. Sıcaklık derecesi fermantasyon seyrine, besin maddeleri kaybına ve silaj kalitesini etkilemektedir. Sıkıştırma işlemi silonun doldurulma aşamasında alt tabakadan başlanmalı ve dolum işlemi bitene kadar devam etmelidir. Yemler silo tipine bağlı olarak 20 ile 60 cm‘lik tabakalar halinde doldurularak sıkıştırma yapılmalıdır.

Doldurma ve sıkıştırma işlemi biter bitmez, silajın üzeri plastik örtü ile örtülerek üzerine toprak vb. maddeler çekilerek düzenli bir basınç sağlanmalı ve daha sonra üzeri sap balyası vb. ağırlıklarla kapatılarak etraftan hava alması engellenmelidir. Silajın çok iyi sıkıştırılmış ve havasının alınmış olması son derece önemlidir. Silaj hava alırsa kızışma olur, bozulur ve küflenir. Aynı şekilde siloya suyun sızması da önlenmelidir. Bu olumsuzluğu silo inşası zamanında zemin seçiminde dikkatli olunarak önlenebilir. Bununla birlikte yağmur, kar vb. su akıntılarının siloya girişine engel olunacak tahliye kanalları açımına dikkat edilmelidir. Sıkıştırma işleminin diğer bir yararı silaj yoğunluğunu arttırmaktır. Böylece daha fazla Ürün depolanabilir. Silo kapatıldıktan sonra basınç oluşturabilen bir motorla siloda kalan havanın boşaltılması fermantasyonun erken başlamasını sağlayacaktır.

Ek dolum zorunlu ise örtü kaldırılır. CO2 sebebi ile boğulma olmaması için çakmak ve kibrit ile kontrol edilir. Silonun doldurulmasına devam edilir. Fakat bu tür uygulamaların tekrarlanması istenmez. Yeni tabakaların siloya dahil edilmesi ile oluşan silo suyu, yeni hava girişi olasılıkları tüm yem yığınında olumsuz yönde etkiler. Başlangıçta silonun doldurulmasına ara verilmesi, silajın bozulmasına sebeb olarak gösterilmesine rağmen, 10 günlük bir aradan sonra yeni dolum yapılmasının zararı olmamaktadır. Bunun nedeni süt asit bakterilerinin faaliyetlerini tamamlamış olmasıdır. Ek dolumlarda materyalin soldurulmuş ve su içeriğinin %70 dolayında olmasına özen gösterilmelidir.

5. Silo Yeminin Oluşumu

Taze ve soldurulmuş yem materyali siloya doldurulduktan sonra bitkiler bir süre daha solunuma devam eder. Yığın içi, örtü altı ve kenar boşluklardaki O2 yaklaşık olarak 5 saat süre sonunda tüketilerek yerine CO2 üretilir. Meydana gelen bu gaz akışkan ya da kolayca uçup giden özellikte değildir. Oluşumu son derece hızlıdır. Solunum olaylarında daha çok kolay çözünebilen besin maddeleri kullanılır ve bir miktar ısı açığa çıkar. Meydana gelen CO2′in yığında kalması durumunda solunum O2 yetersizliği nedeniyle kısa sürede son bulur. Yaşamları için havaya ihtiyaç duyan tüm mikroorganizmalar ile canlı bitki hücreleri kısa bir zaman sonra ölürler. Böylece yem tabakaları birbiri üzerine oturur. Daha sonra tüm yem yığınını silo tabanına doğru yıkayarak besin maddelerince zengin hücre suyu dışarı çıkar. Bu sırada bitki üzerindeki bakteriler, bitki karbonhidratlarını çeşitli asitlere fermente ederler. Asit oluşumu önce yavaş, fakat daha sonra hızlı devam eder. Silonun doldurulması sırasında geçen sürenin uzun olması durumunda yemde bulunan oksijenin tahliyesi daha uzun süre alır ve fermantasyon yavaş seyreder. Bu nedenle silonun doldurulması ve örtülmesi en kısa sürede tamamlanmalıdır. Bu kademe yaklaşık 1-2 gün sürmektedir. Bu devreden sonra 10-20 gün süreli ikinci devre başlar. Açığa çıkan hücre suyunun dışarı atılmasında, yem yığınına hava girişine engel olunmalıdır.

Böylece sağlanan havasız ortamda, süt asidi bakterilerinin faaliyeti için şartlar oluşturulmuş demektir. Bu aşamada bir miktar sirke asidi ve bol miktarda CO2 oluşur. Silajın dolum esnasında yapılan sıkıştırma işlemi, yeterli değil ise fermantasyon sonucu butirik asit oluşur ve üründe bozulmalar başlar. Silolama işleminin düzenli yapıldığı bir siloda ise fermantasyon sonucu pH sürekli düşer ve yem ekşimeye başlar. Siloya alınan yeşil yemlerin etkin korunmasında oldukça önemli olan pH değeri, yemin kuru madde içeriğine bağlıdır. Kuru madde miktarı ile pH değeri arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. pH değerinin hızlı düşüşü, bitkisel enzimler aracılığı ile proteinlerin parçalanmasını geniş ölçüde durdurur.

Başlangıçtan itibaren geçen 4-6 hafta sonunda silaj, hayvanların rasyonlarına dahil edilebilir. Silonun açılması aşamasında, uygun görülen tarafının üstü topraklardan iyice arındırılmalıdır. Daha sonra ot, sap ve naylon örtüsü kaldırılmalıdır. Açılma işlemi kısa sürmelidir. Zira silaj yeminin uzun süre açık ve hava temasında bırakılması, özelliklerinin kaybolmasına neden olabilir. Açılan silo ön tarafından başlanarak ihtiyaca göre dilimler halinde kesilerek çıkarılır. Traktörle sürekli sıkıştırılmış silajın çıkarılması biraz yorucu olabilir. Bu işlemler için dirgen-çatal, bahçe beli, balta, kürek gibi el aletleri kullanıldığı gibi motorlu el tipi kesicilerde kullanılabilir. Hayvan sayısının fazla olduğu büyük işletmelerde silajın çıkarılması için traktör ön veya arka yükleyicilerden yararlanılır. Silodan çıkarılan silaj, taşıyıcılar tarafından ahıra veya doğrudan yemliklere dağıtılır. Soğuk bölgelerde donmuş olan silajın önceden ahır içine getirilerek çözündürülmesi yararlı olur. Silajı hayvanların önüne götürmek yerine hayvanları silo önüne getirerek beslemek de mümkündür. Bunun için parmaklıklı veya elektrikli gergilerden yararlanılabilir.

6. Hayvanların Beslenmesinde Silajın kullanımı

Silo yemleri yeşil, sulu ve güzel aromalı, hayvanların severek yedikleri bir yemdir. İşletmede yeterli miktarda üretilebildiği takdirde bütün bir yıl boyunca başlıca kaba yem kaynağı olarak beslemede kullanılabilir. Silo yeminin kullanımı ilk olarak süt inekleri için düşünülmelidir. Bunun yanında besiye alınan sığır, buzağı ve danalar içinde silo yemi iyi bir yem kaynağıdır. Süt ineklerinin beslenmesinde yaygın olarak kullanılan silaj, bu hayvanların günlük kuru madde ihtiyaçlarının yaklaşık yarısını silo yeminden karşılanması mümkündür. Hayvan ırkına göre değişmekle birlikte süt ineklerine günlük 20-30 kg arasında silo yemi verilebilir. Silo yemleri kuru maddece düşük, suca zengin yemler olduğundan süt ve besi hayvanlarının rasyonlarında kuru madde ihtiyacının karşılanabilmesi için günlük 5 kg kadar kuru ot ile verim düzeyine göre ilave kesif yem verilmesi zorunludur.

Süt ineklerinin silo yemi ile beslenmesinde dikkatli olunmalıdır. Sütün kokuya hassas olması nedeni ile silo yeminin sağımdan sonra ahıra getirilmesi gereklidir. Ayrıca hayvanların önüne bırakılan yemler tamamen tüketilmemişse artan bu yemler gelecek yemleme zamanına kadar ahırda tutulmamalı veya altlık olarak kullanılmalıdır. Yemlemeden sonra ahır temizlenmeli ve havalandırılmalıdır. Yemlemede kullanılan elbise veya iş önlükleri de ahır dışındaki bölmelere asılmalıdır.

Silo yemlerini buzağı ve genç sığırların beslenmesinde de kullanmak mümkündür. Bu hayvanlar için fazla sulu silo yemleri ile pancar yaprağı silajı pek önerilmemektedir. Bununla birlikte buzağıların silo yemleri ile beslenmesine 4.aydan itibaren başlanmalıdır. Daha sonraki aylarda günde tüketebilecekleri silo yemi 5 kg’a kadar çıkarılmalı, sadece silo yemine dayalı tek yönlü beslemeden kaçınmalıdır.

Koyunlar alıştırmak koşulu ile silo yemini severek tüketirler. Bu hayvanlar için silo yeminin erken biçilmiş yeşil ottan hazırlanmış olması daha büyük önem ifade eder. Böyle bir yemi koyunlar kuru otla karıştırmak suretiyle günde 1-1.5 kg, yalnız olarak da 6 kg’a kadar tüketebilirler. Yavrulu koyunlara verilecek günlük miktarı, diğer yoğun yemlere de yer vermek amacıyla, 3-4 kg’ın üzerine çıkmamalıdır.

Silo yemleri besin madde içeriklerine göre oldukça ucuza mal olan yemler olduğundan rasyonda artan oranda silaja yer verilmesi, üretim maliyetini düşürmektedir.

7. Silo Katkı Maddeleri

Silolama esnasında biyolojik ve teknik şartlar her zaman mükemmel bir şekilde yerine getirilemez. Yemlerde kaçınılmayan kirlenmeler, teknik noksanlıklar, fermantasyonu olumsuz yönde etkileyen mikroorganizmalar ve yem yığınına havanın sızması gibi nedenler silo yemi kalitesinin değişmesine neden olur. Bu yüzden fermantasyon biyolojisi ve tekniğine yardımcı olabilecek bazı katkı maddelerinin kullanılması zorunlu hale gelir. Siloda hızlı bir şekilde süt asiti fermantasyonunun kısa sürede oluşabilmesi için, ürünün karbonhidrat bakımından zengin olması gereklidir. Bir yem materyali karbonhidrat bakımından ne kadar zengin ise o derece kolay, ne kadar fakir ise silolanması o derece güç olmaktadır. Yemler silolanma yeteneklerine göre üç gruba ayrılabilir.

-Kolay silolanabilen yemler

-Mısır, sorgum tür ve melezleri, Ayçiçeği, şekerpancarı yaprakları, hayvan pancarı, fiğ-tahıl karışımları vb.

-Orta derecede silolanabilen yemler

-Çavdar, arpa ve yulaf hasılları, bakla, baklagil karışımları, üçgül, çayır otları vb.

-Güç silolanabilen yemler

-Üçgüller (Çiçeklenmeden önce hasat edilirse), yonca, fiğ, bezelye, kolza vb.

Fermantasyon olaylarının oluşumunu garanti altına almak ve silo yeminin besin maddelerince zenginleşmesini sağlamak amacıyla çeşitli katkı maddeleri kullanılır. Katkı maddeleri; süt asidi oluşumunu hızlandıran maddeler, asitler ve istenmeyen mikroorganizmaların gelişmesini önleyen maddeler şeklinde gruplandırılabilir. Ülkemizde genelde kullanılan katkı maddeleri melas, pancar posası, pancar talaşı, tahıl kırmaları ya da unlarıdır. Güç silolanabilen yemlere % 2-3 melas, % 18 pancar posası, %8-10 pancar talaşı, %5-10 arpa veya yulaf kırması dahil edilebilir. Fermantasyona etkisi zayıf olmakla birlikte bakterisit etkiye sahip tuz % 1-3 kg oranında ilave edilebilir. Erken devrede biçilen bitkiler (özellikle baklagiller) için silolamayı kolaylaştırmak amacıyla mısır ve sorgum ilave ederek silolama yapmak da mümkündür. Bu iş için bitkilerin iyi doğranıp karıştırılması gerekir.

Sığır beslemede kullanılan ve süt ineklerinin beslenmesinde temel rasyonu çoğu kez tek başına oluşturan mısır silajının protein eksikliğini gidermek ve enerji-protein dengesini sağlamak için, mısırın silolanması esnasında veya silo yeminin hayvana yedirilmesi aşamasında azotça zengin kaynaklarla takviye edilmesi yoluna gidilmektedir. Bu amaçla çoğu kez üreden yararlanılmaktadır. Geviş getiren hayvanların protein tabiatında olmayan azottan yaralanabildikleri ortaya konmuştur. Bol miktarda ve oldukça düşük fiyatla üretilen üre, protein tabiatında olmayan azot kaynakları arasında en fazla kullanılanıdır. Mısırın silajı üretim aşamasında üre ilavesinin silo yemi protein içeriğinin artmasına, organik maddelerin sindirim derecelerinin ve yem değerinin yükselmesine katkısı olduğu belirlenmiştir. Mısır silajına 5 kg/ton üre ilave edilebilir. Süt asidi bakterilerinin faaliyetini kolaylaştırmak ve pH’ı ayarlamak amacı ile 100 kg yeşil yeme 450g sülfürik asit, organik asitlerden 200cm3 formik asit 6 kat su ile sulandırılarak katılabilir . Melasta 1-2 kat su ile karıştırılarak tabakalar arasına atılmalıdır.

8. Silo Yeminin Özellikleri

Silo yeminin rengi yapıldığı bitkiye göre değişmekle birlikte açık yeşilden daha koyu tonlara kadar değişebilir. Silajın hoşa gidecek bir kokusu olmalı, istenmeyen tereyağ asidi ve küf gibi kötü kokular olmamalıdır. Bitkilerin yaprak ve sap kısımları bozulmadan kalmalı, yapışkan bir görünümde olmamalıdır.

8.1. Silo Yemi Değeri ve Ölçülmesi

Silajın yem değeri, öncelikle yemin türüne, biçim zamanına ve olgunluk derecesine bağlıdır. Bunun dışında silolama tekniği de yem değeri üzerinde etkilidir. İyi silolanmış yemler yem değeri bakımından başlangıç yemlerine göre fazla farklılık göstermezler.

Silaj kalitesinin düşmesi silodaki aşırı ısınma sonucu istenmeyen tereyağ ve sirke asidi bakterilerinin etkinliğinden kaynaklanmaktadır. Bu olaylar silo yemi pH’sını ve besin maddeleri sindirilebilirliğini olumsuz yönde etkilemektedir. İyi bir silajda süt asidi %2, sirke asidi ise %0.3-0.8 dolayında olmalıdır.

Silajın yem değeri ölçülürken bir çok yöntemden yararlanılır. Bu yöntemlerde değişik ölçüler belli bir esasa göre puanlandırılır. Daha sonra yemin aldığı puan ve sıralamadaki yeri değerlendirilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, silo yeminin yem değerinden bahsederken bunu silo yemi niteliği ile aynı anlamda kabul etmemelidir. Silo yeminin niteliğinden amaç, fermantasyonun seyrine göre silo yeminde görülen değişimdir. Silo yeminin yem değeri ise bu yemi tüketen hayvandan elde edilen ürün akla gelmelidir. Silo yemlerinin yem niteliğinin tahmini fiziksel ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.

8.1.1. Silo Yemlerinin Fiziksel Analizlere Göre Değerlendirilmesi

Fiziksel yolla yapılan belirlemede duyu organlarından yararlanılır. Bu bakımdan koku silo yeminin en belirgin fiziksel özelliği olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında kuru madde ve pH değeri niteliğin belirlenmesinde önemli bir ölçüttür. Fiziksel yöntem pratik işletme şartlarında silo yeminin hızlı bir şekilde değerlendirilmesi yönünden önemlidir. Fakat bu değerlendirmede kişiye göre değişebilecek olan renk, koku ve strüktür puanlaması yemin niteliğinin belirlenmesinde başarılı sonuç vermeyebilir. Çizelge, 2’de silo yemleri için Alman Tarım Örgütü (DLG)’nün geliştirmiş olduğu fiziksel değerlendirme yöntemi verilmiştir.

8.1.2. Silo Yemlerinin Kimyasal Analizlere Göre Değerlendirilmesi

-Fleig Puanlama Yöntemi

Analitik yöntemler laboratuar ve bazı araç-gereç gerektirdiğinden kullanımları sınırlı gibi görülebilir. Fakat geliştirilen Fleig yönteminin masrafı az ve değerlendirilmesi çok kolay olmakta ve bu yöntem fiziksel yönteme göre daha güvenilir bilgi vermektedir (Çizelge, 3). Çünkü Fleig puanlama yönteminde yararlanılan pH değeri yemlerin yeterince ekşiyip ekşimediğini sayısal olarak belirleyen önemli bir ölçüdür. Bu yöntemde verilen denklemde { Fleig puanı: 220+(2x % kuru madde-15)-40pH} görüldüğü gibi yemin kuru madde oranı ve pH değeri belirlenmelidir. Laboratuar şartlarında belirlenen bu iki değer formülde yerine konulur. Belirlenen değer fleig ıskalası ile karşılaştırıldığında yemin hangi nitelik grubunda yer aldığı ortaya çıkar. Üretim ve satış aşamasında silajın bazı özelliklerinin belirlenmesi gerekebilir. Bu konuda bazı merkezlerde bulunacak Gıda Kontrol Laboratuarları bu endişeyi ortadan kaldırabilir. Ülkemizde rasyonel hayvancılık yaparak silajdan yararlanmaya çalışacak üreticilerimiz, yaptığı silajdan örnek alarak ilgili kuruluşlara getirir ve kısa zamanda silajın kalitesi öğrenebilirler. Daha sonra yem rasyonlarını bilinçli hazırlayacakları için hayvansal üretimleri olumlu yönde etkilenecektir. Hazırlanan özet bilgilerin, silaj hazırlama konusunda ilgililere faydalı olacağı inancındayız.

Hayvan Pancarı Yetiştiriciliği

January 20th, 2007

Hayvan pancarı, hayvanların severek yediği sulu, şıralı bir yem bitkisidir. İneklerin süt verimini belirgin bir şekilde arttırır. Kesif yemden tasarruf sağlar. Lezzetli oluşu sebebiyle hayvanlar tarafından severek yenir. Diğer yem bitkilerine göre daha fazla enerji sağlar. Hayvanların sindirim sistemini güçlendirir.

Hayvan pancarının verimi çok yüksektir. Uygun şekilde tarımı yapıldığında dekardan 10-12 ton yumru alınır. Bir dönümden kaldırılan pancar 3-5 jersey ineğe, 2-3 holstein veya montafon ineğe 6 ay yeter.

Hayvan pancarı için en uygun topraklar hafif ve orta bünyeli topraklardır. Fazla killi veya fazla kumlu topraklarda, taşlı ve çakıllı topraklarda hayvan pancarı yetişmez. Patatesin yetiştiği bütün topraklarda rahatlıkla yetiştirilir.

Toprak Hazırlığı ve Ekim:

Hayvan pancarı ilkbaharda toprak tava geldiğinde ekilir. En uygun ekim zamanı mart-nisan aylarıdır. Ordu bölgesinde mibzerli ekim olmadığından ekim elle dönüme 2-3 kg. tohum gelecek şekilde yapılmalıdır. Ekim derinliği 2-3 cm. olmalıdır. Hayvan pancarı ekilecek tarlaya 2-3 ton yanmış hayvan gübresi karıştırılmalıdır. Tarlaya, ekimle birlikte 15 kg. triple süper fosfat gübresi ve 15-20 kg. azotlu gübre katılmalıdır. Aynı tarlaya iki yıl arka arkaya ekim yapılmamalıdır. Gübreleme toprak tahlili sonuçlarına göre yapılmalıdır.

Hayvan Pancarının Bakımı ve Hasadı:

Bitki toprak yüzüne çıkıp 3-4 cm. boylanınca ilk çapa ve seyreltme işlemi yapılır. Sıra üzerinde pancarların birbirine olan uzaklığı 35 cm. olmalıdır. Seyreltmeden sonra dekarda 7000-8000 bitki kalmalıdır. Bu dönemde dekara 15-20 kg. azotlu gübre verilmelidir. Yetişme süresince yeterli yağış alınamadığı taktirde mutlaka sulama yapılmalıdır.

Hayvan pancarında, yumrunun büyük bir kısmı toprak yüzünde geliştiğinden sökümü çok kolaydır. Ayakla hafifçe vurulduğunda veya yaprakların başla birleştiği yerden elle tutulup çekildiğinde kolaylıkla topraktan çıkarılabilir. Sonbaharda yapraklar sararmaya başladığında, soğuklar başlamadan önce hasadı yapılmalıdır. Hasatta yapraklar ziyan edilmemeli, hayvanlara yedirilmelidir. Sökülen yumruların uzun süre suyunu kaybetmeden saklanması için baş kısmı tekrar sürmeyecek şekilde kesilmiş olmalıdır. Yumrular mahzen, samanlık veya toprakta saklanabilir. Depolanacak pancarlar mutlaka temiz ve sağlam olmalıdır. Yumrular depoda ışık görmemeli ve depo sıcaklığı 1-5 dereceden fazla olmamalıdır. Depolamada yığın yüksekliği 1.5 metreyi geçmemelidir.

Hayvan pancarı süt ineklerine günde 25-30 kg. besi koyunlarına 4-5 kg. ve besi sığırlarına ise 30-35 kg. verilebilir.

YONCA (MEDİCAGO SATİVA)

January 20th, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMİ

Yonca çık yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 50-80 cm dir. Derin bir kök sistemi vardır. Uygun koşullarda 8-10 metre derine gider. Etkili kök derinliği 120-180 cm dir.

Yonca önemli bir yem bitkisidir. Otlatılmaya da oldukçæ dayanıklıdır. Bu nedenle mer’aların ıslahında diğer bitkilerle karışıma giren ve mer’anın kalitesini arttıran bir bitkidir. Ahır besiciliğinde et ve özellikle süt verimini % 30′lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik değeri olan yoncada, içerisinde 10 kadar vitamin de vardır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

2.1 İklim İsteği

Yoncanın Alaska ve Sibirya gibi çok soğuk bölgelerde yetişen türleri olduğu gibi en sıcak bölgelerde de yetişen türleri vardır. Sıcak olan gün sayısı ne kadar fazla ise biçim sayısı ve buna bağlı olarak ot v erimi de o oranda artar.

2.2 Toprak İsteği

Yoncanın en iyi yetiştiği topraklar; tınlı, kumlu-tınlı, kumu çok fazla olmayan ve yeter derecede kireç içeren topraklardır. Taban suyu yüksek ve PH’nın 6.5 dan aşağı olmaması gerekir. Yoncanın normal ürün verebilmesi için toprağın fosfor ve potas kapsamı bakımından iyi olması gerekir.

3. YETİŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Bölgemizde ekim nöbeti şekli: Buğdaygiller + 2.ürün + Yonca (5 yıl) + Pamuktur.

3.2 Çeşit

Bölgemizde Kayseri yoncası populasyonundan seleksiyon yoluyla adaptasyonu yapılmış olan elçi yoncası çeşidi ekilmektedir. Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın 1987-1992 yılları arasında Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda yaptırmış olduğu deneme sonuçlarına göre P.5929 Y, CUF-101, Elçi ve Diabloverde gibi çeşitler tavsiye edilmektedir. Bu çeşitler kış aylarında da büyümelerini sürdürerek, ilkbahar büyümesine erken başlamakta ve Nisan ayı sonu-Mayıs ayı başlarında ilk biçime gelebilmektedir.

Bu çeşitlerden yılda 2,000 kg/da dolaylarında toplam kuru madde verimi elde edilmektedir. Çeşitlerden ilk ekim yılında 5 biçim, kinci ve üçüncü yıllarda 6-7 biçim alınabilmektedir.

3.3 Toprak Hazırlığı

Yoncanın derin köklü bir bitki olması nedeniyle sonbaharda derin işlenmesi gerekir. İlkbaharda ise kültivatör ve diskaro çekildikten sonra tapan geçirilerek iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır.

3.4 Ekim

Bölgemiz koşullarında en uygun ekim ilkbahardır. Nisan ayının ilk yarısında ve toprakta iyi bir tav mevcut iken ekim yapılmalıdır. Ekim elle serpme olarak yapılacak ise 2-2.5 kg/da, mibzerle ekim yapılacak ise 1-1.5 kg dekara tohum kullanılmalıdır. Elle serpme ekimde tohum ince elenmiş kumla 1/1 oranında karıştırılarak atılmalıdır. Mibzerle ekimde sıra arası en az 20 cm olmalıdır. Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın 1993-1996 yılları arasında Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda yaptırmış olduğu “GAP Bölgesinde Yoncanın (Madicago sativa L.) Ot Verimi Yönünden En Uygun Ekim Zamanı ve Tohumluk Miktarının Saptanması” üzerine yapılan araştırmalar sonucunda; Pioneer-5929 çeşidinden, sonbahar ekimlerinden yıllara göre ortalama olarak 7453-13292 kg/da arasında yeşil ot, 1897-3159 kg/da kuru ot ve 463-712 kg/da arasında ise ham protein verimleri elde edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, GAP Bölgesinde sulu koşullar altında, sonbahar ekimlerinde kış soğuklarının yoncada yonca da fide dönemlerinde zarar vermesini önlemek amacıyla mümkün olduğunca erken ekim yapılmasının ve 3 kg/da tohumluk kullanılmasının uygun olacağı söylenebilir.

İlkbahar ekimlerinden, yıllara göre ortalama olarak 6177-13255 kg/da yeşil ot verimi, 1517-3205 kg/da kuru ot verimi ve 380-702 kg/da arasında ise ham protein verimleri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; GAP Bölgesi sulu koşullarında, Mart ayında yapılan ekimlerde 3 kg/da tohumluk kullanılmasının uygun olacağı, bunun yanında Nisan ayı başlarında yapılacak ekimlerde ise 2 kg/da fazla tohumluk kullanılmasının gereksiz olacağı izlenimi edinilmiştir.

Yonca tohumları ekimden önce bakteri kültürü ile aşılanmalıdır. 100 kg yonca tohumuna 1 kg bakteri kültürü karıştırılmalıdır.

3.5 Gübreleme

Yoncaya ekimle birlikte 4 kg N ve 23 kg P2O5 verilmelidir. Yani 15 kg %26 lık A.nitrat veya 20 kg %21 lik Amonyum sülfat ile 50 kg %42-44 lük triple süper fosfat gübresi diskarfo çekilmeden önce toprağa serpme olarak atılır.
Azotlu gübre yalnız ilk yıl verilir. Fosforlu gübre ise her yıl sıra arasına banta verilerek çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.
Şanlıurfa Araştırma Enstitüsünün yaptığı bir çalışmada 4 yılı P2O5 ihtiyacı olan 92 kg/da fosforu ekimle birlikte bir defada verilebileceği belirlenmiştir.

3.6 Sulama

Bir yılda 6-8 kez biçim yapılabilmekte ve yıllık su tüketimi sıcak yörelerde 2500 mm ye kadar varmaktadır. Nisan,Mayıs ve Eylül aylarında 15 gün arayla, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ise 10 günde bir sulanmalıdır. Her sulamada toprağın 0-120 cm si tarla kapasitesine getirilecek şekilde su verilmelidir. Yonca sulamasında dikkat edilecek önemli bir husus her biçimden sonra mutlaka sulanmalıdır. Sulamalar uzun tava veya yağmurlama metoduyla yapılmalıdır.

3.7 Bakım

Temiz bir yonca tarlasına sahip olmanın en doğru yolu temiz ve küskütsüz tohum ekmek ve tarlayı ekimden önce yabancı otlardan temizlemektir. İlk yıl yoncanın gelişmesi için gerektikçe çapa yapılmalıdır. Diğer yıllarda ise tarlanın yabancı otlardan temizlenmesine özen gösterilmelidir.

3.8 Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi

Yoncanın en önemli hastalık etmeni virüstür. Virüsten sakınmak için en etkili önlem, sertifikalı tohum, daha önceden virüsle bulaşık olmayan toprak ve temiz sulama suyu kullanılmalıdır.

Yoncanın en önemli iki zararlısı yaprak biti (Püseron) ve yonca hortumlu böceğidir. Yoncanın en büyük düşmanı küsküt otudur. Küsküt, ince sarı sülükleri ile yoncanın gövdesini sararak besinini alır,zayıf düşmesine yol açar. Küsküt görüldüğü zaman tohum bağlamadan yonca biraz dipten biçilmeli veya küsküt az ise elle toplanıp yakılmalıdır.

3.9 Hasat, Harman ve Depolanması

Otu için yetiştirilen yoncanın en uygun biçim zamanı %10 çiçeklenme devresidir. Biçim yüksekliği 8-10 cm olmalıdır. Son biçim daha yüksekten yapılmalıdır. Biçimden sonra yoncanın hayvanlarda şişkinlik yapmaması için güneşte 1-2 gün soldurularak verilmesi gerekir.

Yoncanın depolanıp saklanacak ise fazla kurutulmadan ve balyalanarak saklanmalıdır. Yonca fazla kurutulursa hem yaprakların dökülmesi hem de A vitamini kaybına yol açar.
Yonca sılajı da yapılabilir. %25-50 çiçeklenme döneminde biçilip silolanmalıdır.

4. VERİM VE MALİYET

Bölgemizde biçim sayısı 6-8 kez olabilmektedir. Ortalama dekara yaş ot verimi 10-12 ton, kuru ot verimi ise 1.8-2.2 tona yaklaşmaktadır.

YONCA(MEDİCAGO SATİVA)

January 20th, 2007

1. TANIMI VE ÖNEMİ

Yonca çık yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 50-80 cm dir. Derin bir kök sistemi vardır. Uygun koşullarda 8-10 metre derine gider. Etkili kök derinliği 120-180 cm dir.

Yonca önemli bir yem bitkisidir. Otlatılmaya da oldukçæ dayanıklıdır. Bu nedenle mer’aların ıslahında diğer bitkilerle karışıma giren ve mer’anın kalitesini arttıran bir bitkidir. Ahır besiciliğinde et ve özellikle süt verimini % 30′lara kadar artıran ve yem bitkileri içerisinde en çok besleyicilik değeri olan yoncada, içerisinde 10 kadar vitamin de vardır.

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ

2.1 İklim İsteği

Yoncanın Alaska ve Sibirya gibi çok soğuk bölgelerde yetişen türleri olduğu gibi en sıcak bölgelerde de yetişen türleri vardır. Sıcak olan gün sayısı ne kadar fazla ise biçim sayısı ve buna bağlı olarak ot v erimi de o oranda artar.

2.2 Toprak İsteği

Yoncanın en iyi yetiştiği topraklar; tınlı, kumlu-tınlı, kumu çok fazla olmayan ve yeter derecede kireç içeren topraklardır. Taban suyu yüksek ve PH’nın 6.5 dan aşağı olmaması gerekir. Yoncanın normal ürün verebilmesi için toprağın fosfor ve potas kapsamı bakımından iyi olması gerekir.

3. YETİŞTİRME TEKNİĞİ

3.1 Ekim Nöbeti

Bölgemizde ekim nöbeti şekli: Buğdaygiller + 2.ürün + Yonca (5 yıl) + Pamuktur.

3.2 Çeşit

Bölgemizde Kayseri yoncası populasyonundan seleksiyon yoluyla adaptasyonu yapılmış olan elçi yoncası çeşidi ekilmektedir. Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın 1987-1992 yılları arasında Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda yaptırmış olduğu deneme sonuçlarına göre P.5929 Y, CUF-101, Elçi ve Diabloverde gibi çeşitler tavsiye edilmektedir. Bu çeşitler kış aylarında da büyümelerini sürdürerek, ilkbahar büyümesine erken başlamakta ve Nisan ayı sonu-Mayıs ayı başlarında ilk biçime gelebilmektedir.

Bu çeşitlerden yılda 2,000 kg/da dolaylarında toplam kuru madde verimi elde edilmektedir. Çeşitlerden ilk ekim yılında 5 biçim, kinci ve üçüncü yıllarda 6-7 biçim alınabilmektedir.

3.3 Toprak Hazırlığı

Yoncanın derin köklü bir bitki olması nedeniyle sonbaharda derin işlenmesi gerekir. İlkbaharda ise kültivatör ve diskaro çekildikten sonra tapan geçirilerek iyi bir tohum yatağı hazırlanmalıdır.

3.4 Ekim

Bölgemiz koşullarında en uygun ekim ilkbahardır. Nisan ayının ilk yarısında ve toprakta iyi bir tav mevcut iken ekim yapılmalıdır. Ekim elle serpme olarak yapılacak ise 2-2.5 kg/da, mibzerle ekim yapılacak ise 1-1.5 kg dekara tohum kullanılmalıdır. Elle serpme ekimde tohum ince elenmiş kumla 1/1 oranında karıştırılarak atılmalıdır. Mibzerle ekimde sıra arası en az 20 cm olmalıdır. Bölgemizde GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın 1993-1996 yılları arasında Şanlıurfa Koruklu Tarımsal Araştırma İstasyonunda yaptırmış olduğu “GAP Bölgesinde Yoncanın (Madicago sativa L.) Ot Verimi Yönünden En Uygun Ekim Zamanı ve Tohumluk Miktarının Saptanması” üzerine yapılan araştırmalar sonucunda; Pioneer-5929 çeşidinden, sonbahar ekimlerinden yıllara göre ortalama olarak 7453-13292 kg/da arasında yeşil ot, 1897-3159 kg/da kuru ot ve 463-712 kg/da arasında ise ham protein verimleri elde edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, GAP Bölgesinde sulu koşullar altında, sonbahar ekimlerinde kış soğuklarının yoncada yonca da fide dönemlerinde zarar vermesini önlemek amacıyla mümkün olduğunca erken ekim yapılmasının ve 3 kg/da tohumluk kullanılmasının uygun olacağı söylenebilir.

İlkbahar ekimlerinden, yıllara göre ortalama olarak 6177-13255 kg/da yeşil ot verimi, 1517-3205 kg/da kuru ot verimi ve 380-702 kg/da arasında ise ham protein verimleri elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; GAP Bölgesi sulu koşullarında, Mart ayında yapılan ekimlerde 3 kg/da tohumluk kullanılmasının uygun olacağı, bunun yanında Nisan ayı başlarında yapılacak ekimlerde ise 2 kg/da fazla tohumluk kullanılmasının gereksiz olacağı izlenimi edinilmiştir.

Yonca tohumları ekimden önce bakteri kültürü ile aşılanmalıdır. 100 kg yonca tohumuna 1 kg bakteri kültürü karıştırılmalıdır.

3.5 Gübreleme

Yoncaya ekimle birlikte 4 kg N ve 23 kg P2O5 verilmelidir. Yani 15 kg %26 lık A.nitrat veya 20 kg %21 lik Amonyum sülfat ile 50 kg %42-44 lük triple süper fosfat gübresi diskarfo çekilmeden önce toprağa serpme olarak atılır.
Azotlu gübre yalnız ilk yıl verilir. Fosforlu gübre ise her yıl sıra arasına banta verilerek çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.
Şanlıurfa Araştırma Enstitüsünün yaptığı bir çalışmada 4 yılı P2O5 ihtiyacı olan 92 kg/da fosforu ekimle birlikte bir defada verilebileceği belirlenmiştir.

3.6 Sulama

Bir yılda 6-8 kez biçim yapılabilmekte ve yıllık su tüketimi sıcak yörelerde 2500 mm ye kadar varmaktadır. Nisan,Mayıs ve Eylül aylarında 15 gün arayla, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ise 10 günde bir sulanmalıdır. Her sulamada toprağın 0-120 cm si tarla kapasitesine getirilecek şekilde su verilmelidir. Yonca sulamasında dikkat edilecek önemli bir husus her biçimden sonra mutlaka sulanmalıdır. Sulamalar uzun tava veya yağmurlama metoduyla yapılmalıdır.

3.7 Bakım

Temiz bir yonca tarlasına sahip olmanın en doğru yolu temiz ve küskütsüz tohum ekmek ve tarlayı ekimden önce yabancı otlardan temizlemektir. İlk yıl yoncanın gelişmesi için gerektikçe çapa yapılmalıdır. Diğer yıllarda ise tarlanın yabancı otlardan temizlenmesine özen gösterilmelidir.

3.8 Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi

Yoncanın en önemli hastalık etmeni virüstür. Virüsten sakınmak için en etkili önlem, sertifikalı tohum, daha önceden virüsle bulaşık olmayan toprak ve temiz sulama suyu kullanılmalıdır.

Yoncanın en önemli iki zararlısı yaprak biti (Püseron) ve yonca hortumlu böceğidir. Yoncanın en büyük düşmanı küsküt otudur. Küsküt, ince sarı sülükleri ile yoncanın gövdesini sararak besinini alır,zayıf düşmesine yol açar. Küsküt görüldüğü zaman tohum bağlamadan yonca biraz dipten biçilmeli veya küsküt az ise elle toplanıp yakılmalıdır.

3.9 Hasat, Harman ve Depolanması

Otu için yetiştirilen yoncanın en uygun biçim zamanı %10 çiçeklenme devresidir. Biçim yüksekliği 8-10 cm olmalıdır. Son biçim daha yüksekten yapılmalıdır. Biçimden sonra yoncanın hayvanlarda şişkinlik yapmaması için güneşte 1-2 gün soldurularak verilmesi gerekir.

Yoncanın depolanıp saklanacak ise fazla kurutulmadan ve balyalanarak saklanmalıdır. Yonca fazla kurutulursa hem yaprakların dökülmesi hem de A vitamini kaybına yol açar.
Yonca sılajı da yapılabilir. %25-50 çiçeklenme döneminde biçilip silolanmalıdır.

4. VERİM VE MALİYET

Bölgemizde biçim sayısı 6-8 kez olabilmektedir. Ortalama dekara yaş ot verimi 10-12 ton, kuru ot verimi ise 1.8-2.2 tona yaklaşmaktadır.

KOLZA

January 20th, 2007

ÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE SİSTEMLERİ

Kışlık olarak yetiştirilecek kolzanın üretimi hububat üretiminden çok farklı değildir. Sonbaharda iyi hazırlanmış tavlı bir tohum yatağı hazırlayarak mümkün olduğunca erken ekim yapmak ve iyi bir yabancıot mücadelesi ile kolza üretimini gerçekleştirmek mümkündür. Yalnız yazlık olarak üretilecek kolza da sulama ve gerektiğinde yabancıot mücadelesini tekrarlamak gerekecektir. Ancak ülkemiz şartlarında yazlık olarak kolza yetiştirmek çok marjinal alanlar dışında pek ekonomik olmayacaktır. Dolayısı ile burada bahsedilen üretim tekniği kışlık kolza içindir.

İklim ve Toprak İstekleri:

Kolza, verimli ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç göstermektedir. Güneşli günler ve soğuk geceler kolza yetişmesi için oldukça uygundur; hasat zamanında havanın kuru olması gerekmektedir. Kolzanın 300 ile 2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 oC arasında yıllık ortalama sıcaklığa, ve 4.2 ile 8.2 arasına pH’a toleranslı olduğu bildirilmektedir.

Çeşit Seçimi:

Çeşit seçimi genellikle yetişme (vejetasyon) peryodunun uzunluğu ile belirlenmektedir. Vernelizasyon ihtiyacı değişiklik gösteren ve olgunlaşması uzun süren kışlık çeşitlerin tersine, yazlık çeşitler vernelizasyon ihtiyacı göstermeyen kısa olgunlaşma peryoduna sahiptir. İklim ve çiftçilik sistemlerindeki büyük farklılıklardan dolayı çeşitler genellikle özel olarak ıslah edildikleri bölgelerde en iyi adaptasyon göstermektedirler.

Toprak işleme ve Tohum Yatağı Hazırlığı:

Kolza, geleneksel hububat tarımında kullanılan toprak işleme aletlerinin dışında özel bir alete ihtiyaç göstermez. Tohum yatağı hazırlanması başarılı bir Kolza üretimi için oldukça önemlidir. Geniş yapraklı yabancı otlara karşı en iyi savunma hızlı çimlenme, çıkış ve büyümeyle elde edilmektedir. Homojen yüzeysel bir ekim çimlenmeyi hızlandırmakta ve ürünün yabancı otlarla mücadele yeteneğini arttırmaktadır. Maksimum sürüm derinliği genellikle 10 ila 13 cm (4-5 inç) arasında değişmektedir. Killi veya killi kumlu gibi ince tekstürlü toprakları açmak, karların erimesine veya yağmur sularının süzülmesine izin vermek amacıyla derin İşleme yapılabilir. 15 ila 18 cm den daha derin işlemenin büyük bir değeri yoktur ve sadece dikkate değer bir şekilde daha fazla masrafa sebep olmaktadır.

Ekim:

Kolza tohumu küçük olduğundan sonbahar toprak sürümü ve sıkı bir tohum yatağının hazırlanması arzu edilmektedir. Ekimden önce toprağın bastırılması sıkı ve düzgün bir tohum yatağı hazırlığına yardım eder. Tohumlar çok küçük olduğundan kolza tohumunun yayılabilmesi için tohumun yarı yarıya kırık tohumla karıştırılması önerilir; hektara 10 kg tohum için mibzerin hektara 20 kg karışık tohum olacak şekilde kalibrasyonu yapılmalıdır. Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha az olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden çıkış yapabilmektedir. Ekim derinliği çıkan fidelerin sayısını ve gelişmesini büyük ölçüde etkilemektedir. Kolza tohumu çimlenme için yeterli neme ulaşmak için gereğinden daha derin ekilmemelidir. 12 ile 25 mm derinlikte, sıkı, nemli, ve ılık tohum yatağına ekilen Kolza tohumları yüksek bir çıkış yüzdesiyle birlikte hızlı bir çimlenme göstermektedirler. Kolza ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10 0C olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. 10 derecenin üzerindeki toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı, hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi sağlamaktadır. Sıkı bir şekilde bastırılmış tohum yatağı tohum için mükemmel bir nem ve oksijen sağlamaktadır. Bu yüzden ekimden sonra tohum yatağı kadar kadar bastırılmalıdır.

Birim Alandaki Bitki Sıklığı (Tohum Miktarı):

Kolza verime çok az etkisi olan, nispeten değişik oranlarda değişen ekim yoğunluğuna veya bitki populasyonuna oldukça esnek bir üründür. Yapılan araştırmalar m2 ye 60 ile 200 bitki sağlayan ekim yoğunluğunun hem Kolza hem de Brassica rapa da verim bakımından benzer sonuçlar verdiğini göstermiştir. m2 de 200 den fazla bitki sayısının verimi az miktarda azalttığı bulunmuştur. m2 deki bitki populasyonunun 60′ın altına düşmesi verimde çok büyük bir azalmaya neden olmaktadır. İyi bir ekim sıralardaki boşlukları minimize etmeli ve m2 de 80 ile 180 arsında bitki populasyonu sağlamaya çaba gösterilmelidir. 15 cm lik mibzer sıra arası metre başına 12-27 bitki çıkışına ihtiyaç göstermektedir. Kolzanın bir kilogramında ortalama 250 000 tohum bulunmaktadır. Tohum miktarı ve çimlenme yüzdesi birim alandan mümkün olan maksimum bitki sayısını belirler.

Ekim Zamanı:

Kışlık kolzada erken ekimler daha yüksek verim vermektedir. Bunun belli başlı sebebi kışa rozet dönemi denilen 4-5 yapraklı dönemde girebilmesidir. Daha geç ekimlerde soğuk zararı görülebilir. Çok erken ekimlerde ise havanın iyi gitmesi durumunda bitkiler zamansız sapa kalkarak zararlanabilirler. Ekim zamanına şu faktörler etki edebilirler:

Bölgedeki donsuz periyot

Ekilecek çeşit ve olgunlaşması için gerekli gün sayısı

Kültürel işlemler

Tarlada işlemlere başlamayı belirleyen ilkbahardaki hava durumu

Tohum yatağı özelliği (nem, sıcaklık)

Toprak yapısı ve eğim

Çeşidin toprak sıcaklığına olan tepkisi

Yabancı ot durumu ve planlanan kontrol metodu

Çiftlik büyüklüğü ve ekipman

vii. Gerekli Besin Elementleri (Gübreleme):

Kolza da en başarılı gübreleme programı topraktaki mevcut besin elementlerinin durumuna bağlı olarak belirlenendir. Kolza, nitrojen ve fosfat gübrelemesine iyi tepki vermektedir. Genellikle dekara 10 kg saf azotun yarısı erken ilkbaharda kullanılmalıdır. Fosfor olarak ise dekara 8 kg yararlı gerekmektedir. Toprak tahlili neticesinde toprakta bu miktardan daha az seviyede fosfor bulunduğu takdirde aradaki fark kadar gübre ekimden önce toprağa verilmelidir. Kolza kükürtü çok sever. Bu nedenle kullanılacak gübrelerin sülfat formunda olmaları verimde olumlu etki yaratacaktır. Gübreyle direk temas tohumlarda zarar meydana getirdiğinden mibzerde hem tohum hem de gübrenin aynı tüpe boşaltıldığı durumlarda düşük miktarda gübre kullanılmalıdır.

Hasat:

Harnuplar aynı zamanda olgunlaştığı ve kolayca dağılma gösterir. Kuru ve olgun tohumlar doğrudan biçer döğerle hasat edilebilir. Ürünü biçmek için en iyisi tohumlar tamamen olgunlaşana kadar beklemek ve bitkilerin nemli olduğu bulutlu havalarda hasat etmektir. Böylece dağılma azalacaktır

Münavebe:

Kolza üretimi için gerekli toprak işleme: ekim sistemi, toprak zonları ve toprak tiplerine göre değişiklik göstermektedir. Kullanılacak sistem toprağın nemine, yabancı otlara, önceki ürüne, tarladaki bitki artıklarına, zararlı ve hastalıklara, toprağın kayganlığına, gübre dağılımına ve kullanılabilecek mevcut makine durumuna bağlı olmaktadır. Tek başına bütün kriterleri sağlayan bir sistem yoktur. Bir lokasyonda başarılı olan bir uygulama diğer bir lokasyonda başarısız olabilmektedir. Bu nedenle başarılı bir sistem:

Tohuma çimlenme, çıkış, kök ve bitki gelişimi için uygun bir çevre ,

Su alımını, depolamasını ve hareketini kolaylaştıran bir toprak yapısı,

Ekim veya çıkış döneminde tarlada daha henüz yeşil bir vejetasyon gelişmenin olmadığı dönemde yabancı ot kontrolünü,

Tarımsal kimyasalların uygun derinlikte yer almasını,

Bitki artıklarının tarlaya uygulanacak olan gübre veya herbisitlerle herhangi bir etkileşiminin olmamasını,

Zararlı ve bitki hastalıklarının kontrolünü,

Herhangi bir toprak erozyonu olmamasını sağlamalıdır.

Kolza tahıllar, keten, mısır, patates, ve şeker pancarından sonra ekilebilir, fakat hardaldan ve ayçiçeğinden sonra ekilmemelidir.

Pamuk

January 20th, 2007

Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.

Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.

Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.

Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.

Yaygın Çeşitleri

Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.

Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.

Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.

Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.

Ekolojik İstekleri

Toprak İstekleri

Pamuk bitkisi her türlü toprakta yetişebilen bir bitki olmakla birlikte,yüksek verim ve kaliteye ulaşabilmek için toprağın derin profilli ve alüviyal olması gerekir. Derin, kumlu -killi su tutma yeteneği yüksek geçirgenliği, işlenmesi ve sulanması kolay topraklar pamuk tarımı için ideal topraklardır.

İklim İstekleri

Pamuk tarımında en önemli iklim faktörlerinin başında sıcaklık, gün ışığı, yağış ve oransal nem gelmektedir. Yıllık ortalama sıcaklığın 19 oC, yaz ayları sıcaklığı ise 25 oC olması gerekir. Sıcaklık tarak oluşmasından önce 20 oC, çiçeklenme döneminde 25 oC, kozaların gelişme döneminde ise 30-32 oC olmalıdır. Hasat döneminde kozaların iyi açılabilmesi için sıcaklığın azalması (15 oC’ye kadar) istenir.

Yetiştirme Tekniği

Toprak Hazırlığı

Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir. Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için Subsoiler adı verilen aletler kullanılır. Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması işlemleri izler. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir. Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir. Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.

Ekim

Yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için genetik saflığı yüksek tohum kullanımı çok önemlidir. İyi bir tohumlukta aranan özelliklerin başlıcaları şunlardır.

- Tohumluk çiğit iri, dolgun, büyüklüğü, biçimi ve rengi yeknesak olmalıdır. İçinde fazla çıplak, yeşil ve esmer, seyrek havlı çiğit bulunmamalıdır.

- Selektörlermiş ve iyi temizlenmiş olmalıdır. İçinde boş ve kırık çekirdek yaprak gibi yabancı maddeler olmamalıdır.

- Tohumlar kuru ve sert olmalıdır.

- Çimlenme gücü %80 ve daha fazla olmalıdır.

- Pembe kurta karşı sterilize edilmiş veya Sawgin çırçır fabrikasında çırçırlanmış olmalıdır.

Pamuğun ekim zamanı iklim koşullarına göre belirlenir. Ekim için toprak sıcaklığının 15 oC’nin üstünde olması gereklidir. Bölgelere göre ve yıldan yıla ekim zamanı değişiklik göstermekle birlikte, Çukurova Bölgesinde 25 Mart-30 Nisan, Ege Bölgesinde ve Antalya yöresinde 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri genellikle en uygun ekim zamanıdır.

Ekim işlemi elle serpme şeklinde ya da mibzerle sıraya yapılır. Ekim derinliği toprak koşullarına bağlı olmakla birlikte genellikle 3-4 cm’dir. Tohumun çimlenmesi normal koşullarda 5 ila 10 gün içinde gerçekleşir. Erken çimlenme sağlamak için tohum ekimden birkaç saat önce ıslatılmalıdır. Yetersiz çimlenme görülmesi durumunda hemen ikinci bir ekim yapılması önerilir.

Bakım

Pamuk yetiştiriciliğinde bakım işleri seyreltme, çapalama ve uç almadır. Bitkinin iyi gelişmesini ve çabuk olgunlaşmasını sağlamak için seyreltme işleminin yapılması gerekir. Bitkiler henüz 4 yapraklı iken (yaklaşık 10 cm) 5-6 cm ara ile hafif bir seyreltme (tekleme) yapılır. Genellikle ilk seyreltme ilk çapa, ikinci (tam) seyreltme ise ikinci çapa ile birlikte yapılmalıdır. Ekimden sonra görülen yabancı otların elle veya kazayağı ile çapalanarak yok edilmesi gerekir. Çapalama sayısı tarladaki yabancı ot durumuna göre değişir. Kozalar açmaya başladıktan sonra bitkinin tepesinden 10-15 cm kısmının kırılmasına uç alma işlemi denir. Bu işlem geç ekilmiş veya fazla sulanmış tarlalarda uygulanır. Vegetatif gelişmesi normal olan bitkilerde uç almaya gerek yoktur.

Sulama

Pamuk bitkisinin su ihtiyacı 400 ila 600 mm’dir. Pamuk yetiştirilen ülkelerde (bölgelerde) yıllık yağış miktarı genellikle yetersiz olduğundan, pamuk bitkisinin iyi gelişmesi için gereken su miktarı sulama yoluyla verilmelidir. Sulama pamuk üretiminde verimi etkileyen faktörlerin başında gelir. Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna bakarak saptanır. Sulama aralığı ve sulama sayısı, yetiştirilen pamuk çeşidine, toprak özelliklerine, taban suyu yüksekliğine, yağış miktarı ve dağılımına, vegetasyon dönemindeki sıcaklık ve havanın bağıl nemine bağlı olarak değişir. Ülkemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında genellikle 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur. Sulama yöntemi olarak salma sulama, alttan sızdırma ve yağmurlama sulama yöntemleri kullanılabilir.

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

Pamuk tarımında en çok karşılaşılan başlıca hastalık ve zararlılar şunlardır .

Hastalıklar :

- Pamuk solgunluk hastalığı (Fusarium Wilt, Verticillium Wilt)

- Fide kök çürüklüğü (Sore Shin)

- Köşeli yaprak lekesi hastalığı

- Antraknoz

Zararlılar :

- Toprak kurtları (Agrotis spp)

- Pamuk yaprak biti (Aphis gossypii)

- Yaprak piresi (Empoasca spp.)

- Pamuk piresi (Lygus spp.)

- Beyaz sinek (Bemisia tabaci)

- Kırmızı örümcek (Tetranychus spp.)

- Pembe kurt (Pectinophora gossypiella)

- Yeşil kurt ( Heliothis armigera)

- Pamuk yaprak kurdu (Prodenia litura)

- Dikenli kurt (Earias insulana)

- Çizgili yaprak kurdu /Karadrina(Laphigma exiqua)

Pamuk yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlıların olumsuz etkileri iklim koşulları ve uygulanan tarımsal mücadele ile yakından ilgilidir. Yüksek bağıl nem ve sıcaklık, hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle Çukurova ve Antalya’da 8-10 kez ilaçlama yapmak zorunluluğu ortaya çıkar.

Gübreleme

Pamuk bitkisi topraktan fazla besin maddesi kaldıran bir bitki değildir. Bitki topraktan birinci derece besin maddeleri olan N, P, Ka (Azot, fosfor, potas) yanında ikinci derece besin maddeleri olan kalsiyum, magnezyum, kükürt ve sodyum ile minor elementler adı verilen bor, demir, mangenez, çinko, kurşun gibi besin maddeleri kaldırır.

Azotlu gübreler bitkinin vegetatif gelişmesini (dal ve yaprak ) sağlar. Fosforlu gübreler çiçek ve koza sayısının artmasına koza iriliğine ve erken olgunlaşmasına etki eder. Potaslı gübreler ise; azotlu gübreler kadar olmasada bitkinin vegetatif gelişmesini hızlandırır ve çiçeklenme dönemini uzatır. Fazla uygulanan potas pamukta olgunlaşmayı geciktirir.

Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı iklim ve toprak koşullarının yanısıra sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir. Bununla birlikte ülkemizde uygulanacak gübre çeşit ve miktarları genel olarak şöyledir:

Azotlu gübreler: Dekara 8 -10 kg saf azot (35-50 kg amonyum sülfat)

Fosforlu gübreler: Dekara 4-5 kg saf fosfor (25-30 kg süper fosfat)

Potaslı gübreler: Ülkemiz toprakları potas bakımından zengin olduğundan potaslı gübrelemeye gerek yoktur.

Hasat Harman

Kozaların olgunlaşması ile birlikte pamuk hasadına başlanır. Hasadın başlama tarihi, yörenin iklim koşullarına, ekim tarihine ve sulama koşullarına göre değişir. Hasat, Ege ve Antalya bölgelerinde genellikle 15 Eylülden itibaren başlayıp Kasım sonu veya Aralık ortasına kadar sürer. Çukurova bölgesinde ise Ağustos sonlarında başlayıp Kasım başına dek devam eder.

Pamuk hasatı ülkemizde genellikle 2-3 kez ve elle toplanarak yapılır. Birinci elde toplanan pamuk iyi kalite özelliklerine sahiptir. Son yıllarda makina ile hasata da rastlanmaktadır. Makina ile pamuk hasatı iş gücü ücretinin pahalı olduğu ülkelerde (bölgelerde) tercih edilen bir yöntemdir.

Pamuk Ekonomisi

Dünya Piyasası

Pamuk sahip olduğu özellikleri nedeniyle sentetik elyaf üretim ve kullanımında son yıllarda görülen gelişmelere rağmen dünyadaki stratejik önemini korumaktadır. Günümüzde yaklaşık 330 milyon dekar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve 50 milyon tonun üzerinde kütlü (20 milyon ton lif) pamuk üretilmektedir (Çizelge 1)

Çizelge 1. Dünya Kütlü Pamuk Ekim Alanı, Üretimi ve Verimi

Yıllar
Ekim Alanı

(1000 da)
Üretim

(1000 ton)
Verim

(kg/da)

1994
317.490
54.020
170,1

1995
340.140
57.244
168,3

1996
346.446
56.347
162,6

1997
336.658
56.379
167,5

1998
330.836
51.802
156,6

Kaynak: FAO

Üretim daha çok Asya kıtasında yoğunlaşmıştır. Ardından Amerika ve Afrika kıtaları gelmektedir. Başlıca üretici ülkeler Çin, ABD, Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Özbekistan’dır.

Pamuk uluslararası tarım üünleri ticaretinda önemli bir ürün konumundadır. Son yıllarda 5,5-6,0 milyon ton lif pamuk dünya ticaretine konu olmaktadır. Bu ticaretin parasal karşılığı ise 10 milyar dolardır (Çizelge 2)

Çizelge 2. Dünya Lif Pamuk İhracatı

Yıllar
Miktar (ton)
Değer (1000 $)

1994
6.193.904
8.349.614

1995
5.867.640
10.248.079

1996
5.963.108
10.172.082

1997
5.677.341
9.274.224

1998
5.582.379
8.194.244

Kaynak: FAO

Türkiye Piyasası

Türkiye sahip olduğu uygun ekolojik koşullar nedeniyle önemli bir pamuk üreticisi ülkedir. Ülkemizde yaklaşık 750 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve yılda 850 bin ton lif (2,1 milyon ton kütlü) pamuk üretilmektedir. Ekim alanı ve üretim miktarı iklim koşullarının yanısıra pazar koşullarına (yurt içi ve yurt dışı fiyatlar, ürün bedellerinin ödenmesi vb.) bağlı olarak yıldan yıla dalgalanma göstermektedir (Çizelge 3). Türkiye’de lif pamuk verimi hektara 1150 kg civarında olup, Dünya ortalamasının (550-600 kg) çok üzerinde bulunmaktadır.

Çizelge 3. Türkiye’de Pamuk Ekim Alanı, Üretimi ve Verimi

Yıllar
Ekiliş Alanı

(ha)
Lif Üretimi

(ton)
Lif Verimi

(kg/ha)

1994
581.491
628.286
1.080

1995
756.694
851.487
1.125

1996
743.775
784.047
1.054

1997
721.723
831.672
1.152

1998
757.275
858.248
1.133

Kaynak. DİE

Ülkemizde pamuk üretimi Çukurova, Ege, Güneydoğo Anadolu bölgeleri ile Antalya yöresinde yoğun olarak yapılmaktadır. 1980’li yıllara gelinceye kadar toplam pamuk üretiminin yaklaşık yarısının üretildiği Çukurova bölgesinin önemi son yıllarda azalmaktadır. Bölgede aşırı kimyasal madde madde kullanımı ve ekim nöbeti uygulanmaması sonucu ortaya çıkan ekolojik sorunlar ve buna bağlı oluşan yüksek üretim maliyetleri nedeniyle üreticiler pamuğun yerine başta mısır olmak üzere diğer ürünleri tercih etmektedir. Buna karşılık Güneydoğu Anadolu bölgesinde sulama olanaklarının artmasıyla birlikte pamuk ekim alanları sürekli genişlemektedir. Bu gelişmeye paralel olarak bölgenin Türkiye toplam üretimindeki payı % 40’a yükselmiştir.

Türkiya’de tekstil sanayiinin talebi ve pamuk üretim miktarına bağlı olarak pamuk ithalat ve ihracatı yapılmaktadır. 1997 ve 1998 yıllarında yaklaşık 350-400 bin ton lif pamuk ithal edilmiştir. Aynı yıllarda ihracat miktarı ise oldukça düşük miktarlarda gerçekleşmiştir (Çizelge 4).

Çizelge 4. Türkiye Lif Pamuk Dış Ticareti

Yıllar
İthalat
İhracat

Miktar

(ton)
Değer

(1000 $)
Miktar

(ton)
Değer

(1000 $)

1994
147.059
238.970
27.150
31.365

1995
182.702
381.199
3.614
7.388

1996
166.785
299.793
77.372
125.990

1997
356.915
628.662
38.646
60.025

Kaynak: DİE

Pamuk ülkemizde tekstil ve yağ sanayiinin önemli bir hammaddesi olması yanında, harp sanayii için de önemli bir üründür. Tohumu (çiğit) bitkisel yağ üretiminde kullanıldıktan sonra, arta kalan küspesi yüksek protein içeriği dolayısıyla hayvan yemi olarak büyük önem taşımaktadır. Pamuk üretimi ile yaklaşık 200.000 üreticinin ilgili olduğu tahmin edilmektedir.

Türkiye’de pamuk üretiminin büyük bölümü özel sektör (tüccarlar ve çırçır fabrikaları) tarafından satın alınmaktadır. Pazarlama organizasyonunda yer alan diğer önemli bir kuruluş Tarım Satış Kooperatifleridir. Birliklerin piyasadaki pazar payları yıldan yıla değişmekle birlikte son yıllarda % 13-24 arasında seyretmiştir. Pamuk alımı yapan birlikler TARİŞ, ÇUKOBİRLİK, GÜNEYDOĞU BİRLİK ve ANT BİRLİK’dir. Birliklerin pamuk alımları kendi adlarına olabildiği gibi, hükümet tarafından görevlendirilmeleri durumunda destekleme alımı şeklinde de olabilmektedir.

Ülke ekonomisindeki stratejik önemi nedeniyle ülkemizde pamuk üretimi çok eskilerden beri teşvik edilmektedir. Bu bağlamda 1966/67 sezonunda pamuk destekleme kapsamına alınarak taban fiyat uygulanmasına başlanmıştır. Böylece piyasa fiyatının belirlenen taban fiyatın altına inmesi engellenmeye çalışılmıştır. Ancak uygulamada ortaya çıkan çeşitli sorunlar ve Avrupa Birliği Ortak Tarm Politikasına uyum dikkate alınarak, 1993/94 sezonunda “prim sistemi“ uygulamasına başlanmıştır. Bu sistemde üreticilerin eline geçmesi istenen bir Hedef Fiyat ile bu fiyatın altında bir Müdahale Fiyatı belirlenmekte ve bu iki fiyat arasındaki fark üreticilere prim olarak ödenmektedir.

(*)Bu bölümde yeralan üretim tekniğiyle ilgili bilgiler büyük ölçüde aşağıda belirtilen kaynak kitaptan yararlanılarak hazırlanmıştır.

Kaynak Adı:Prof. Dr. Oktay GENCER, Genel Tarla Bitkileri, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ders Kitabı No:42, Adana.